Semt pazarları ruha iyi geliyormuş…

Bu gün  ofiste ortalık  biraz sakin.. hadi yazalım o zaman:)

Dün internette Görkem  ufak bir pazar muhabbeti başlatmış ve  her pazar muhabbetinde olduğu gibi yine benim burnumun direği sızlamıştı:))  Yıllarca Erenköy’de oturmuş ve  her perşembe kurulan Perşembe pazarına gitmiş biri olarak,  evlendikten ve çalıştıktan sonra mecburi olarak pazar alışverişi, yerini  market ve avmlere bırakmıştı… Karnımızı doyurmak için mecburen yiyecek alışverişi yapmak lazımdı ve pazarın görsel sunumu ve doyumu ile market kıyaslanamazdı. Markette seçme sanşınız yoktu ve dahası eğlenceli değildi… Giysi  kısmı ise mecburen   devasa alışveriş merkezlerine (AVM)  gitmeyi mecbur kılıyordu, lakin sokakta gördüğünüz ama üstünüze göre birşey bulduğunuz ama fiyatını  beğenmediğiniz bir şeyi en azından avmlerdeki farklı mağazalardaki seçenekler ve  indirim fırsatları vs. ile değerlendirebiliyor  olsak da hiçbir bana pazarda gezmenin doyasıya keyfini yaşatamıyordu.

Kış aylarında pazarlar hava  erken karardığından,  çok erken toplanır, yaz aylarında ise; işten çık çocuğu al, parka git, eve yetiş yemek varsa ye, yoksa yap sonra çocukla oyun oyna, banyo, çamaşır…. vs . bitmeyen işler silsilesinden dolayı pestil vaziyetinden pazara gitmek aklıma bile gelmezdi.(Taa ki düne kadar)

Geçen yaz, evdeki tüllerden sıkılınca soluğu bizim outlet perdecilerde almış ve ona rağmen duyduğum fiyatlar karşısında şok olmuştum.  En son bizim şirketçe otelin perdelelerini yaptırdığımız perdeci hanım’a gittim. Yeri Bağdat Caddesinde olmasına rağmen bana cadde fiyatı çekmedi çok şükür. Outlet firmalarında sadece dikiş hariç verdikleri tül fiyatını perdeci hanım bana herşey dahil vermişti. Üstelik de ödemeyi nasıl ve ne zaman istersem öyle yapmam şartıyla.. Yani  aslında keyfe keder peyderpey ödeyecektim. Lakin   sırf salonun  tülü için belirlenen 850 TL bile, bence, parça parça ödense bile çoktu… Dikkatiniz çekerim bu sadece tülün fiyatı. Ne kalın perdesi  ve ne güneşliği…

1000TL ev kirası ödediğim evin salonuna kafamı kesseniz 850 liralık lik tül perde takmam ben. Zaten öyle çok ahım şahım perde olayından da çakmam.  İçeriyi çok karanlık yapmasın dışardan içerisi görünmesin falan bana yeter.

Evimdeki perdeleri, biz apar topar evlenirken ablamdan almıştım. Taş gibi perdeler, ablam ilk evlendiğinde kullanmıştı sonra o perdeler bana geldi… Tabii düşünün ben8 yıllık evliyim.. perdeler kaç yıllık?

Ama perdeleri takmıştım kafaya bir kere,  zaten birşeyi kafaya takamaya göreyim milleti yer bititirim, o mu olsun bu mu olsun, nerde kaç para… Bazen ben  bile kendime dayanamıyorum bu gibi durumlarda ama sanmayın ki bu kadar araştırma sonucunda, her şey bitip aldıktan sonra pişman olmuyorum:))

Aksine,  sanki alay eder gibi, iki gün sonra istediğimden yada yaptığımdan daha güzeli geliyor karşıma… o yüzden acele  etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum. Elbet bu dünyada benim evime, zevkime, keyfime göre perde bulacaktım:)

Lakin bendeki bu aceleci bünye evdeki perdelere baktıkça daralmaktaydı… Annem bir gün izin al  git pazara bak yada hazır perdecilerin önünde de  hazır halde satılıyorlar, onlara bak diyordu. Bir gün  Derya ile konuşurken, bana Bauhaus da çok uygun fiyatlı kumaşlar olduğunu üstelik gayet de uyguna diktiklerini söyleyince   iş çıkışı oğlumu da kapıp dosdoğru Bauhaus’a gittim. Zaten Bauhaus’un arka tarafındaki otelde merkezdeki arkadaşım ve oğlumun manevi halası İlknur  vardı, O da iş çıkışı gelirdi birlikte seçerdik.

