Öğretmen önemli arkadaşım!

Önümüzdeki Eylül itibarı ile bizde okullu olacağız artık. Oğlumu gözüm kapalı emanet ettiğim yuvamızda bu sene veda ediyoruz.

Dolayısı ile yıllar  önce güle oynaya ipleri koparttığım eğitim sistemine bu sene kuyruğu kıstırıp öğrenci modundan veli modülüne transfer olmuş olarak  geri dönüyorum.

Eğitim sistemi eskisi gibi de değil, eskiden ( yani benim okul dönemim de annemin kararı kesin kes özel okulda okumam yönünde olduğundan ve malum parasını onlar ödediğinden ve ödenen paralar bi nebze şimdiye  göre daha makul olduğundan bana  söylenecek çok fazla bir laf zaten kalmıyordu. Hoş soran da yoktu gerçi:)

Ama, Allah için  güzel okudum.

Güzel derken başarılı değil-aksine çok vasat bir öğrenciydim- 🙂  İlkokulda gittiğim Ortadoğu Koleji’ni zaten pek hatırlamıyorum. Lisede Bilfen’in üvey evladı olan, şimdilerde kapandığını duyduğum  Etur Otelcilik Meslek Lisesi desen; onu da ben hatırlamak istemiyorum.

Geriye ilkokul 4. sınıftan ortasona kadar gittiğim Gökdil  Koleji (şimdilerde Doğa  kolejine satıldı maalesef)  ve Marmara Üniversitesi kaldı. Her ikisinin yeri de benim için  inanılmaz güzeldir. Ders kısımları değil ama arkadaşlarım, öğretmenlerim çok kıymetlidir.

Şu meşhur fb sayfasını kapatamıyor olmamım  yegane sebebi tüm okul arkadaşlarımdan, öğretmenlerimden haber alıyor olmak.

Arkadaşlar zaten sevilir de öğretmenleri sevmek başka bir şey…Orası çok önemli işte..

En son geçenlerde çok sevdiğim biricik ilkokul öğretmenim düştü aklıma…  Bir iki gün sonra teyzem arayıp “bil bakalım  ben kiminle çay içiyorum” diye sordu. Teyzem de emekli öğretmen  ve o gün buluştukları öğretmen arkadaşlarının içinden benim ilkokul öğretmenimle karşılaşmışlar:))

Nasıl sevindim anlatamam öğretmenimin sesini duyunca…

Diyorum ya öğretmen çok önemli..Mesela ilkokul birinci sınıfta Neriman isminde bir öğretmenimiz vardı. İstiklal Marşının yazarının kim olduğunu bilemedik diye tüm sınıfın ellerine cetvelle vurmuştu. Hiç unutmadım o  öğretmeni de.

Devlet okulu falan değildi  o okul, bildiğin kolej statüsündeydi. Altı üstü bir cetveldi ama unutmamışım işte. Lakin o öğretmeni  ben Gökdil’de ortaokul kısmında okurken gördüm.Bizim okula ilkokul öğretmeni olarak gelmişti.

O çocuk aklımla yanıma bir arkadaşımı da alıp o öğretmen gidip “siz bizi  İlkokul’da  İstiklal Marşının yazarını bilemedik diye dövmüştünüz, siz bu okula da hiç yakışmıyorsunuz” demiştim.

O dönem  bizim okulun (ilkokul,ortaokul,lise biraradaydık) ilkokul bölümünden  ortaokul-lise arası geçişi kapatmışlardı ama biz o çok sevdiğimiz (Gönül Abanozoğlu, kulakları çınlasın) ilkokul öğretmenimizi görmek için Elif’le kaçar  kaçar giderdik .

Gönül Hocam tatlı sertti.

