Ankara’da doğan güneş…

Bu aralar blogu çok  ihmal ettim. aklımdan yazacak çok şey geçiyor aslında da elim bir türlü klavyeye gitmiyor.

Her gün bin türlü şey olurken buraya gelip bugün şu oldu, bugün bunu yaptık gibi şeyler yazmayı içim kaldırmadı açıkçası.

Ama bu günlüğün yazılma sebebi  oğlumun büyüme aşamalarında yaşadığı adımları kayıt almak…

O yüzden ufak ufak bir yerden el atmak lazım olaya,üstünden vakit  geçince unutuluyor.

Yine de  ilerde okunduğunda bu günlerde ne oldu bu kadar yazmadın derseniz işte olanlar:

Önce ülkeyi yönetenlerin din, ahlak, muhafazakarlık adı altında yaptıkları bilumum rezillikler, hırsızlıklar, ses ve görüntü kayıtları çıktı ortaya…

ilk önce bakanların ve çocuklarının rüşvet aldıkları skandalı patladı 17 Aralık’da… Akabinde  çorap söküğü gibi diğerleri döküldü… Başbakanın oğluna verdiği “paraları sıfırla evladım” konulu ses kayıtları düştü.

Birçok insanın zaten duyduğu bildiği şeylerin net olarak ortaya dökülmesiydi… Çok şaşırdın mı dersen hayır şaşırmadım.  Herkes inandı mı dersen hayır kendi “hayran”ları inanmadı.

Kendisi montaj dediği için araştırma ihtiyacı hissetmedi, okuma ihtiyacı hissetmedi. O öyle söylediyse doğrudur dedi geçti…

Ya kardeşim, ben  bu yaşımda annemin, babamın, kocamın söylediğini bile dinlemeden sorup soruşturmadan , içime sinmeden peki diyemezken bazısı siyasi bir karakteri sorgulamadan kabul ediyor olmasına hayret ediyorum.

Her neyse…

(Burada  normal bir insan olarak saygı duyuyorum demek lazımdır ama ben bu kadar ayyuka çıkan şeyleri bile sorgulamayan zihniyete eyvallah diyemiyorum kusura bakmayın)

Akabinde  30 Mart yerel seçimleri (Büyükşehir, belediye ve muhtarlık seçimleri)  yapıldı.

Seçimler oy ve ötesi adlı siyasi olmayan bir kuruluşun insanları çok kısa bir sürede organize edebilmesi ile  birçok insan sandık başında gözetmeni oldu. Sırf oyları katakulliye getirilip değiştirilmesin, çalınmasın diye…

Siyasetten anlamam ama normal toplumlarda sanıyorum ki böylesi durumlarda bu tür şeyleri partiler halleder.

Oysa bizde  siyasi partiler bu konuda  çok yetersiz kaldı, ki yıllarca  bu arenada olmalarına , her tür ayak  oyunlarına alışık olmalarına rağmen insanları  kolayca örgütleyemedi. Belki de insanlar (benim gibi) sisteme yada partilerine güvenleri kalmadığı için kenetlenemiştir.

Valla birlik olmanın en güzel yanı  Gezideydi… Atatürk’ün neden ülkeyi gençlere bıraktığını ben bugün  çok iyi anlıyorum.O kadar ama o kadar güzeller ki…

İnsanlar gönüllü olarak  sandık başlarında  gözetmen olarak beklediler, oyları saydılar, hırsızlıklar yapılamasın diye ilçe seçim merkezlerine (sanırım) götürüp bütün gece çuvalların üstünde uyudular.

Yetti mi? Hayır  tabii ki çünkü çok kısa bir sürede  olabildiğince gönüllü vardı ve yetmemişti. Yetse bile herkes acemiydi.

Diğer taraf (ben Voldemort tarafı diyorum)  inanılmaz organizeymiş. İnternetten görüp duyup okuduklarımıza göre bir sandık başında 9 kişiye varan sayılarda gözetmenleri varmış.Sayılar doğru mu bilmiyorum ama bildiğim halkın kendi iradesiyle verdiği oyların çuval çuval çöpten çıktığı, tuvaletlerde yakıldığı…

Misal Ankara’daki sayımlarda CHPye yazılması gereken epey bir oy uçurulmuş, Başka partilere yazılmış, misal 175 oy olan sandığın kaydını 75 olarak yazmışlar…

Bizde olayı tabii ki yasaklı olan  twitterdan öğrendik (haa bu arada  voldemort her birini yasakladı, sayesinde hepimiz bilgi işlemci  olduk, sağolsun)

Ankara’da  Belediye Başkanlığına Chp’den Mansur Yavaş aday olmuş. Kendisini tanımam etmem. Yani etmezdim…

Adam oyları çalındı diye itiraz etti, Ankara’da ki  o güzel gençlerin hepsi laptopunu kaptığı gibi yanına koştu, Seçimlerden sonra  kapılara asılan ıslak  imzalı tutanakların resmini çekenlerden tek tek internetten sandık numaralarını söyleyerek resimlerini istediler, sisteme girdiler. Kayıp oylar bulundu. 3 gün geceli gündüzlü çalıştilar.

Voldemortun adamları kapıya  kaba kuvvet gönderdi, çocuklar direndi…

İtiraz dilekçesi resmi olarak verilince kaba kuvvet yetmedi toma gönderdi, su gönderdi, gaz gönderdi.

Onlar saldırdıkça Mansur Bey dağılın çocuklar yapacak bir şey kalmadı, sonucu bekliyoruz, birinizin bile kılına zarar gelmesini istemem diye açıklama yaptı.

O bunları söylerken diğerleri üst geçitten geçen insanlara su sıkıyordu…

Velhasılkelam Gezi’de doğan güneş, Ankara’da yükseliyor… Güzel şeyler güzel gençlerle oluyor…

Aşağıdaki resim ve yazıyı  Azuth’tan (o güzel gençlerden birinden)  aldım… (onun resmi ve yazısı)

İçinde bulunduğumuz ruh halini çok güzel anlatmış, bakın;

 

azuth

 

 

 

Reklamlar

2 responses to “Ankara’da doğan güneş…

  1. Merhaba, size danışmak istediğim bir konu var acaba ulaşabileceğim bir mail adresi var mıdır burda bulamadım da? Teşekkürler:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s