Gerçekten de bir sürü renk renk kumaş, çocuk odası perdeleri, ona uygun tüller  falan.. . Herşey süper, çeşit çok, dikim uygun lakin 1 haftada teslim ediyorlar. Ben bu sürede bekleyebilir miyim?

Hayır tabii ki…

Bazen anlamsız ve ümitsiz bir şekilde bir şeyi o an olması için tutturabiliyorum , öyle ki beklemektense tümden vazgeçebilyorum, bütün hevesim kaçıyor … o derece

Gelelim perdelere ben sürekli bi  tülden bi tüle koşturuyorum bi yandan da adamlarla hemen (hatta mümkünse o akşam) alabilmenin pazarlığını yapmaya çalışıyorum ama bezgin arkadaş oralı bile değil.  Bu sırada benim her çilemi çeken  ağlama duvarım İlknur yetişti:))  Perde reyonunun ortasındaki standda bulunan paketteki hazır perdeleri farketti.

En-boy bilgileri zaten  paketin üstünde yazıyordu, desen ve renk yine şeffaf poşetten görünüyordu, ee perdenin ucuna takılan o minik zımbırtıları yeri de vardı… Sadece o adını bilmediğim minik zımbırtılardan alacaktık ve eve gidip takıp yepyeni perdelerime kavuşacaktım.  Daha ne olsun ki benim gibi sabırsıza… Ü stelik tülün bir paketi 40 lira civarındaydı.  Sadece bir tarafı 3.70 eni olan camıma, salonuma, oğlanın odasına ve arka oda için aldığım tüller,  perde ucu zımbırtılarıyla birlikte sadece 250 lira tutmuştu:))

E  İlknur’da bana gelip o uçları takmama yardım edecek ve perdeleri hemen bu akşam salonda sallandıracaktım:) Değmeyin keyfime… Hepsini alıp çıktık…Koştura koştura eve geldik, bende biraz  yapayim diye peşimizde dolanan oğlumun önüne koyduk perde uçlarını biraz o taktı, gerisini biz… Sonra da perdeleri astık:)) Ta taaamm ….

Şöyle bir sorunumuz vardı, perde boyu azıcık uzun gelmişti, üstte uçları takmak için  3 farklı boy vardı ama biz acemiler bilmediğimizden en üste takmıştık, açıkçası sökmeyi de gözümüz yemedi:) Belki yıkanınca çeker umudu taşıdık ( ki çekmedi)

Haa sanmayın ki bu rakama ve bu kadar koşturmacaya aldığım tüller şıkır şıkır salon tülü.. Yok valla değil   bildiğin kareli yazlık evin perdesi tarzında basit birşey…

Zaten malum,  evde bir çocuk  büyürken bilumum yemek menusu  yada parmak boyası bi  şekilde hep tüllere de nasip oluyor. Yani bizim evimizde öyle oldu.

Allah’tan bizim kuzu zaten biraz daha büyüdü  de yemeğini artık  kendi kendine yiyebiliyor da  perdeler devre dışı kaldı 🙂

Geçenlerde yine kurtlanıp perdeleri yıkamak için sökünce arka odadakini salona, salondakini arkada odaya götürüp taktım.  Süreli birşeylerin yerini değiştiriyorum ben ve cidden bir evde , aynı  düzenlemeyle  18 yıl yaşayanları anlayabileceğimi sanmıyorum. Her ev temizliğinde, evin şekli değişiyor bizde.  Hep hafif ve kolayca ittirilebilecek şeyler seçiyorum eşya olarak:))

Perdeleri yıkadık, derken oğlanın odasına da daldım. Yatağın parmaklıklarını söktüğümden beri yatağında değil benim koynumda yatıyordu . Bu hızla bir de onun da odasını şeklini değiştirdim. Koca giysi dolabını çekemeyeceğim için yatağının yönünü değiştirdim, perdesine de el attım tabii kaçar mı? Bu sırada evdeki camlar da elden geçti:)

