Kim Kiminle Nerde Nasıl?

Çocukken böyle bir oyun vardı bilmem hatırlar mısınız?

4 kişiyle oynanan bir oyun, herkes kağıda birinin (ünlü/ünsüz farketmez) ismini yazar, sonra kağıdı yazdığı kısmını katlayıp yanındakine veri o da başka bir isin yazar, yine aynı şekilde katlanıp yandakine geçirip bu sefer bir yer ismi yazılır, yine katlanıp yandakine geçirilir ve en son bir aksiyon yazılır .en son her kağıt teker teker açılıp hayal gücünün sınırlarında dolaşılıp yazılanlar kahkahalar eşiliğinde okunurdu.

Sonuç mu?… Bakkal amca Ayşe teyzeyle damda kağıt oynarken görüldü…  ya da… Ali ile Mehmet  Fatma teyzelerde çamaşır asıyordu…:)

Çocuk aklıyla çok eğlenirdik biz.

Aslında  konumuzun oyunla bir ilgisi yok ama hazır başlık atmışken bu oyundan da bahsetmek istedim, belki ilerde bir gün teknolojinin, play station ve bilgisayarların olmadığı bir zaman çook sıkıldım diye vızıldayan çocuklara bu oyun öğretilip çok daha yaratıcı cevaplar bulunur:))

Ben çocukken yazlıkta çok canım sıkıldığında ve evde canım sıkılıyor diye vızıldandığımda annem  bana 5 taş oynamayı öğretmişti. Onlarda çocukken oynarlarmış. Oyunu öğrendikten sonra yuvarlağa yakın düzgünlükte 5 taş bulup onları sedefli beyaz ojeyle boyamış ve oyun taşı yapmıştım:) 32 yaşındayım ve o taşlar hala evde…Saklıyorum:)

Gelelim konumuza…

Takip ettiğim, okumaktan keyif aldığım bazı siteleri yazmak istedim , yazmaktan ziyade kimi nereden tanıdım kısmından bahsetmek istiyorum asıl, çünkü çok okuduğumda bir süre sonra ne yazık  ki  o kişiyi okumaya nereden başladığımı hatırlamıyorum. Bazen cidden balık hafızalı oluyorum…

O yüzden unutmadan yazıyorum belki sizde okumak istersiniz  ki güzel insanlar birbirini bulsun, paylaşsın …

O.C.Küçük :   Özge Cananne ve okanicinpolisiye bloglarının sahibi.

Aslında onu ben değil o beni buldu sanırım 🙂 bir gün esip twitter kilidimi kaldırdığımda  takip edenlerde gördüm adını kimmiş bu diye baktım. Genç ve güzel bir  anne aynı zamanda  ingilizce öğretmeni. Bloguna şöyle bir göz ucuyla baktım, çocuklarla yapılacak eğlenceli aktiviteleri yazmıştı. İlerde  dönüp tekrara bakarım diye yazdım bir kenara..

Şimdi şurada bir parantez açayım,  hem facebook, hem  twitter hesaplarımı hep kilitli kullanıyor  olmamın sebebi içinde  hem çocuğumla, hem ailemle ilgili resimlerim,bilgilerimin var olması. Kendimle ilgili zaten bir derdim yok ama oğlumun resmini abuk sabuk bir yerde görmek istemiyorum. Açıkçası tek derdim bu. O nedenle zaten facebook arkadaşlarımın hepsi hayatımın bir yerinde birlikte vakite gecirdiğim, yüzyüze tanıştıgım, birlikte okula gittiğim, yada birlikte çalıştığım bizzat tanıdığım insanlar.Kısaca fb’de  (yani facebook) kişiyi sayfana eklemezsen canını sıkacak bir durum yaratmıyor.