Okulun ilk açıldığı gün (ki bu benim 4. sınıfıma denk gelir) okulun bahçesinde tüm öğrencilerin sınıflara ayrılacağı zaman yanıma  gelip hiç susmadan konuşan sevgili arkadaşım Elif’le aynı sınıfa,  hatta  aynı sıraya düşmüştük. Sonrasında Gönül hocam bizim çenemizle başa çıkamayıp birimizi sınıfın bir köşesine, diğerimizi diğer köşeye transfer etmişse de, biz olaya “biz ayrılamayız”şarkısını fon müziği yapıp birbirimize buruşturup fırlattığımız kağıtlarla sınıf içi iletişimimizi hiç koparmadık:)

Hala da haberleşiriz, onun arada sırada ekler krizi falan tutar:D , hatta bu ara not olsun: Elif’le  liseye giderken 10 sene sonra benim bmw alıp alamayacağım hakkında iddiaya girmiştik-o zaman ben bmw’leri çok beğeniyordum. Kaybeden diğerini yemeğe götürecekti. Hem kaybetmişim hemde çamura yatmışım anlaşılan:))

 

Yeni nesile tuhaf gelecek ama inanır mısınız o zaman daha cep telefonu icat edilmemişti, hatta bilgisayar/tablet bile yoktu (en azından Türkiye’de) O dönem en önemli teknoloji sanırım sınıflardaki tepegöz cihazıydı.

Projektör değil tepegöz… Printer cihazı büyüklüğünde, üstteki  cama duvara yansıtmak istediğin resmi/kağıdı koyuyorsun,resmi duvara yansıtıyor. Şöyle birşey:

tepegöz

 

Amma zormuş eski teknolojiyi anlatmak arkadaş, kendimi yaşlı hissettim resmen, 🙂 Allah’tan  google görsel arama diye birşey var.

 

Her neyse işte bu tepegözü biz ilk Gönül Hocam kullanırken görmüştük. Öğretmenimiz bizim gibi bıdıklara konu anlatırken, sınıf aralarında dolaşırken hepimiz sırasında azıcık kenara kaykılırdı ki öğretmen gelip yanına otursun:)

Ders anlatırken yanımızda oturur gözlerimizin içine baka baka anlatırdı konuyu. Öğretmenin yanımıza oturması acaip koltuklarımızı kabartırdı:))

Öğretmenimin kolunda bileklikleri vardı. Defterimizden   bir şey sildiği zaman şıngır şıngır ederdi. Çok severdim ben o sesi. Bu yaşa geldim  hala o şıngırdama sesini de, bileklikleri de çok severim.

Muhakkak bize kızdığı zamanlarda vardı. Dedim ya tatlı sertti, hem çok severdik, hem çekinirdik. Cıvıtamazdık yani.

Hoş, nereye cıvıyacaksın 4. sınıftaydık altı üstü:) Hepi topu 4 ve 5 sınıfı okudum Gönül Öğretmenim’le.  Derslerle ilgili pek bir anım yok, yani daha doğrusu ders kısımlarını hatırlamıyorum.

Kendi oğlu da bizim okuldaydı, alt sınıfta. Belki de o yüzden daha bi anneydi, anne şefkatindeydi. Geriye dönüp baktığımda hayatımdaki en kıymetli öğretmenlerimden birdir Gönül Hocam.

 

Sonrasında aynı okulun ortaokul kısmına geçtik. O zaman  her ders için ayrı öğretmenler geliyordu. Pek bi havalıydı. Filmlerdeki gibi  bazı derler için sınıf falan değiştiriyorduk. Yabancı öğretmenlerimiz vardı.

Yabancı öğretmenler olunca Türk öğretmenler daha bi kıymetli oluyor:) Anadil bir başka çünkü…

Yabancı  öğretmenlerimiz bizimle tek kelime Türkçe konuşmaz dahası anladıklarını bile belli etmezdi.Yanlış hatırlamıyorsam ismi Tanya olan bir ingilizce öğretmenimiz vardı.  Hiçbirimiz onun Türkçe  bildiğini bilmiyorduk, hiç çaktırmadı.

Bizde büyümüşüz ya güya,sınıfça da epeyce bir haşarıyız ve o öğretmenimizin dersinde nasılsa anlamıyor diye epey bir yorum yapıyorduk taa ki bir veli toplantısı dönüşü babamdan Tanya hocanın ne kadar düzgün Türkçe konuştuğunu duyana kadar. (biz aklımızca nasıl olsa Türkçe bilmediğinden bizi şikayet edemez diye düşünüyorduk)

Biz derken; sınıfça yani,  kızlı – erkekli…

Hemed hemed isminde bir matematik hocamız hocamız vardı mesela. (o da yabancıydı) 1 Nisan şakası yapacağız diye sınıfın ortasına yapay bok getirmişti bi arkadaş (Ümit’ti galiba)  üstünde bildiğin uçuşan sineği bile vardı:)

Tabii hocamız, numarayı yemediği gibi oyuncağı da alıp, cebine koymuştu.

