Sabah Seramonisi…

Sabahları erken kakmak çok şükür ki Uğurcan için sorun değil, kapıdan çıkmadan 15 dakika önce onu uyandırmam yeterli oluyor giyinmesi için… Çok güzel uyanan bir çocuk bir kere(e tabi annesinin şarkılarla ve öpücüklerle neşeyle kaldırması da etkili sanırsam:)  Genelde uyanınca önce bi kucaklaşıp sarılıyoruz birbirimize, günaydın diyoruz.
Tuvalet nazını evde bize yaptığı için her sabah çiş var mı sorusuna aldığım klasik “hayır” cevabından sonra keyfi yerindeyse yüzünü yıkıyor, yıkamak istemezse inatlaşmıyorum.  yoksa sabah sabah inat damarına bastınız mı çok huysuzlaşabiliyor:)) Kendimde öyle olduğum için gayet iyi biliyorum. O yüzden  onun sınırlarına mümkün mertebe geçmemeye çalışıyorum. Neyse tuvalet ve yüz yıkama faslını geçtikten yada geçemedikten sonra hemencecik giyiniyoruz ve  bu esnada sabahın bir başka klasik sorusu “Nereye gidiyoruz anne?” ile karşılaşıyorum:))
Şimdi okula desem okula gitmicem diye tutturacak… senin işine gidelim diyecek .. O yüzden artık taktik geliştirdim:) Cevap olarak “nereye gitmek istersin?”  yada “Sürpriz bil bakalım nereye gidiyoruz” yada dışarıda kar yağmışsa “aaa kar yağmış hadi gidip arabayı temizleyelim” diyorum.  Bu ara okuldaki arkadaşı Kuzey’i Uğurcan’dan sık sık dinlediğim için “hadi kalk Kuzey aradı okula gidiyorlarmış, Uğurcan da gelecek mi diye sordu ” diyorum. Ve işe yarıyor bizimki uyku sersemi yatakta dikiliyor:
–  hani nerde? kuzey nerde anne? 
-okula gitmek için yola çıkmış, hadi bizde çıkalım bakalım kim önce gidecek
-tamam.
Giyindikten sonra koştur koştur babamızı uyandırmak için öpmeye gidiyoruz, öpüp uyandırıp kaçıyoruz:)) 
Ve  mutlu sona ulaşıyoruz kapıdan ayakkabıları giymek için sokak kapısını açınca 2 gündür apartmanın kedisi bizim 4. kattaki kapının önünde sanki içeri girmek için an kolluyor:)))
Eskiden Uğurcan seveceğim diye kuyruğunu falan çekmeye çalışırdı, artık biraz daha büyüdüğü için sevmesini öğrendi:) Kediyi görünce bizimki çok mutlu:)  aaa bak bana gelmiş diyor. Çömeliyor yere, kedi geliyor Uğurcan’a tüylerini süre süre sevdiriyor kendini. Bu ara bizim asansör bakımda olduğu için kedi ayaklarımızın altında dolana dolana 4 katı merdivenden iniyoruz.  
Uğurcan’ı arabada arkaya oturttuktan sonra(bu arada artık araba koltuğu kullanmıyoruz çünkü bizim adam oturmuyor daha da fenası otursa bile kolu emniyet kemerine yettiğinden yolda giderken birden kemeri açıp iniyor :((  bende Allah korusun bir kaza  yada ani bir fren anında bir koltuk üstüne düşmesin diye  çıkarttım koltuğu. Onun yerine arabayı daha yavaş araba kullanıyorum)  okula doğru yol alırken tren yolunun üstünden geçerken eğer o sırada tren geçiyorsa trene günaydın diyoruz:) bu selamlama fasılları benim çok hoşuma gidiyor , kediye, trene, gökteki kuşlara akşam olunca ay dedeye selam yoluyoruz:)))
okul sapağına gelince artık yolları tanıdığı için okula gitmek istiyorsa problem yapmıyor ama istemiyorsa yaygara kopuyor gitmicem diye. Tamam bende kalacağım biraz diye diye okula giriyoruz. 
Ve ben gerçekten biraz kalıyorum yanında… Çünkü ilk seferinde kalıcam deyip, öğretmenlerin, tamam siz gidin artık dediğinde ve ben onları  dinleyip gittiğimde, oğlumun bir başına kalıp yanında güvendiği birini arayıp bulamadığını düşünmek bana çok feci bir vicdan azabı yaşatmıştı. Bir daha habersiz hiç kaçmadım. Öğretmenler ne derse desin…
 Neyse çok uzatmayayım her sabah ayrılma krizleri yaşadık, her seferinde  okulda bizi ışıl ışıl güleryüzleriyle karşılayan Çiğdem öğretmen ve Leyla Teyze’nin Günaydınlarına  “günaydın demicem işte”‘yle karşılık veren oğluma “tamam o zaman gel  iyi akşamlar diyelim” diyerek neşeli ve eğlenceli bir şekilde cevap verdim. Bazen maymun gibi kollarını ve ayaklarını boynuma doladı inmedi üstümden,bazen sadece yanımdaki bankta koluma tutunu oturdu. Ben ve öğretmenleri her seferinde ona  akşam geleceğimi, onun yuvada çok güzel oyunlar oynayacağını anlattık.. Her seferinde (bazen inatla ağlasa da) sağlam bir duruşla öğretmenine teslim ettim. Bana camdan bakıp el salladılar, öpücük gönderdik birbirimize:) 
Son zamanlarda çok iyi… Artık yanında uzun kalamayacağımı biliyor, illa gitme diye tutturmuyor. “Birazcık kalabilirsin ama sonra birazcık gidebilirsin” diyor:)) İllaki sabah gidince montunu ayakkabılarını ben çıkartıp , patiklerini ben giydireceğim… 
Tabii bizden önce gelen başka öğrenciler varsa bu veda kısmı nispeten daha hafif atlatılıyor:)) Hatta dün beni uğurlarken öptükten sonra çantamı alıp bana verdi:)))
Zaten son birkaç gündür  dediğim gibi keyifle gidiyor. Gittiğimizde hele birde 4 yaş öğretmenlerinden Serda öğretmen varsa değmeyin keyfime:) Bana yapışıp içeri giren adam bu sabah Serda öğretmeni görünce daha bahçede elimi bırakıp kollarını açarak koştu Serda öğretmenine:))) Çok sevişiyorlar ikisi maşallah:))))
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s