Kime ne borçlusun?

Bugün bir arkadaşım aradı. Mutsuzum ama çıkamıyorum işin içinden dedi.

Evliliğinde bardağın taştığı noktada… Çocuklarım var ve sadece onlar için katlanıyorum diye ağlıyordu. Daha önceleri de çok konuşmuştuk, içini dökecek birilerini arıyordu. Anlatması  bir nebze de olsa çözülmesini sağlıyordu belki de…

Evde şiddet yoktu, ama sevgi ve saygı da yoktu. Eskiden benimle ilgilenmiyor diye üzülüyordu, oysa başta da dedim ya bardak dolmuştu en ufacık bir damla taşıracaktı. Damlanın ne kadar büyük ve küçük olduğu farketmiyordu artık.

En son boşanalım diye resti çekmişti ve eşi ufak ufak ilgi göstermeye başlamıştı kendince…Çatırdamalar ne zaman başladı dedim . Baştan beri vardı ama Ali’ye (2. çocuğun) hamileliğimde çok mutsuz bir hamileydim demişti bir kere..Nereden baksan 10 yılı vardır evlilik bağıyla bağlanalı.

Zor bir karar. Kimseye bir anda hadi artık evlen diyemeyeceğin gibi hadi artık boşan da diyemezsin. Her ilişkinin kendi dinamiği vardır. Kimisi bazı şeyleri daha rahat tolere ederken  bir diğeri daha ilk tökezlemede yeter artık diyebilir.

Sen ne istiyorsun dediğimde ben onun yanında olmak istemiyorum,yanımda olmasını da istemiyorum. Evden dışarı çıktığımda o kadar ferahlamış hissediyorum ki kendimi, ve eve girerken de bi o kadar hapsolmuş…

Peki konuşmayı denesen, anlatsan ben böyle böyle hissediyorum diye dedim.Anlamaz ki dedi.

Ayrılmak istiyorum ama diğer yandan da çocuklarımı üzer miyim? Acaba bencillik mi ediyorum diye kendi kendini yiyor.

Tabii burada yazmayacağım başka sorunları da var aslında olay sadece sevgi saygı eksikliği değil. Ama sonuçta ortada, koskocaman evin ortasına güm diye düşmüş bir mutsuzluk kayası var.  Görüyor ama dokunamıyorlar. Öyle kaplamış ki her yanı kendilerine ait bir alan  kalmıyor.

Çocuklarda olayın farkında tabii. Sadece biz yetişkinler, onlara fark ettirmeyecek kadar iyi oyuncular olduğumuzu zannediyoruz.

Benim tek söyleyebildiğim bence senin kendine mutluluk borcun var demek oldu. Öylesine…bir anda ağzımdan döküldü. Ama evet vardı. En çok kendisine mutluluk borcu vardı. Başkalarını düşünmekten en çok kendini yıpratıyordu.

Ya ailem üzülürse, ya çocuklarım üzülürse, ya kocam çocuklarımı alırsa…Endişe dediğin şey sen izin verdiğin müddetçe kurt gibi yer insanı. Ne zaman korkmamaya karar verirsin- ki bu cesaret değildir sadece basit bir karardır-  işte o zaman o endişe duygusu bir durur, geri adım atar.

Aslında sadece bu arkadaşımın değil hepimizin kendimize mutluluk borcu var.

Evlilik dediğinde gün sonunda evin kapısını kapattığında evet belki o evde sadece ikiniz kalıyorsunuz ama bir ömrün sonunda geriye sadece sen kalıyorsun.

Bütün bir hayatını mutsuzlukla geçirip geçirmemek senin elinde. Evlilik diye imzaladığın o defter sadece bir kaç yıl için geçerli değil bir ömür için geçerli. Hiç bir ilişki mükemmel değil, kavgasız güllük gülistanlık değil. Ama eksileri kadar artıları da olmalı.

Bir şekilde birbirini dengeleyebilmelisin karşılıklı. O yüzden belki de sevilmekten çok sevmek  önemli. Çünkü karşındaki, sadece, seni sevdiği için hayatında değil, sen onu sevdiğin müddetçe yanında. Sen sevmekten vazgeçtiğin an  önüne serdiği altın yaldızlı halının zerrece kıymeti kalmayacak. O yüzden o son damlayı beklemeye gerek yok. Bardağı doldurmadan konuşarak, paylaşarak ilerlemeli ilişkiler. Küserek, trip atarak, umursamayarak veya yasaklayarak değil.

Ve bence mutlu değilseniz  mutlu çocuklar yetiştiremezsiniz. Çocuklara istedikleri herşeyi verin, alın, götürün onlar  yine de o mutsuzluğu hissederler.

Bu konuşmadan sonra oğluma dönüp sordum .

Biz babanla boşandığımız için sen mutsuz musun?

Hayır değilim dedi.

Güzel, çünkü ben çocukların mutlu bir evde büyümelerin daha doğru buluyorum dedim. Kavgalı, mutsuz bir evde olmaktansa ayrı ayrı ama mutlu olmak daha iyi bence dedim.

Evet öyle dedi.

En basitinden ben kendi çocuğumun boşandığım için mutsuz olmadığını biliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

2 responses to “Kime ne borçlusun?

  1. Ne desem bilmiyorum. Aynı gün seni aramış ama bunları ne aralik anlattığını çözememiş bir kafayla başladım okumaya.
    Kendime borçlu olduğum mutlulugu bir sekilde bulmam lazim cunku sena maraslinin dedigi gibi insan hem hakli hem mutlu olmuyor.
    Sistemde bir bosluk var ve o “anlamaz ki” en buyuk yara.
    Erkekler bizi anlamiyor.

    • Ben cozdum,iyi bir iliski icin balik hafizali olmalisin:) oyle gormedim duymadimla olmuyor. Bayaa baya unutacaksin sileceksin hafizadan bastirmak falan cozum degil.biz kendimizi anladiktan sonra erkegin anlayip anlamamasi cok problem olmuyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s