(Not : Cam silme için asla cama çıkamam o yüzden camlarım eğer uzun zaman temizliğe Fatma teyze gelmemiş ve ben kendim yapmaya çalışmışsam genelde kolumun yettiği yere kadar halledip ammaaan kim görecek der çekerim tülü:) Perdeyi açtığım yerdeki cam dışarıyı görmeme engel değilse hiç sorun yok:)  O yüzden genelde arabadaki silecekler tarzı bir iz kalıyor camımda :))  Cam silmek için aldığım hiç bi aparat da beni memnun etmedi.  Lakin  öye birşey keşfettim ki…. Hani sırt keselemek için aldığımız saplı lifler var ya.. Hah işte onun ucuna bezi  önce sabunlu bez, sonra kuru bez…. en pratik cam silme olayı…lifli kısım zaten yumusak olduğu için cama istediğiniz kadar bastırabiliyorsunuz, dengeniz bozulmuyor, sapı uzun olduğu için oldukça uzağa da yetiyor:)))  Tavsiye ederim)

Neyse bu ara nottan sonra bu da oğlumun odasının yeni hali…

Sonuçta perdeler dünkü pazar gezisinden sonra yine gözüme batmaya başladı, hele ki şıkır şıkır tülleri pazarda 40-60-80 lira civarında (hemde tam istediğim kısa boyda) ve takmaya hazır halde bulunca… koştur koştur bu perdeleri aldığıma yandım. Neyse ilerde bi yazlığımız olursa bu perdeler oraya gider. Bende bundan sonra her çarşamba (kışa kadar) iş çıkışı pazarı turlayayım.

Dün Erenköy pazarına gitmeye üşendim Küçükyalı pazarına daldım. Ama pazarın hası Erenköy’de… Sosyetik Ulus pazarı halt etmiş yanında … ama sonuçta pazar gezmek benim ruhuma iyi geliyor, ona karar verdim…

Reklamlar

21 responses to “Semt pazarları ruha iyi geliyormuş…

  1. İş güç pazara zaman kalmıyor hemde eşim pazar gezmekten hiç keyif almıyor mecburen çoğu ihtiyacımız için marketten alışveriş yapıyoruz. Ama demişsin ya pazar başka ruha iyi geliyor hakkaten öyle, ben acaip keyif alıyorum. Ama hiç perde almaya cesaret edememiştim, aklımda bulunsun 🙂

    • adamlara ölçüyü söylüyorsun çeşit çeşit sunuyorlar vallahi… kredi kartı da geçiyor,pazarlıkta yapıyorlar.E daha ne olsun di mi? ben en son teyzemin mutfak perdesine bayılıp aynısından kendime de aldırmıştım:)))

  2. 559 tam olarak nedir?
    *-*-
    bence, takma kafana, uzun olmasi daha zengin gostermis.
    *-*-
    pazarlar komple yeryüzünden silinse aramam herhalde.
    hiç hazzetmem pazardan.
    kalabalık, bir sürü kadın, bir başka sürü satıcı adam…
    ne alsam bana yaramadı bugüne kadar.
    benden uzak Erenköye direk yani..
    *-*-
    teleskopik sapli cam sileceği diye birsey aldım. parex marka. daha denemedim ama pratik biseye benziyor

    • 559 mu o ne? nerde yazmışım? uzun perde sevmiyorum sevemiyorum, dışarıyı göremiyorum bana kalsa perdenin ortasını bile oydururum ama salondan bakınca taa yatak odası banyo girişi görünüyor:) üstelik de kışın o uzun tülleri kaloriferin üstüne topluyorum ben:) cinsim anacım bana yaranılmaz…
      Parexin cam sileceğini bende aldım başata hoşuma gitti, ama silerken iz yapıyor, bezle silmek gibi değil…yeni icadımdan memnunum:)))

      • kesin wp şifren filan ha..
        başlık olarak atmışsın
        🙂

        ben de perde sevmem ama daha cok disaridan gorulmeyi sevmiyorum, oyle ki, yatak odasinın camina sticker kaplamistim. hani buzlu cam goruntusunde olan şeyler var ya…

  3. Nedir bu pazar muhabbeti kardeşim giden var,gidemeyen var .Canım çekti valla,bu Ulus pazarı hala var mı ki? Yıllar önce gitmiştim birkaç kere perşembe günleriydi sanırım.Dur bende yarın Bakırköy pazarına gideyim barii 😉

    • valla ben başlatmadım 🙂 ulus pazarından zamanında sağlam kazık yemiştim ertesi gun aldığım şeyin aynısını perş. pazarında görmüştüm… evet evet git pazara .. çok eğlenceli… ama sırf sebze meyve olana değil her şeyin olduğu pazara git:))

  4. kaloriferden de ayrı kıl kapıyorum.
    camin onunu isgal ediyor, perdelerin canına okuyor, onune bir sey koyamiyorsun…
    oysa ne imrenirim amerikan filmlerinde yerden ısıtma var herhalde, camin onune sedirsi şeyler korlar… altı sandıklı şöyle..
    😦

  5. Semt Pazarları Ruha iyi mi geliyormuş ? Keşke bunu yazmadan önce o pazarların sokağında oturan zavallı insanların yerine bir de kendiniz koyabilseydiniz. Haftanın 3 günü Otoparkınız, Ambulansınız, İtfaiyeniz, Cenaze Aracınız olmadan, evinizin rayiç bedelinin 300 metre öteye göre %20 düşük olduğu bir sokakta yaşamak istermiydiniz ?

