Disney Müzikaline gittik..

Geçen hafta sonu Tuğba (eşimin ablası) eşime Mecidiyeköy’deki Trump Tower’da oynanan Disney Müzikali için 2 kişilik davetiye verdi.

Müzikali daha önce duymuştum ama açıkçası kişi başı 67 lira olan  bilet parası ödemek pek (pek değil hiç içime sinmemişti.

Lakin oyunun orjinal yurtdışı kaynaklı falan olduğunu sanmıştım yanılmışım.

İCT (İstanbul Çocuk Tiyatrosu) oyuncuları oynuyor. Bilet fiyatları 67,25 – 50,50 – 33,50 TL arasında değişiyor.

Ekranın sağ alt kısmındaki yer şemasına göre en arka sıralar daha uygun ama çocuklar göremez sanıyor  bir an. ama arkalara doğru salon yükseldiği için görüş rahat oluyor. Yine de şema   yanıltıcı sanki,sahne çok uzakta kalmış izlenimi yarattı bende. Şöyle 3 boyutlu falan yapsalardı iyiydi:)

Neyse kalabalık olur mu olmaz mı, rezervasyona gerek var mı diye sormak için aradım. Davetiyemiz olduğunu söyledim.

Pazar günü 12:00  ve 15:00 seansları varmış. 12:00 seansı daha sakin olur dediler. Rezervasyona gerek yokmuş. Peki dedik. Pazar günü kahvaltıdan sonra evden çıktık 11:15 gibi Trump Towers’a gittik.

Bu yabancı isimlerde harbiden çok eğreti duruyor bizde. Sanki Manhattan’da yaşıyoruz da Trump Tower ne yahu! Hadi o bir şekilde franchising (isim hakkı) , Kozyatağından 2.köprü yolunda giderken sağ tarafta taş çatlasın 15-20 katlı bildiğim apartmanı dikmiş adam, üstüne de “bilmem ne tower”! Özentinin dik alası. Saçma salak bir şey…

Neyse biz gelelim tiyatroya…

Otoparktan içeri girdik. Otopark ücreti tabelası gözümüze girdi. 0-2 saat ücretsiz sonrası 5-7 TL şeklinde gidiyor.

Anadolu yakasındaki alışveriş merkezlerinin hiçbirinin otoparkı ücretli değil? isim hakkını ödeyebilmek adına mı böyle bir olaya girmişler belli değil.

Diğer taraftan sanki bu iş kendi içlerine de sinmemişçesine , içerideki tabelalara kocaman kocaman “şu kadarlık alışveriş yaparsanız otoparkımız şu kadar indirimli” duyuruları var.

İçeri girdikten sonra zaten şöyle bir turlayınca  zaten çok abartılacak bir şey olmadığını anlıyorsunuz  sadece adı trump ama sonuçta bildiğiniz alışveriş merkezi…matah bir olay yok yani.. dükkanlarının çoğu henüz boş.

Beyıldığım tek güzel yanı çocuk katı oldu. En süperi orası , çocuk  mağazaları, oyun alanları, tiyatrosu,oyuncakçısı, bi riki tane restoranı , ve arka fonu olan ve kafamızı boşluklara koyup resim çektirilen pano alanları  falan… Başarılı bir kat olmuş…

Efendim gelelim tiyatro kısmına…

Tiyatrosu çocuk katında. Gider gitmez ilk olarak gişeye gittik ki, rezervasyon almadıkları için çok da arkalarda kalmayalım diye ama ne tesadüfmüş ki sadece arkalarda yer kalmış bizden az evvel 100 kişilik bir grup bilet almış.  Bize en arkadan 3. sıradan yer verdiler.

Yapacak bir şey yok deyip babamızı dışarıda bırakıp biletimiz alıp içeri girdik. Kapıdan  girdikten sonra çook dolu olduğu söylenen salonun aslında bomboş olduğunu ve içeridekilerin çoğunun da ya bizim gibi davetiye ile gelenler ya da 3. kategoride bilet alıp salonun en arka sıralarında oturduğunu fark ettim.

Açıkça söylemek gerekirse, çok ama çok sinirlendim. Hayır salon boşken niye arkalara yönlendiriyorsun ki insanları?

En ön biraz (4-5 sıra kadar)  dolu, sonra geriye doğru tek tük insanlar var geri kalan hep en arkalarda…

Hadi bizi geçtim kendi oyuncusuna ayıp değil mi? Sahneye çıktıklarında karşılarındaki karanlık alanı boş görünce oynama hevesleri kaçmaz mı?

Hele ki bir çocuk oyunu!!! Çocukların rahat görmesi, sahneye yakın olması  önemli bence…

Velhasılkelâm insanları enayi yerine koyup öyle hissetirmelerine çok sinirlendim.

Oyun başlayınca aldım oğlumu geçtim rampanın başladığı ilk koltuklara.  En rahat yerden seyrettirdim.

