iyi ki doğurmuşum:)

4 yıl önce bugün sabah 9 civarında  evden  çıkıp hastanenin yolunu tutmuştuk. Ben, koca göbeğimle artık hamile kıyafetleri giymeyi bırakıp eşimin kıyafetlerinin içinde gayet neşeli, sıcacık bir havada (sanırım pastırma sıcaklarına denk gelmiştik) vardık hastaneye…

Kendimi hiç hastaneye gider gibi hissetmiyordum aksine tatile gider gibiydim. Elimizde küçük bir çanta, minik meleğimizin cici kıyafetleri, bana birkaç eşya o kadar.

Gayet güzel gittik hastaneye. Bizi odamıza aldılar. Nst cihazına bağlandım mı bağlanmadım mı pek hatırlamıyorum o gün açıkçası…

Güler yüzlü  bir hasta bakıcı gelip beni giydirmeye kalkmıştı da ben kendim giyinirim demiştim:)

Doğuma gireceğim saat belliydi ama ben, yine de, kimsenin ben daha doğuma girmeden geleceğini beklemiyordum açıkçası. Bir baktım doğuma girmeden teyzelerim, ablam falan herkesler geldi. Ben çok şaşırmıştım aslında.

Hastane odasında ben, eşim ve kayınpederim bolca çene çaldık. Tabii benim sülale kapıdan girince cengaver olan ben duygusallığa kapıldım ama çok belli etmedim sanırsam.

Şimdi düşünüyorum da o güne ait  detaylar çok net değil kafamda. Sanırım doğumhaneye sedyeyle gittim.Ama sedyeye kendim  çıkmıştım sanırım. Hemşireler biz taburcu olurken bizi çok sevmişler çok komikmişiz  öyle demişlerdi…

Ben zaten genelde ameliyata girerken beynimi sıfırladığım için anestezi yapan doktorun işi çok kolaylaşıyor, 1-2-3 demeden ben hoop sızıyorum zaten.

Beni doğumhaneye aldıklarında daha kolumdan anestezi yapmadan önce içerdeki doktorlarlarla sohbet ederken (ki içeriye de güle oynaya gittim) onlar fenerbahçeli olduğunda yeni bir fenerli doğurtalım diyorlardı bende olmaz benim oğlum galatasaraylı olacak diye şakalaşıyorduk. Sohbet esnasında anestezi iğnesi yapıldığını fark edince ben hemen doktorum Fatih (Esen) Bey’in nerede olduğunu sordum, lâkin içeriye alındığımdan beri kendisini görmemiştim, onun yerine yüzleri maskeli ama çok  neşeli başka doktorlarla konuşuyordum. Tam ben “durun Fatih bey olmadan uyumam derken Fatih Bey burdayım diye geldi yanıma. Maskeli yüzünün arkasında o tanıdık simayı gördüm.. Tam oğlum size emanet derken (emanet kelimesinin  son hecesinde sızdım) hoopp derin bir uykuya geçtim.

Gözümü açtığımda odamdaydım, karnımın alt kısmında ayaklarımı oynatmaya kalktığımda biraz acı vardı. (Dayanılmayacak kadar falan değildi). Odadaki sesleri duyuyor,ama gözümü açamıyordum.  Uyku çok tatlı gelmişti

O sırada eniştem “bebek geldi “ deyince can hıraş kıpırdanıp gözümü açmaya çalışınca odadaki herkes “aaa ayıldı “ falan dedi. Meğer henüz oğlum gelmemiş. Bana numara yapmışlar.

Ben içgüdüsel olarak oğlumun iyi olduğunu biliyordum. Hiç endişe etmedim. Zaten yanıma gelir gelmez herkesi dışarı çıkartıp bebeğimi göğsüme yerleştirdiklerinde de inanılmaz bir şekilde hiç yadırgamadım. Sanki göğsümdeki bebek bir bebek değildi de benim kalbim, böbreğim gibi bana ait bir organdı ama sadece dışarda bulunuyordu.

Yüzü bile o kadar bildikti ki  hiçbir şeyi şaşırtmadı beni…

Demek ki hamileliğimde çok güzel bir dialog kurmuşum oğlumla:)

Hamileliğim süresince sadece bir kere 3 boyutlu ultrasona girip yüzünü görmüştüm. Buna rağmen hâlâ ve hâlâ bazen yüzünde aynı o ultrasondaki resmi  görüyorum:)  (özellikle uyurken)

Birde ilk kez ultrasonda ellerini gördüğümüzde sol elinin 5 parmağı açık halde ekranda görünüyordu:)  Bizde bize el sallıyor diye düşünmüştük ve ne zaman kontrole gitsek o eller hep iki yanda ve hep açıktı.

