Soğuk, Akçay, Truva… Ortaya Karışık

Soğuk, hava çok soğuk…

İstanbul’da kar yağınca soğuk bir nebze kırılıyordu. Burada kar dağlara yağıyor Akçay’a inmiyor ama ayazı feci… Belediye  ara ara hoparlörlerden fırtına anonsu yapıyor. Evin çevresinde bildiğin ıslık sesi var gece…

Ama hava gündüzleri pırıl pırıl yine de… Hava kapalı bile olsa kasvet yok, bunalım  yok. Buralarda doğalgaz da yok. Çoğu ev ya soba ile ya da klima ile ısınıyor. yeni yapılan apartmanlarda merkezi kalorifer sistemi var ama onlarda kömür yakıyor. Edremit’in için akşam olduğunda karanlık, kömür kokuyor. Akçay öyle değil Allah’tan. Biraz daha canlı…

Denizin etkisi çok büyük…İnsanlar gündüzleri de bir deniz havası almaya iniyorlar sahile.

Yazın aksine şimdi buralar çok sakin, ama terk edilmiş  gibi değil. Sabahları Kazdağlarını selamlayarak güne başlıyorum.

Havası buz gibi olsa da muhteşem…

Deniz kenarına inmeye ben açıkçası üşeniyorum, ama indiğimde de her seferinde niye her gün gitmediğimi sorguluyorum.

Gerçi dün üşenmedim soğuğa rağmen 1 saat yürüdüm. İyi de geldi. Ama bugün okulla tatil edilince yürüyüş yalan oldu.

Bizim buralarda kar yok ama Balıkesir’in diğer ilçelerinde epey yağmış,yollar kapanmış öyle diyorlardı. Edremit’in üst taraflarında da insanlar dağlara doğru çıkıp kartopu oynamaya gitmiş.  Bizde yakında keşfederiz umarım.

Geçen hafta okullar hafta sonuyla birlikte 5 gun tatil olunca bizde Cuma gunu Çanakkale’deki Truva atını görmeye gittik. Aslında çok anlık  oldu gidişimiz. Annem İstanbul’dan gunu birlik gelen misafirleriyle gidecekken hadi siz de gelin teklifine balıklama atladık, 2 araba arka arkaya gittik. Böylece bende ilk şehirlerarası şöförlüğümü yapmış oldum:) Korkulacak birşey yokmuş…

Truva atına ben küçükken 4 – 5 defa gittiğimi hatırlıyorum. Ama oğlumu ilk kez götürdüm.

Kalıntıların olduğu kısımlar çocukken benim ilgimi çekmemişti, lakin şimdi de oğlumun ilgisini çekmedi. O daha ziyade etrafa biriken karlarla kartopu oynama odaklıydı. Niyeyse küçükken gezdiğimizde o kalıntılar daha çok zamanımızı almış sanki bütün güz gezmiştik diye hatırlıyorum. Bu sefer kalıntılar arasındaki gezinti çok kısa sürdü (ya da bana öyle geldi bilemiyorum)

Zaten alanda da çok fazla insan yoktu. bir iki tane turist grubu gelmişti. Alana giriş ücreti 7 yaşa kadar ve 65 yaş üstüne ücretsiz, normal giriş ücreti 20 TL. 40 TLye müze kartı alırsanız Türkiye’deki başka müzelere de 1 yıl içinde ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Bunların haricinde 5 TL’de otopark ücreti alıyorlar.

Antik şehri gezerken Truva filminin pek çok sahnesi gözümün önüne geldi. Özellikte Athena tapınağından denize doğru baktığınızda sanki bir an filmdeki kuledeki gözcüler gibi denize bakıp savaş gemileri gözükecek zannediyorsunuz:)

Sinema filmleri tarihte olanları birebir doğru yansıtmıyor olsa bile yine de mekanları canlandırıyor. Truva filmini zaten sevmiştim o yüzden ikisinin birleşmesi benim hoşuma gitti.

Truva atına zaten çıkmasak olmazdı. Merdivenleri hala çocukluğumda hatırladığım kadar dik. Çıkarken değil ama inerken oğlanı oturtarak tek tek bir alt basamağa kayacak şekilde indirdim. Bende geri geri  bakmadan indim.( Etrafı açık alanda feci yükseklik korkum var)

Dönüşte gün batımına yetişiriz belki diye koşa koşa Behramkale Asos’a çıktık. Virajlarından tırstım azıcık. Daha önceki yazlardan birinde orada antik bir liman olduğunu ve feci dik bir yokuşu olduğunu hatırlıyordum zaten o yüzden liman yoluna hiç girmedim,ama kaleye çıkan yolda da ciddi viraj vardı. Daha doğrusu bir tarafı dağ,diğer tarafı uçurum olunca  hele bir de yanımda panik annem olunca bende tırstım. Tabii havanın 0 derecelerde seyretmesinin de etkisi büyüktü.