    • sunmuş olduğunuz sebepler tabii ki anlaşılabilir va haklısınız sizin için çok zor. semt pazarları haftada 1 gun kuruluyor gecesinde de sokakalar temizleniyor diye biliyorum(daha doğrusu görüyorum) dolayısı ile 3 gun olayını anlayamadım. hele ki bahsettiğiniz pazar erenköy semt pazarıysa…yıllarca karşı sokağında oturdum, trafiği ne kadar kilitlediğini,park sıkıntısını gayet iyi biliyorum,yaşadım. ama heleki erenköy pazarı en güzel pazarlardan biridir… ve evet semt pazarları ruha iyi geliyor, sebzeyi meyveyi,peyniri..vs taze taze alabiliyorsunuz. inanın o pazarlar kaldırıldığında ve siz marketlerin beklemiş sebzelerine mahkum olduğunuzda daha iyi anlarsınız bunu…insan kaybetmeden değerini anlayamıyor ne yazık ki…

      • Çarşamba akşamı aracınızı otoparka koyamazsınız, çünki pazarcılar sokağı perşembenin ilk saatlerinde yani 01:00-02:00 civarında gürültülü işgallerine başlayacaktır, o gece mahallede kimse uyuyamaz, çocuklar dahil. Perşembe sabahı 01:00 den 20:00 ye kadar işgal devam eder. Bu süreçte mahallenin ambulansı itfaiyesi cenazesi olmamalıdır. Perşembe günü saat 19:00’da işten geldiğinizde aracınızı yine parkedemezsiniz. Cuma sabahın 02:00’sine dek belediyenin temizleme araçları şiddetli gürültü ile çalışır. Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece mahalleliye yine uyku yoktur. Cuma günü uyandığınızda işe gitmek için yine uzak bir sokakta bıraktığınız aracınızı “inşallah hala yerindedir” diye bulursunuz ve işe gidersiniz. Böylece çileli 3 gününüz dolar.

        Bu çileli durumlar nedeniyle, ne yazık ki evlerimizin değeri %20 düşmüştür pazar nedeniyle. Bölgede enaz 4.000 hane var.. varın siz düşünün bu insanların cebinden çıkan maliyeti…

        Şimdi bu inanılmaz boyutlardaki yıkımın yanında, diğer insanların 2 kuruş ucuza meyveyi almasının esamesi okunur mu sizce ?

        yada şöyle sorayım, o 2 kuruş ucuz sebzenin aslında tanımadığınız başka insanların üzerine büyük acı ve çirkinlikleri yıkarak sofranıza geldiğinin farkına varabilir misiniz en azından ?

        Benim sizin yerinizde olsam bunları bile bile birdaha Erenköy Pazarına gidemezdim açıkçası…

        küçük bir not olarak : bir sürü kıronun anıra anıra satış yaptığı uganda kıvamında bir mekan nasıl ruha huzur verir onu da anlamış değilim.

    • Sonuçta mantıklı olan, çağdaş bir kentte, sorun oluşturan şeyin ortadan tamamen kaldırılması değil, çözüm üretilmesidir. İzmir’de Bostanlı Pazarı’nın sokağında oturuyordum ben de. Aynı eziyetleri biz de çektik. Sonunda imza verdik ve pazar aynı bölgede boş bir alana taşındı. Yine trafik sıkıntısı oluyor ama onun dışında sorun yok.

      • benim bildiğim bir tek salı pazarını başka bölgeye taşıdılar burada, onun dışındaki yerleri taşıyabilecekleri boş alan yok maalesef, olana avm yapıyoruz biz burda:(

      • Size tamamen katılıyorum. Pazarlara değil, pazarların insanların yaşadığı sokaklarda kurulmasına karşı olmalıyız. Bir kişinin bile olsa fiziken temel insan haklarını çiğnemektir çağdışı olan. Yoksa Bostancı’daki gibi sabit pazar yerlerine mesela kimin itirazı olabilir ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s