Doğduktan sonra da çok uzun bir müddet o konumda uyudu, eller iki yanda ve açık…

Doğum yapmadan önce hayatımda ne bir çocuğa doğru düzgün bakmışlığım vardı, ne de sevmişliğim. Sadece kendi yeğenlerimi sevmiştim onda da hep anneleri -yani ablam- vardı yanımızda. Öyle başbaşa bir bebekle kalmışlığım, altını değiştirmişliğim, zorluğunu görmüşlüğüm falan hiç olmadı. Aa pardon düzeltiyorum ; ablamın oğlu ilk doğduğunda inanılmaz  gazlı bir bebekti. Ve ablamın çok zorlandığını hayal meyal hatırlıyorum. Bizde de vardı gaz sorunu ama  öyle çok aşırı bir durum yoktu. Doktorumuzun verdiği gaz damlaları, rezene çayı ve 1-2 çay kaşığı kaynamış dut kurusu suyu ile çözmüştük olayı.

Neyse gelelim doğumun devamına; oğlum koynumdan hiç kaldırmadım. Bir ara hemşireler gelip altını değiştirmeye götürdüler sonrasında hep yanımda kaldı. Dr. Afşin amcası gelip kontrolünü yaptı. Her şeyi gayet iyiydi çok şükür. Huzurlu ve sakin bir bebekti.

Akşama doğru herkes birer ikişer giderken ilk gece eşim kaldı yanımızda refakatçi olarak ve biz iki acemi anne-baba sanki profesonelmişçesine baktık bebeğimize, altını temizledik , minnacık bezi büyük geliyordu poposuna:)

3.750 gr ve 51 cm boy ile doğdu minnoşum.

İkinci gece İnci teyzem kaldı yanımızda, çünkü babamızın işe gitmesi gerekiyordu.

Amma ve lakin işi biter bitmez, gecenin bir yarısı, Tolga dayanamayıp hastaneye geri dönmüş, refakatçi yatağını teyzeme kaptırdığı için de  koridordaki koltuklarda sabahlamıştı.

Gece ben uyuduğumda (ki bir elimi küvezin üstüne uzatıyordum) teyzem elimin altında içinde uyuyan oğlumun olduğu küvezi kendi yanına çekiyor ama ben fark edince  hemen yataktan kalkıp yanıma geri alıyordum.

Yataktan kalkmak demişken; doğum yaptığım ilk gün (doğumu 11:00’de yaptım)  öğleden sonra Dr’um Fatih bey beni gelip ayağa kaldırıp yürüteceğini söyleyince çok tırsmıştım açıkçası. Sezeryan dolayısı ile normalde pek ağrım olmasa da  ayaklarımın en ufak hareketimde canım acıyordu. Nerde kaldı koskoca yataktan inip yürümek….

Bir tek o yataktan çıkma anında korktum ama sonra o da geçti.

2. gün zırt pırt kalkar oldum. Doğum sonrası kanım çok açtı, bana komposto-bisküvi tarzı şeyler getiriyorlar ama benim gözümün önünde dönerler dürümler uçuşuyordu. Her gelene bana döner-ekmek getirin diyordum ama kimse getirmedi valla…

Allah’tan imdadıma  Rafet eniştem yetişti, gece geldiğinde elinde bir sürü enfes kurabiyeler vardı da karnımı azıcık doyurabilmiştim:)

Bu süre zarfında tek problemim sütümün olmamasıydı.  Sezeryan olduğum için rahim kasılmamış ve süt üretimi başlamamıştı. Kısacası emzirme kısmı hayli sıkıntılıydı benim için. Sütüm anca 15 gün sonunda doğru düzgün gelmeye başlamıştı.

Ama  oğlum kucağımda o hastaneden dışarı çıkarken bana deselerdi dünyayı yerinden oynat … Oynatırdım:)

Not: Resimlerimiz de var ma henüz yükleyemedim. En kısa halledeceğim söz:)

Reklamlar

13 responses to “iyi ki doğurmuşum:)

  1. Yazdıklarını okurken sanki bende oradaymışım gibi hissettim, hepsi zihnimde canlandı. Bir ara duygusallaştım. Metenin doğduğu gün aklıma geldi 🙂
    İyi ki doğurmuşsun arkadaşım 🙂

  2. “Sanki göğsümdeki bebek bir bebek değildi de benim kalbim, böbreğim gibi bana ait bir organdı ama sadece dışarda bulunuyordu…” kısmında gözlerim doldu. Bizim de doğumgünümüz yaklaştığından mıdır bilmem, nedense bugünlerde garip bir duygusallık var üzerimde. Doğum hikayelerini kendi hikayem gibi okuyup hüzünleniyorum. İyi ki doğurdun canım, uzun yıllar olsun önünüzde…

  3. Doğum hikayeleri hep ilgimi çekmiştir, sen de öyle güzel anlatmışsın ki seninle yaşadım sanki, iyi ki doğurmuşsun Buya’cım, nice sağlıklı mutlu yıllar dilerim 🙂

  4. Geri bildirim: Doğumgünü öncesi… | kelimeperisi·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s