Bir eşik daha

22.06.2016 saat 03:13

Tarihleri,saatleri niye yazdım bilmiyorum. Çözüldüğüm, bir eşik daha atladığım ya da fark ettim an olsun diye sanırım.

Bu sefer sondan başa doğru gidelim. Az önce bir  rüya gördüm.

Bir yanda, affettiğim ama ara sıra aklıma geldikçe öfke içimden fışkırıyor dediğim kişi ile diğer yanda, ya birşey olursa ve ben koruyamazsam dediğim iki kişinin benimle yüzleşmesine şahit oldum. Biri öfkeden delirmiş halde bana doğru gelirken diğeri, gözleri  korkudan fal taşı gibi açılmış halde bana bakıyordu…

Bir an bir saniye kaldım orada. Öfkeden titreyen ama inmeyen eli ve elin atında korkudan sinen o çocuğu gördüm. Gördüklerimin ikisi de bendim, benim iki yanımdı, onu farkettim.

Durdum…

Ben durunca zaman da durdu…O korkan çocuğun gözünün içine baktım ve korkma dedim. öfkeli olana bakıp sadece sustum, teslim oldum. hani ne olursa olsun dediklerinden…

Bir anda göğsümün tam ortasında göğüs kafesimin içinde kalbimin inanılmaz bir hızda titrediğini gördüm.

Kalbim titrerken aynı anda yumurtalıklarım (rahim) da aynı titreşime ulaştı. (Titreşim derken rüyamın içinde, bir yandan rüya görürken diğer yandan vücudunuzdaki bu iki organın çok hızlı bir şekilde titrediğini ve sadece bu iki yeri hissedebildiğinizi hayal edin) Bir de sol el bileğimin biraz üstü yanmaya başladı. (sanırım bileğimin yanması birinin beni o ana götürüp getirmek için tuttuğu yer olduğu için yanıyordu)

Ben o anda, o manzaranın tam ortasında otururken uykudaydım aslında.. Uykumun içinden izledim. Bilincim açık ama bedenim uykuda…

Ve uyandım, kalkıp salona geldim. bir elimi kalbime diğerini karnıma koyup bekledim. O zaman farkettim o iki figürün de “ben” olduğunu… biri kadınlığım, diğeri içimdeki çocukluğumdu…

Ve benim asıl korkum o çocuğu ya koruyamazsam duygusuydu…

Ve o anda çözüldü.

Şimdi, şu an  her şey yapbozun parçaları gibi  oturuyor yerine.  Geçenlerde bu öfke bana ait değil, benim genetiğimde yok, olmasın istemiyorum  diye kendime bas bas bağırıyordum.

Çok geçmeden bir şekilde ansızın İzmir yolculuğu çıktı, ordan yol Çeşme’ye düştü. Meral ablayla sohbet ederken, benim şimdilerde okuduğum, onun ise  yıllar önce okuyup bitirdiği ruhsal yolculuk kitaplarından bahsettik. Ramtha’dan, Osho’dan, Tanrılar Okulu’ndan ve daha bir sürüsünden. ( yeni tavsiyelerini de aldım bu arada)

Eskiden o böyle şeylerden bahsederken bize hiçbirşey ifade etmiyordu, şimdi söylediklerini anlıyorum. Sohbetimiz arasında, kitapların da söylediği “sizi rahatsız eden  her şey aslında sizin bir parçanızdır” kısmı için -yanılmıyorsam- Osho’nun dediği “bir yılanla karşı karşıya geldiğinde yılanın içine gir,sessizce otur ve  onun gözlerinden gör ” cümlesini (ya da buna benzer birşeyi) aktarmıştı bana sohbet esnasında…

Rüyamda tam olarak beklediğim an o andı. Yılanın içinde oturup oradan dışarı baktığım an…

Hani fark ettiğinizde her şeyin çözüldüğü, şifalandığı, ve bir eşik daha atladığınız an…

Sizde bu ana denk gelirseniz yapmanız gereken Ahmet’i, Mehmet’i, Ali’yi Veli’yi değil  ilk önce kendinizi affetmeniz, sevdiğinizi söylemeniz,kendinize karşı gösterdiğiniz acımasızlıktan (ki insan en çok kendini yerden yere vuruyor)  dolayı özür dilemeniz ve hepsi için , bunları yaşayıp bu eşiği atlamanıza vesile olduğu için teşekkür etmeniz gerekiyor. Bu dört maddenin yazılı olduğu kitabı henüz okumadım. Bunlar sadece dünkü sohbetten aklımda kalanlardı. Gecenin bir yarısı koltukta bağdaş kurup bir elim karnımda, diğeri kalbimde gözümden inen yaşlarla ne yapmalıydım diye kendime sorarken aklıma gelen 4 maddeydi, neydi neydi diye düşünürken içime dolan cevaplardı…

Önce kişilere bunları mı yapmalıyım dedim sonra kişilerle işim yok, benim yolum kendimle deyip hooop direksiyonu kendime çevirdim. Bence iyi de oldu, hafifledim geçti gitti.

Tabii bir de bunun sağlaması kısmı var. Hani ben bu kadar şeyi kör topal yaptım ama acaba oldu mu yoksa ben bunları uyduruyor muyum kısmı 🙂

(yukarıdaki cümleyi yazarken  farkettim ki nurtopu gibi bir de güven sorunum varmış:))

Gözümü kapatıp kütüphaneden bir kitap çektim. Meral ablanın tavsiyesiyle aldığım ama henüz okumadığım (Osho’nun Aşk,Özgürlük ve Tekbaşınalık) kitabı geldi.

İçinden bir sayfa açtım cevabım tam karşımdaydı…

20160622_032438

Yaşadım, uyandım, yazdım belki de şifalanma sırası sizdedir…

 

 

 

 

Reklamlar