Kalede kahve içeriz diye hayal etmiştik ama her yer kapalı olduğu gibi bir de  bizi bu havada burada ne işiniz var diye fırçaladılar:))

Biz de tırıs tırıs geri döndük tabii. Assos – Küçükkuyu sahil yolundan Küçükkuyu otobanına çıkınca derin bir nefes aldım açıkçası. Yazın o yollar hem daha kalabalık, hem de hava daha geç karardığı için daha aydınlık. Şimdi ise in cin top oynuyor dediklerinden…

Yollarda  eski günlerdeki nadir güzel anlar aklıma gelip hüzünlenmedim değil. Ama artık geriye değil ileriye bakma zamanı…Velhasıl kelam güzel bir yerde yaşıyorum. İstanbul’da bir yakadan diğerine gidene kadar trafikte harcanan zamanda burada bir şehirden diğerine gidip gezebiliyorum. Sebzenin meyvenin doğalını yiyorum. Tamam bir Starbucks,Tchibo,Aslı börek yok, gece yarılarına kadar açık ışıl ışıl avm’ler yok ama küçük köy kahveleri var, esnaf var, marka yok.

Marka takıntımı zaten çoook gerilerde bıraktığımdan aramıyorum. Çocuğum için kullandığım belli giysiler vs. içinde internetsi alışverisi var. Zorda kalırsam internetten alıyorum.

Ama mesela D&R  veya Nezih tarzı kitapçılar yok. Gidip güncel kitapları alıp inceleyebileceğin, koklayabileceğin incik cincik kırtasiye malzemelerinde kendini kaybedeceğin yerler yok.  Varsa da ben henuz denk gelmedim.

Kırtasiye için Edremit’te 2 tane kırtasiye buldum ordan idare ediyorum Kitap için de bazen Migros’a dadanıyorum ya da internetten sipariş veriyorum. İstanbul’da Migros’u çok fazla tercih etmezken burada elim ayağım gibi oldu. Yine de çarşı pazarı dolaşıp en son Migros’a gidiyorum.

Bir de Kipa AVM var. İstanbul’da bir tek Viaportun oradaki Kipa’yı biliyordum (ismen), anladığım kadarıyla İngiliz firması ve içindeki çocuk giysileri kalite bakımından Mothercare ayarında. Ben çok beğendim. Cancana bir şey aradığımda ilk oraya bakıyorum, iyi oluyor. Kipa’da aynı zamanda LCWaikiki ve Koton mağazaları da var (Çocuk için) ama Kipa’nın kendi  F&F markası bence daha kaliteli (fiyatları lcw’ye göre yüksek kalıyor)

Koçtaş ve Tekzen ‘de var. İnşaat sektöründen ayrılmış olmama rağmen yine de kendimi sıklıkla Koçtaş’taki hırdavat reyonunu gezerken buluyorum:)) halbuki hazır boş vaktin varken git mağazaları falan gez di mi?

Yine konudan  konuya atlaya atlaya şöyle bir içimi döktüm, bu yazıda epey bir uzadı tabii… Kısa ve öz olacaktı yalan oldu..,Şimdilik bu kadar, devamı az sonra…

Gerçi

Reklamlar

2 responses to “Soğuk, Akçay, Truva… Ortaya Karışık

  1. Yazın sokak aralarından kitaplar fışkıracak ve her canının çektiği yerde kahve bulunacak emin ol. o zaman da 34 plaka ve düz-insan görmekten usanacaksın. Akçay’ın kışı yazına yeğdir.
    D&R da Nezih de kazığın alası.. e-kitap işi çıktı çıkalı ben kurtardım canımı..

    Ayrıca, haftasonu kaçamağı yapmak mümkün. edremit-sabiha gökçen 20 dakika mirim. buyur gel tchibo mibo gezeriz donersin akşama evine.

    😉

    • edremitten sabiha gökçene gelmek 20 dakika, sabiha gökçenden caddeye inmek 2 saat:)) inşallah bir gun gelirim ama şu an hiç niyetim yok,Kesinlikle kışın burası daha güzel, yazın iğne atsan düşecek yer yok dediklerinden maalesef… ama birazcık sıcak olaydı iyiydi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s