Twitter sistemi bundan biraz daha farklı, daha açık. Tanımadığın kişiye bile mesaj atabildiğin bir yer. Herkes tanısın tanımasın birbirini takip ediyor. Şu aralar pek popüler ama 10 sene sonra pek bi anlamı kalmaz muhtemelen:)

-Kendimi bi an bundan yüzyıl sonra batan bir gemiden bulunan seyir defterini yazan bir kaptan  gibi hissettim şu an:))-

Dolayısı ile twitter kilidimi açmıyorum. Ne kadar abuk sabuk insan varsa geliyor, onu da geçtim, tanımadığım insanlar beni niye takip etsin ki? deyip kilidi açtığımın ertesi günü yeniden kilitledim (evet paranoyağım biliyorum:) sonra da beni takibe alan ve şahsen tanımadıklarımın hepsini engelledim.  Yine bir tek Özge’ye dokun(a)madım.  Daha sonra Özge’nin Okan Bayülgen için yazdığı kısa polisiye hikayelerinin linkini çok sık paylaştığı bir ara, neymiş acaba diye baktım, başta çok karışık gelmişti ( ya da benim kafam çok karışıktı anlayamadım)  hmm sonra bakarım deyip yine kapattım.

Olayı kısaca anladığım kadarıyla aktarayım. Efendim ben çok Okan Bayülgen hayranı değilim. Belki olabilirim bilemiyorum çünkü, benim uyku saatimle onun program saati çakıştığından çok nadir olarak seyredebiliyorum.  Ve açıkçası programını baştan sona hiç seyretmişliğim de yoktur, uyku Okan’dan daha tatlı geliyor  bana 🙂  Ama adam zeki ve  dobra, ayrıca güzel program yapıyor. Dahası gençlere çok destek veriyor…

Günlerden bir gün, Okan Bayülgen, programında neden bizde polisiye yazan yok , kısa polisiyeler yazın dizi yapalım deyince Özge başlamış yazmaya…

Okan için yazdı ama ben okudum:) Açıkçası da çok keyifli yazmış. Korku filmi falan sevmem ben, korkarım, seyrederken tırsarım, koltukların tepesine falan  çıkarım, rüyalarıma girer. Sevmem…

Ama o ölüm kalım sonrası katilin yakalanma kısmı hep ilginç gelmiş olsa gerek ki CSI Miami, NCIS, Criminal Minds dizilerinde resmen transa geçerdim.  Özge’nin tarzında da ben Criminal Minds kokusu aldım. Kısacık, çarçabuk bir nefeste okunan şahane kurgulardı.

Çok sevdim ben… Dahası, Özge, istediği gibi, hikayelerini Okan Bayülgen’e ulaştırdı, şimdi gerçekten onun için yazıyor:)  Özge için çok seviniyorum, çok  istediği birşeyi elde etti. Dahası çok severek yapıyor.

Haa bu arada twitterda da bolca  yazıştık tanıştık kaynaştık:))

(Bazen teknoloji zarar yerine çok güzel arkadaşlıklar da getirebiliyor ama yine de temkinli olun siz)

Gelelim İzmirli Görkem’in Rüzgarlı Günler ve Geceler‘ine 🙂

En başta yazdığım , okudukça içselleştirdiğim bloglardan biri bu. Görkem’in oğlu Rüzgar için yazdığı keyifli, samimi ve annece bir blog. Yazdıklarını, okuduklarımı sevdim ben.. Görkem’in blogunu nerde görüp okumaya başladığımı hatırlamıyorum.

Belki Secce’nin (ona az sonra gelicem) yaptığı yorumlardan keşfettim ya da internet anneleri grubundan… Dedim ya çok keyifli, her anne gibi , her çalışan kadın gibi yaşadıklarımızı yazıp yaaa bende de böyle , bizim çocuk da bunları yapıyor diye okuyorum rahatlıyorum ne yalan söyleyeyim:)

Bir de Görkem sayesinde Deliaanne yi keşfettim. Gerçi ben geç buldum, ben okumaya başladığımda O çoktaaan terk-i diyar eylemeyi kafaya koyup taa İskoçya’ya yerleşmek üzere yollara düşmüştü.  Aslında ismini daha önce de duymuştum ama profil resmi için seçtiği görselden tırsmıştım azıcık:) Hem adı deli hem görseli kızgın, neme lazım uzak durdum:))) ama şimdi bakıyorum da belki de okuma zamanım şimdiymiş…