Bir başka vukuatımız yine 1 Nisan’da sınıfların tabelalarını değiştirmiştik, öğretmenler  başka sınıflara girsin diye…Aslında ilk plan sınıflar arası öğrencileri değiştirecektik ama diğer sınıflar değişmeye yanaşmamıştı sanırım.

Yabancı öğretmenler ayrı bi çekti bizim elimizden. Ama Allah’ı var  hiç terbiyesizlik etmedik. Sadece yaramazdık.

Okulda kar yağardı okul bahçeyi kaptırdı çocuklar çıkmasın diye, biz zemin kattaki sınıfın camından kızlı-erkekli yemekhanenin çatısına atlar, oradan ilkokul’un bahçesine çıkıp kartopu oynardık.

Kimse kimseyi arkada bırakmazdı, kimse kimseyi ispiyonlamazdı. Şimdi ki gibi kız erkek gruplaşması da yoktu aramızda, bildiğin mutlu , kuduruk çocuklardık işte.

Mesela bir gün okulda seminer var diye kızları ayrı bir salona aldılar. Erkekler sınıfta kaldı. Meğer bize kadınların işletim sistemini anlatacaklarmış.(regl nedir, nasıl olur, yumurtlama dönemi…vs)  bir de çıkışta hepimize birer ped verdiler.

Sınıfa çıkarken elimiz ayağımıza dolaştı şimdi erkekler soracak ne yaptınız diye falan demiştik, ama onlar bizden daha cin tabi:) sonra nasıl olduysa hep birlikte kendimizi sınıfta  pedlerin üstüne su döküp nasıl jel’e dönüştüğünü incelerken bulduk (evet kızlı-erkekli)

Bir keresinde de; okuldan ayrılan bir arkadaşımız bizim sınıfa ziyarete gelmişti. Tabii biz çene çalarken zil çaldı,arkadaşı da gönderesimiz yok, en arka sıradaki masaları azıcık duvardan öteye çekip arkadaşı yere oturtup ürüne de montları örttük,bir ders boyunca garibim orda kaldı:))

Ders bitiş zili çaldıktan sonra öğretmen sınıftan çıkarken oyalandığı için yakalanmıştık:)

 

Bir başka sefer 4. katta bahçeye bakan sınıfın meydanında (tahta ile sıra arasındaki boş kısımda yani) ders boş olduğu için (ki normalde ders boşsa bile başka bir öğretmen gelir,sanırım o gün dersin boş olduğunun farkında değillerdi) gülle  gibi sırt çantasıyla voleybol oynayan  sınıf arkadaşlarımızdan birinin yanlışlıkla elindeki çantayı camdan aşağı düşürüp aşağıdaki veli arabasının üstünü göçürttüğümüz ve dolayısı ile bir sürü hocanın gidip gelip kim yaptı sorusuna cevap vermediğimiz  için, topluca disiplin kapısından dönmüştük. (veli şikayetçi olmadığı için sadece)

Özel okul diye canımıza okuyorlardı, bakmayın böyle yazdığıma siz… Liseye geçeceğimiz zaman  ansiklopedi kalınlığındaki İngiliz edebiyatı kitabını görünce okumayacağım ben diye tutturmuştum. Zaten o ingilizce’den kıt kanaat zor geçiyoruz bir de ingiliz edebiyatı falan aman tanrım yani..

Piyale Malatyalı isminde bi öğretmenimiz vardı beni bütünlemeye bırakmıştı. Sınavdan aldığım not:44,5’tu.   45 yapmadı o notu. 44’ten bütünlemeye kaldım.(şimdi bütünleme de yok di mi? ) Bütün bir yaz  o kitabın kapağını açmayıp bütünlemeden yine aynı notu aldım. Gram şaşmadı. Ama sağ olsun bu sefer 44,5’tan 45 yaptı da öyle geçtim. Yani öyle özel okul aman para veriyorsun nasıl olsa geçiriyorlar falan değil. Canımıza okuyorlardı o ingilizceyle.

