Ayakizi…

Footprints-poem-s

 

Yukardaki yazı  benim yıllar önce Amerika’da katıldığım bir 18 aylık eğitim programı kapsamında bulunduğum yerdeki şapelin  duvarında asılı olan bir resimdi..

Bana göre; Allah inancı herkesin kendine göredir. Nasıl bir ailede doğarsanız ,etrafınızda nasıl inanıldığını görürseniz  sizde büyük ihtimalle  o şekilde inanmaya , dua etmeye başlarsınız.

Bazen bazı seçimler kendiliğinden gelir taa ki siz sorgulamaya başlayıncaya kadar..

Hani sorsan herkes Allah’a inanır ama gerçekten ama gerçekten inanıp inanmadığını düşünen , yada neden inandığını düşünen sorgulayan çok az… İnsanların ağızlarına pelesenk olacağına kalplerinde olsa çok daha güzel olurdu…

Benim Allah ile tanışma hikayem şöyle başladı aslında…

Sanırım 9-10 yaşlarındaydım. O zaman bugünkü gibi politikacılar din-iman diye bas bas bağırmıyorlar, etraftan içi  para dolu ayakkabı kutuları çıkmıyordu. İnsanlar  akşamları keyif için bir ki kadeh içkisini içiyor (evet 10’dan sonra içki satışı yapılıyordu) , ramazan geldiğinde kurulan iftar çadırlarına  gerçekten iftar açmak için gidiyordu insanlar.

Benim çocukluğumda yediği içtiğin senin olsun , gezdiğin gördüğünü anlat denirdi.. E bugunkü gibi her yediğinin içtiğini şak diye çekip  ohh ne ala ben pek bi havalıyım modunda sosyal medyada paylaşılmıyordu…

yine konu konuyu açtı,başka kulvarlara sıçramadan  konuya döneyim.

Neyse efendim bir gece yatağıma yattım ve kendi kendime düşündüm. Niye Allah’a inanıyoruz. yani tamam bizi yarattı herşeyi yarattı çok güçlü…falan filan ama nerden biliyorum ki ben bunu aslında? sırf bana böyle söylendiği  için mi?

Sonra bu soruları kafamın içinde Allah’a sordum. çok tuhaf birşey oldu.Her sorduğum soruya  bir şekilde kendim cevap veriyordum.

Mesela ;

Madem ki  bizi yarattın,o zaman her istediğimizi yapabilirsin. (evet yapabilirim)

O zaman bana kanıtla. Mesela ben birşey isteyeceğim ve sen onu yapacaksın (peki ya o istediğin şey senin için aslında iyi birşey değilse?)

hmm doğru peki o zaman ben birşey isteyeceğim ve sen  benim için hayırlıysa gerçekleştir değilse gerçekleştirme  (tamam)

üç aşağı beş yukarı böyle bir konuşmaydı aramızda geçen. (hatırlatırım 9-10 yaşları civarıydım:)

Bir de ne zaman  daralsam Allah’ım yardım et diye dua ederdim ve bir şekilde yaşadığım şeyin ne olursa olsun bir süre sonra geçeceğini hissederdim. Geçerdi de gerçekten..

Allah cinsiyetsizdir aslında ama benim hayalimde kocaman bir noel baba  gibi çok babacan  ve sevgi dolu bir varlıktı.

Ergenlik bunalımlarımda saçmasapan şeylere bunalıp hıçkıra hıçkıra ağladığımda birinin gelip başucumda durduğunu falan hissederdim. Çok uzun zaman bana öyle geliyor diye düşünürdüm ama şimdi  öyle olmadığını biliyorum. Hani bazen bir şeyi bilirsin ama sadece bilirsin. nasıl olduğu, neden olduğu , ne zaman olacağı hakkında bilgin yoktur ama o bildiğin şey her neyse o kadar nettir ki… kendin de şaşırırsın…

Şöyle bir anım var mesela… Bir gün minibüsle işe giderken içim o kadar daralmıştı o kadar bunalmıştım ki, yine bi  “Allah’ım çok  yalnız hissediyorum,bana yalnız olmadığımı hissetirir misin” dedim. Kafamı kaldırıp camdan gökyüzüne baktım ve o anda gökyüzünde minnacık bir gökkuşağı parçası gördüm. Kemer şeklinde değildi, çok küçüktü, bir anlık bir saniyelik bir şeydi.  Gördüm ve ben görür görmez kayboldu.

Kulağa çok tuhaf geliyor ama ben onun benim duamın cevabı olduğunu adım kadar biliyordum ve inanılmaz rahatlamıştım… Dedim ya  bazen oluyor, okumayı fark etmeyi öğrendiğiniz zaman soruların cevapları size bir şekilde geliyor. Bazen o an açtığınız bir radyodan, bir reklam panosundan, bir kitabın içindeki bir cümleden….

Önemli olan okuyabilmekte aslında.. Duanızın karşılığı size mutlaka geliyor ama fark edebiliyor musunuz?Asıl soru bu.

Ben cevabın geldiğini şöyle anlıyorum: ya içimdeki sıkıntı birden geçiyor ferahlıyorum yada tokat yemiş gibi irkiliyorum. Sanki o cevabı ilk kez duyuyormuşum ve daha önce fark edememişim gibi. Ama aslında belki de hep ordaydı ama ben yeni fark ediyordum…

Yukarıdaki resmide ilk gördüğümde Colorado’da üstelik bir Hristiyan konferans merkezindki eğitim programındaydım.İnsan kendi dinini başka dindeki insanların içindeyken daha çok merak edip okuyor. Başka dine  inananları saygıyla karşılayıp bazen hayret edebiliyor. Mesela kiliseler bana hep çok enteresan gelmiştir. Camiler daha ziyade ürkütücü gelir. Ama  Kanada’daki bir kilise ayinine denk geldiğimde çok tuhaf hissetmiştim. (bir romanın içinde geziyormuşum gibi)

Kiliseye gitmekle camiye gitmek arasında benim için çok bir fark yok. Birine gösterdiğin özeni saygı diğerine de göstermek zorundasın. Her ikisi de  Allah’ın evi… Herhangi bir ibadethaneye gidemiyor olmaz seni daha az inançlı da yapmaz çünkü inanç  aslında senin yüreğinde..

İnanmak istersen  cevap zaten sende…

 

Tıpkı yukarıdaki resimde yazdığı gibi;

” Zor zamanlarda arkana baktığında tek bir ayak izi gördün ve yalnız olduğunu düşündün. Oysa ki biz o zor zamanlarda seni kucağımızda taşıyorduk ”

 

Tüm dualarınıza hayırlı cevaplar geldiğini duymanız dileğiyle….

 

 

Not: Allahaşkına çocuklarınızı yok cehennemdi, zebaniler varmış, ateşlerde yanarsın  falan diye korkutmayın..

Soğutmayın çocukları… Bilsinler ki siz yanlarında olmadığınızda  dünyada bir başlarına  kaldıklarında bile onları koruyan kollayan ve çok seven bir güç var.

Not2:  Evet dünyada  bize göre bir sürü haksızlık var, bebeklerin başlarına gelen hastalıklar,insanlara yapılan   zulumler vs… bunlar için benim verecek bir cevabım yok. Muhakkak ki vardır bir sebebi ama ben bilmiyorum.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s