Ve Secce… birkızbiroglananası  Aslında adı Selcen… nasıl okursan öyle hatırlarsın derler ya (ben dedim) büyük ihtimalle bir gün tanışsak bile adı Secce kalacak bende:) Amet ve Mekke’nin biricik annesi. Çıldırmanın eşiğine ramak kaldığında o yazıyor  paylaşıyor bende gülerek  okuyorum. İkiz annesi olmak bu kadar zor olsa da , Secce bu kadar çok yeteeeerrr diye bağırsa bile herşeye rağmen onu okudukça insan keşke bir de ikiz doğursaydım diye düşünmeden edemiyor.  (sen daha birine bakamıyorsun ikizi napıcaksın derler adama ya neyse 🙂 )

Secce’yi de ne zaman okumaya başladığımı hatırlamıyorum ama ruzgarlıgunlervegecelerle aynı zamanlardaydı sanırım.

Ve İpek yada blog adıyla A Blog Daire 6  O’nu da Secce’ye yaptığı yorumlardan keşfettim. İyi ki etmişim, herşeyi didik didik araştıran aslında bize çokça lazım olan ama kimsenin oturup yazmadığı şeyleri yazan  biri… Mesela, Nikah davetiyesini  nasıl yazılır, toplanan mavi kapaklar nereye gidiyor..vs:)   beğendiklerini yazdığı gibi beğenmediklerini de yazıyor, net yani:))  birde annem gibi bolca ıvır zıvır alıp deneyenlerden, ama kendi icatları da var.. kesinlikle pratik:))

Şu an aklıma gelenler bu kadar. Zaten günlük olarak anneboyutu  ve diğer annelik bloglarını okumaktan kendi bloğumu yazmaya vakit bulamıyorum. O yüzden beni burada bulamazsanız nerelere bakmanız gerektiğini yazdım yukarda:))

Yazı yazmak ciddi zaman istiyor, okumaktan yazmaya fırsat bulabilirsem daha çok yazıcam inşallah… Tabii aralarda da çalışmam gerekiyor..

Haydi sağlıcakla kalın… Güzel insanlar güzel insanları takip etsin, hayat daha güzel olsun…

Not:  Son bir tane daha (ama aslında ilklerden) :  üff değişik  ne yemek yapsam dediğimde Sedef’im yetişir imdadıma hep:)   Kendisine Meteninyemekgunlugu  ya da Anne Boyutu’ndaki  LezzetinGölgesinde  sayfasından okuyabilirsiniz.  Sedef’i yeni keşfetmedim o yüzden yukarıdaki listede yok , ama bilin istedim yine de:))

Reklamlar

3 responses to “Kim Kiminle Nerde Nasıl?

  1. Onur duydum, gururlandım, gülümsedim, havalara bile girdim azıcık 🙂 Çoook teşekkür ederim, harikasın! Sözünü ettiğin o hatunların da hepsi harika 🙂

  2. vaaayyy çok teşekkür ederim. bebelerlden fırsat bulup okumam o kadar uzun zamanımı aldı ki. iki çizgi film arası iki cümle, çiş molasında bir cümle, ağızlarına yemek tıkarken üç cümle.. nihayet bitirdim. manyak doping oldun bana. tekrar teşekkür ederim

  3. aman efendim zahmet olmuş,mahcup ediyorsunuz…
    oyunlar icin tesekkurler. sirf bu konuda bir blog olmali, gecen gece 40 yaş üstü bir dolu bunak “kukalı saklambaç” ve “toplu saklambaç” arasındaki farklardan girip kapistik. unutmusuz…
    facebooka ya da herhangi bir yere fotograf koymayacak kadar paranoyak biriyim, daha uc ay once ilk defa profilime kendi resmimi koydum. daha once kahve fincanı vb vardı. cok tehlikeli buluyorum interneti..
    Bu konuyla ilgili odev: kosinski: boşluk …..
    twitter ise hic yok bende. begenmedim ilk gordugum gunden beri, ben blogger olarak dogmusum…
    ota .oka blog acanların kirlettiği nette, soyle adam akilli, agiz tadiyla okunacak, kafada kalacak yazilarini yayinlayan insanlarla tanısmak cok guzel. cok farkli. yan yana gelsek birbirimizin kiymetini bilemeyiz ama blog bizi birbirimize ulastiriyor..
    hürmetler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s