Kendim gibi…

Kendim gibi insanları çok seviyorum. Kendime davranır gibi davrandığım… Selamsız sabahsız tak diye söyleyeceğimi söyleyip sonra aklıma gelip “bir de günaydın tabii” dediklerimi…

Ya da o an bir şey söylemek istiyorsam whatsapptan cevap  verip vermediğine bakmadan nasıl olsa okuyunca döner bana diye yazıp çizdiklerim…Cevap vermesine bakmadan içimi doyasıya döküp sonra güne kaldığı yerden devam ettiğim…Tabii sonra bana geri dönüş yaptıklarında ne demişim acaba diye geri dönüp okuduğum yazışmalarım da var 🙂

Evet az önce yine bir arkadaşı darladım, yani darladım mı darlamadım mı bilmiyorum tabii de sonuçta bir insan bir şeyi iş olarak yapıyorsa ve bunun da karşılığında para alıyorsa adam gibi yapsın , salla pati iş yapınca birincisi ol-mu-yor, ikincisi de olmuyor ve ben fena sövüyorum. Hatır gönül işi değil ki sonuçta yaptığın işten para kazanıyorsan elinden gelenin en iyisini yapmalısın.

Sevmeyerek yapılmayan işten kimseye de  bir hayır gelmez ayrıca…

Bu asabiyetin üstüne Dr. Oetker’in pişirilmeden yapılan cheesecake’ini yapmıştım, onu yedim ohh bi iyi geldi ki anlatamam:)  Sevdiği şeyi yediğinde gözlerinden kalpler çıkanları da seviyorum. Benim de çıkıyor çünkü:))

Kendinize iyi davranın. Valla bak. Bizden bir ikincisi yok, her şeyin derdini üstlenmeyin. Kendinizden başkasına iyilik borcunuz da olmasın.

Epeydir şu kişisel gelişim mi dersin farkındalık mı dersin ne dersen de işte o tür yazılara sarmıştım. Önüme ne gelirse okuyordum. Hep karşıma çıkan ve uyuz olduklarımdan biri “sizi üzenleri affedin, bırakın gitsinler” muhabbetiydi. Tamam diyorum (konuyu da illa ki içselleştiricem ya) affediyorum…Hayatıma girme sebebin iyi veya kötü farketmez ama benim gelişimim için belki de gerekliydi ve zamanı gelince sonra erdi. Affettim gitti.

İki gün sonra (misal) x kişisinden haber geliyor veya bir vesileyle  karşılaşıyoruz, ay ben bi sinir bi sinir.. sonra haydaa ben bunu affettim ya yine sinirleniyorum diyorum.

Yeni dank etti, olay şöyle oluyormuş efendim: şimdi biz geçmişte yaşadığımız şeyleri , kişileri,vs affediyoruz.

Ama bu demek değil ki kişiyi karşında görünce yeniden sevgi pıtırcığı olucaksın, medeni davranmak serbest, öküzlüğe de gerek yok tamam ama iyilik yapmaya da gerek yok. kimseye iyilik borcum yok. Kimse için istemediğiniz ama “aman kırılmasın” veya “ayıp olur” dediğiniz şeyleri yapmak zorunda değilsiniz. İstemediğiniz yerde durmayın, istemediğiniz kişilerle görüşmeyin,canınız mı istemiyor yapmayın yemek ne olur ki en fazla kahvaltı edersiniz olur biter.

Ama etrafınızda sevdiğiniz insanları bulundurun, bakın o çok önemli. Hepsinden önemlisi sabah kalkıp aynaya baktığınıza aynadaki kişinin gözlerine bir bakın. Bakın bakalım en son ne zaman görmüşsünüz o gözleri?

Önce kendinizi sevin, herkesten ve herşeyden önce (narsistlik haline dönüşün demiyorum tabii).

Aynadaki yansımanız gülümsüyorsa sorun yok, aksi taktirde bi oturup düşünün ve  kendinize zaman yaratın

Haydi kalın sağlıkcakla…

 

20150925_133552

resim alakasız ama olsun su sakinleştirir:))

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s