Oyuna gelecek olursak,

Oğlum bayılarak seyretti.  Zaten en favorisi  Mickey Fare ile oyuncak hikayesindeki Buzz ve Woody idi.  Alaaddin’in sihirli lambasını pek bilmiyordu, Deniz kızı Ariel’ı da azıcık seyretmişti.

Sonuç olarak çok ilgiyle ve beğenerek seyretti. Diğer çocuklar bağırış çağırış daha bi katılımcıydı ama bizimki daha çok gözlemci olarak oturdu.

Tabii arada, hem Disney müzikalinde, hem de Trump Tower’da olmanın bedelini  Goofy resimli karton kutudaki patlamış mısıra 9 TL  ve Disney  karakterli bardaktaki limonata’ya 12 TL vererek ödedik. Hadi bardağı bir nebze anlayabilirim sonuçta plastik kendinden pipetli  bardak, yıkanıp defalarca kullanılabilir.

Patlamış mısırın fiyatı uçmuştu. Ki zaten 2 boy vardı. Karton kutu alırsanız 9 lira, plastik kovada alırsanız 20 lira.

Ayrıca o  katta bulunan Mc Donald’s ve diğer restorantın ürünleri  kekleri vs. Disney logoluydu.

Tiyatronun girişinin yan tarafında bulunan Disney oyuncaklarının satıldığı bölümde vardı.  Fiyatlar 28-30 liradan başlıyordu.

Dediğim gibi inanılmaz ev lüzumsuz derecede pahalıydı. Buna rağmen bence çocukların seyretmesi gereken bir oyun.

Amerika’da insanlar oyuncakçılara girdiğinde -ki ben  öyle olmuştum- kendinden geçer o güzelim oyuncakların içinde, başka dünyalara yolculuk yapar….

Oysa bizde ise “aa bende oraya gitmiştim” demek için alınan hediyelik reyonu gibiydi.

Sunay Akın’ın bir gün tesadüfen rastladığım bir programda anlattıkları çok hoşuma gitmişti:

Medeni ülkelerde çocukların oyuncakları gerçek kopyaların birebir minyatürü gibidir. Çocuklar onlarla oynarken hayal güçlerini geliştirirler. Hayal güçleri geliştikçe, büyükdüklerinde  daha yaratıcı bir toplum olurlar. Oysa bizim ülkemizde çocuklara oyuncaklar sadece oyalansınlar diye verilir. Yıllar sonra o oyalansın diye oyuncak verilenler,medeni toplumların kapısında  ancak oyalanabilirler”

Demem  o ki… Mümkün mertebe çocuklarınızın hayal güçlerini geliştirin, gezdirin, okuyun, anlatın. Bence bu hayatı fark etmelerinin ve fark yaratmalarının ( sevmek ve sevilmekten sonraki) en önemli adımıdır.

Not:  Bu arada belirteyim  Trump towerdan 75  liralık’lık alışveriş yapana Disney müzikaline 1 bilet hediye ediliyor.

Bu müzikali görmek istiyor ama  2 kişilik bilet için ortalama 100 lira ödemek istemiyorsanız; bir alışverişinizi  Trump Tower’da yapın, çünkü her 75 liralık alışverişe 1 ad. müzikal bileti veriyorlar.  Hem ihtiyacınızı karşılayın hem de  müzikal seyredin derim ben.

Reklamlar

2 responses to “Disney Müzikaline gittik..

  1. lisansli ürünlere de karşıyım, Türkiyede olup da, towers, rezıdıns, hots, shots, hoşts isim koyan amerikan kaşığıyla ingiliz boku yeme meraklılarına da kılım.
    toplu konut kılıklı iki bina dikmiş adam, bilemedin üç binadan site çıkarmış, dilimin dönmediği isim komuş. bi süre sonra da zaten birbirinden ayırmaya imkan olmadığı için bana göre hepsi bir.
    yazık o kadar da reklama para veriyorlar. bilseler ki, gazete okurunun umrunda değiller, üzülürler yani.

    eğlendiğinize sevindim.
    üç kuruşluk mısıra eşşek kadar fiyat çekenlere “fırsatçı” diyorum ben, davetiyelileri arkaya iteleyen zihniyete de “açgözlü”.

    otoparkı paralı olan AVM’ye de gitmem abicim. ben oraya zaten para saçmaya gelmişim, kiralarını ödeyecekler senin-benim alışverişimle.. kırmızı halı sermeleri lazım.

    vale dediği ücretli olur. hayret bişey.

    sunayakın’a da katilmiyorum, birebir kopyayla oynanan oyundan hayalgücü gelişmez kardeşim.. iki mandal bi mendille yapılan beşik Malibu Barbi’nin evinden daha işlevsel ,daha muthiş oyun çıkarır, oynayabilene…..

    • sanırım ben sunay akın’ın demek istediğini tam aktaramadım. bahsettiği konu oyuncakların minyaturunden ziyade çcoukların hayal güçlerinin beslenip gelimesinin önemiydi. zaten amerikalıya iki mandal 1 mendil versen ne anlar?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s