Acaip acaip kitaplarımız vardı. 5 satır paragraf varsa her kelimenin üstünden oklar çıkarıp Türkçelerini yazardık ona rağmen anlam bütünlüğünü zar zor çıkarırdık.

Ve bütün bunları ortaokulda yaşadık. Sadece İngilizce değil Türkçe,Coğrafya ve Tarih hariç her ders ingilizceydi.

Matematiği Cem hoca sevdirmişti mesela (Cem Türker)  Tabii o sevdirene kadar ben matematik olayının başını kaçırmıştım. Hala da toplayabilmiş değilim.

Türkçe Öğretmenimiz Erdem Hoca (Erdem Seçmen) vardı. Onunla da çok keyifli ders işlerdik.Ders, dersten ziyade  sohbet  gibi gelirdi. Sohbet mohbet derken Türkçeden ilk zayıf notumu o çakmıştı ama n’aber? Nasıl bozulmuştum anlatamam.

Yıllar sonra sırf  Türkçe yüzünden üniversiteyi  2  sene uzattım. (Her sınav aynı sorular çıktığı halde -altı üstü 4 soru-insan geçemez mi? ben geçemedim, yada öğrenci deyimiyle hoca bana taktı)

Genç bir müzik öğretmenimiz vardı (Şule hocam sanırım) Şanssızlığı,  bir sene sınıf öğretmenimiz olmasıydı, kadıncağız sınıfı susturmak için elindeki flütü masaya vurmuştu da masanın üstündeki cam çaaatt diye çatlamıştı. Çok üzülmüştük hepimiz sonra

Ama bazı hocalarımız vardı ki hayatta kül yutmazlardı, Mesela bir başka ingilizce  hocamız  Emel Akşıray,  tarih hocamız  Kadriye Aydın… Ciğerimiz bilirlerdi, bir halt ettik mi, etmeye niyet ettik mi gözümüzden anlarlardı…

Beden eğitimi hocalarımız göz bebeklerimizdi,en  kafa hocalar onlardı 🙂  Levent Erberksoy) ve Gamze Hoca

Dün kültürü öğretmenimiz vardı mesela (Zahit Karaçam) çok severdim,- bir duayı sıraya yazıp kopya çektiğim için yakalayıp kızmıştı- ama çok  severdim. Hatta  bir gün okulu ziyarete geldiğinde karşılamaya koşacağım diye merdivenlerden uçmuştum.

 

Dedim ya öğretmen çok önemli…hep çok sevdiği, güzel şeyler öğrendiği,örnek aldığı öğretmenleri olmalı insanın hayatında.

Okul hayatı deyip geçmeyin! Bu gün burdaysak, bu nefesi insani değerlerimiz kaybetmeden alıp verebiliyorsak, saygı ve sevgi sınırlarımızı  başkalarının haklarına  taciz etmeden bilebiliyorsak  sadece ailemizin değil  bir o kadar da  öğretmenlerimiz  sayesinde…

Nasıl insan  var,insancık var ise, öyle de öğretmen var…

Bu yazının konusu çocuğuma nasıl okul seçmeliyim olacaktı ama görüldüğü gibi öğretmenlerimden fırsat kalmadı. O da bir başka yazının konusu olsun:)

Bu vesile ile de bu yazıyı okuyan öğretmenlerime ve okul arkadaşlarıma çok çok selam ve sevgi gönderiyorum. (biraz istek parça gibi oldu ama napalım:)

İyi ki varsınız, iyi ki hayatımın bir yerinle sizlerde yolum keşişmiş…

 

Gokdil1994

Reklamlar

3 responses to “Öğretmen önemli arkadaşım!

  1. Okullarımız O-KUL değil de OKU-L olursa, öğretmenler de sadece öğretmekle yetinmeyip eğitici olabilirlerse çocuklar ve gençler daha iyi yetişir, gelişirler.

  2. Geri bildirim: Okul seçimi, okul kararı… | kelimeperisi·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s