İncir ağacı

Dün akşamki fırtınaya inat bugün hava açık,mis gibi,pırıl pırıl. Üstelik de hafif ürperten şahane bir serinliği var.

Dün gece İstanbul’daki fırtınayı twitterdan okudum, balkona  çıkıp bir de bizim havaya baktım (Akçay’a)

Hava bahar havası gibi değil, bildiğin yaz akşamı gibiydi. Akşamın kaçı olmasına rağmen sıcacıktı…Birazda basık bir hava vardı zaten gündüzden, e belli ki yağmur gelecekti. Ama fırtınayı beklemiyordum.

Bizim evin önü otobana kadar açık alan, dolayısıyla kuzeyden gelen rüzgar ortalığı uçuruyor..Denizden gelen rüzgar yağmur vs. ise bizi pek etkilemiyor. Buradaki doğa olaylarını bu kadar net algılamak beni hem çok şaşırtıyor hemde çok mutlu ediyor. İstanbul’da algılamayı bırak, kafamı kaldırıp gece gökyüzünde yıldız var mı diye  bakmak bile aklıma gelmezdi.

Geçen yaz sonu ilk geldiğimde 3 gün süren yağmura rastlamış, hiç bitmeyecek sanmıştım. Sonra bir de yaz sonuna doğru rüzgar fırtınası geldi geçti. O da bir hafta 10 gün kadar sürdü. Balkonda ne var ne yoksa uçurmuştu. Bir de o zaman tırsmıştım:)) şimdi alıştım. Dün gece yağmurun sesini duyup kalktığımda gece 2 civarıydı. Balkondaki masayı kenara çekmiştim ama salıncağın minderini içeri almamıştım, ben yetişene kadar yağmurdan nasibini almış. Onu içeri alana kadar bende sırılsıklam oldum. Üstüme değiştirdikten sonra aldım elime telefonu gökyüzündeki şöleni videoya çektim. İstanbul’daki gibi şimşekleri göremedim ben ama gökyüzünün anlık aydınlanmalarını yakaladım,sabah da oğlana seyrettirdim.(malum eksik kalmasın)

Oğlak burcu insanı olduğumdan mı nedir, doğaya yakın olmak nefesimi kesiyor, mutlu oluyorum.

Aşk gibi birşey, sokakta yürürken açan bir gül dalını görmek, yada burnuna gelen hanımeli kokusunu duyup nerden geliyor bu koku diye bakınmak, toprak eşelendiğinde veya çimler kesildiğinde aldığın o mis gibi toprak ve kesilmiş çim kokusu…

Her gün önünden geçtiğim, kışın tüm yapraklarını döktüğü için dımdızlak kalan incir ağacının kuru dallarından minicik yeşil yaprakların fışkırmaya başlaması.hele ki  şu sıralar kokuları da çıkıyor. Her seferinde o ağacın önünden geçerken damağımda taze incir’den yapılmış reçel tadı alıyorum.

Nerden geldi bu reçel şimdi benim aklıma birden diye düşününce gözümün önüne sokakta çingenelerin sattığı minik poşetlerdeki taze incirler geldi. İncir ne zaman çıkar acaba diye düşünürken incir ağacıyla göz göze geldik. Taze yaprakları yeni yeni çıkıyordu. Demek ki yaz başında falan  taze incirler sokaklarda olacak. Yaşasın…

Reçel  olayını çoktandır kaldırdım evden gerçi ama,arada istisna yapabilirim. Herşeyden yarım yarım duran kavanozlar beni hasta ediyor. Önce biri bitsin sonra yenisi açılsın bence. Sonra hepsi sürünüyor. En azından bizde öyle. Eninde sonunda da yeter artık deyip çöpe gidiyor. Sadeleşmek lazım. Tam olarak yapamadım ama hala deniyorum..

En azından tüketim çılgınlığımı bıraktım. Bir şeyi almadan 40 kere soruyorum kendime ihtiyacım var mı gerçekten diye..

Fazla olan şeyleri de tutmuyorum. Attıkça rahatlıyorum. Ki daha atacak çok şey var. Az ve öz iyidir…Kıymak lazım arada…

dağ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s