Dünya Gençlik Kampı (Vol. 1)

Kampa ilk annemin zoruyla, ağlaya ağlaya “gitmiceeeemmm” nidaları eşiğinde vardığımda sanırım ilkokul 5.sınıfa gidiyordum. Babam bir yandan Çanakkale-Güzelyalı’ya doğru araba kullanırken, bir yandan da anneme “ya bıraksana kızı, gitmek istemiyorsa gitmesin” derken, annem “kesin sesinizi sadece bi gidip bakıcaz ben illaki bırakıcam demiyorum önce bi gidip bakalım” diye bizi susturuyordu.
Malum biz anaerkil bir aile olduğumuz için  ne kadar vızıldanırsak vızıldanalım  hep annemin dediği oluyordu:)) Dolayısı ile yırtınmam hatta tepinmem boşunaydı. Kendimce, bu bana karnemde gelen zayıf için verilen bir cezaydı. Ne işim vardı  bilmediğim yerde, başka insanlarla birlikte,kamp adı altında??  Hem bizim yazlığımız vardı, orada bir sürü arkadaşım vardı. Ben gidip onlarla oynardım. Niye ille kampa gitmek zorundaydım ki?

Böyle düşüncelerle  yollarda savrula savrula Çanakkale -Güzelyalı’ya geldik. Tabii o zaman, bu kadar yaygın internet olayı yok. (Hatta o zaman internet bile olmayabilir, pek emin değilim.) Dolayısı ile gideceğimiz yer hakkında hiçbir görsel veya yazılı  araştırma yapılmamış, okula gelen kamp yetkililerinden alınan bilgiler annemin aklına yattığı için biz düşmüşüz yollara…

Tarif edilen yerde,  bizim kampa gelmeden hemen önce, Kızılay’ın kampı varmış.Biz de yanlışlıkla oraya girip durumu görünce yine  başladım gitmiceeeeemm diye ağlamaya. Annem de “kızım salak mısın ben sen zaten böyle yere verir miyim bi dur gidelim bakalım” diye yarı tehdit,yarı teselli vari konuşurken bizim kampın (Maaşallah 31 yaşıma geldim ama hala bizim kamp:)) girişine geldik. Sahilde deniz kenarında 4 veya 5 yıldızlı bir otel. konuk odaları 3-4 katlı binalar, ayrıca tek katlı birde sosyal alan binası var… ana binada yönetim ofisi, resepsiyon,yemekhane, oturma ve oyun alanları falan var.

Neyse efendim biz içeri girdik…Benim gözler ağlamaktan davul gibi, babam arabada bekliyor ( dışarı bile çıkmamış düşünün yani:)) Ortalıkta in cin top oynuyor. Buranın sorumlusu kim diye soruştururken gözüm yemekhane salonunda tavana asılan disko topuna çarptı. (bu arada susmuş ve etrafı meraklı gözlerle incelerken bu topun burda ne işi var diye düşünüyordum) Sonra içerden Ubeyd Bey  (Ubeyd Korbey) ile Atilla Bey (Atilla Atalay)  çıktı.  Bizi gayet güzel, güleryüzle karşılayıp, tesisi gezdirip, bilgi verdiler. Ben normal olarak bu kadar keyifli ve sevecen karşılama ile birlikte tesisin de güzelliği karşısında afallamış olarak can alıcı sorumu sordum…
– Peki madem burası kamp niye kimse yok?
Bana verdikleri cevap : Bu gün kampın son günü olduğu için bütün öğrenciler tekne turuna çıktılar ve biz şu anda gördüğün bu salonu  veda partisine hazırlıyoruz. Akşama eğlence olacak,diskomuz var…

Veeeeee ben anında anneme dönüp;  “Tamam ben burda kalıcam” dedim. Annem de ” Hayır, şimdi geldik, baktık gideceğiz, sen 1 hafta sonra geleceksin buraya” dedi.
Ama  bir hafta bana o kadar uzun gelmiş olmalı ki “Hayıııırrrr şimdi kalıcam, gelmicem ben” diye söylenmeye başlayınca Atilla Bey, benim yanıma eğilip  “Bûyacım, bu gün bu kampın son günü, sen şimdi annenlerle gideceksin, biz yarın ve öbür gün buraları senin geleceğin kamp için hazırlayacağız. O sırada zaten kimse olmayacak ve sonra siz geleceksiniz “demişti de hiç bir şeyi kaçırmayacağıma ikna olmuştum:)))

Geri dönerken aklım orda kalmıştı, ama, ne önemi vardı ki zaten 1 hafta sonra geri gelecektim…
Tabii okuldaki not istemine göre bütünleme sınavına girmek durumunda kalınca, kamp başladıktan birkaç gün sonra gitmek zorunda kalmıştım:))

Bu hikaye burada hayatta bitmez…O yüzden parça parça anlatmaya karar verdim:)
Bu arada Dünya Gençlik Kampı‘nın linki burada. Şimdi  Atilla Bey’in oğlu Erkan görevi devralmış, bu keyifli kamp organizasyonunu başarılı bir şekilde götürüyor.

Reklamlar

3 responses to “Dünya Gençlik Kampı (Vol. 1)

  1. Buyişim hatırlıyormusun? en uzun kamp olan 21 gunluk uludağ kampının ılk haftasında telefonda aglayarak SİZİ ÇOK ÖZLEDİM demiştin,bizde babanla arabaya atlayıp taa o yolları tepmiştik.camp klubun sizleri GRAND YAZICI otelde agırlarken bızım gıbı cocuklarını merak edip gelen veliler ıcın de YAZICI oteli ayarlamış.(aramız sadece 3 dk) .biz oraya yerleştik,akşam yemeğini de bizi özleyen kızımızla birlikte yeriz diye düşünerek mangal partisi hazırlatıyorduk.sen koşa koşa gelip boynumuza sarılıp,öptün ve anında bızım orda akşama parti var,beni beklemeyin deyip arkana bile dönüp bakmadan koşa koşa gittin :)))sen hatırlıyormusun bilmem ama ben hiç unutmadım.)))

  2. :)) hatırlıyorum tabii, yıllarca söylendin durdun, senin için o kadar yol geldik de iki dakka yüzümüze bakmadın döndün kıçını gittin diye:P

  3. Geri bildirim: Her şey zamanında gelir | kelimeperisi·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s