Yaratıcı Enerji ve Tarhana

Yaratıcı enerji diye birşey varmış… Sanırım ilk Tüten söylemişti. Ben bir gün birilerine kızmıştım da Tüten’le whatsapptan yazışıyorduk ben niye bu kadar kızdım diye. O da bana bu öfkemi bir şeyi yaratmak için kullanabilmemi önermişti.  Tam anlamamıştım öfke ile bir şey nasıl yaratılırdı ki?

Dün de Elif’le (İşçan)  buluştuk. İnanılmaz keyifliydi, hiç tanımadığın birisiyle ilk kez tanışıp tadına doyamadığın bir sohbetin saatlerce akması olası birşey mi bilmiyorum ama yanından ayrıldığımızda saat 20:30a geliyordu.  Ordan burdan burçlardan,yogadan,astrolojiden,hayat hikayelerinden,numaralardan,benden, bizden bir dolu şeyden konuştuk. O kadar ki bir ara sustuğumda başımın etrafında ışıklar dönüyordu.

Ben genellikle kendimi anlatmayı sevmiyorum. yani bakmayın burda yazıyorum içimi döküyorum falan ama karşı karşıya geldiğimde daha çok dinlemeyi ve gözlemlemeyi tercih ederim. Çok nadirdir belki de kendimi olduğum gibi ortaya döktüğüm anlar…Sadece yanında çok iyi hissettiklerimde açılır pandoranın kutusu bende…

Ya da belki birinin ihtiyacı olduğu bir şey varsa ve o şey benim yaşanmışlığımsa eğer anca o zaman anlatıyorum sanırım. Başka türlüsü gereksiz gibi geliyor. Niye durduk yere kendimi anlatayım ki? En yakınlarım için bile böyle bir zahmete girmezken şöyleyim böyleyim demenin ne alemi var…

Dün akşamki sohbet sarhoşluğunun üstüne eve nasıl geldiğim hakkında bir fikrim bile yok. Hayır hayır içki falan içmedim. Daha çok bir nevi aşk sarhoşluğu gibi…. Bir sürü şey öğrendim, notlar aldım, doğum tarihimin toplamından çıkan numaralar,sevdiklerimle ilişkilerim anlamam gereken hayat dersleri, çözebildiklerim, farkında bile olmadıklarım, farkına yeni yeni vardıklarım…. off yazmakla bitmez..

Yogada en sevdiğim  poz,en sonda yere düz yattığım pozisyon dedim Ceset pozisyonu onun adı dedi. Ama en keyifli o dedim. Evet ona varmak için bütün pozları yapıyoruz en sonunda o var dedi.tıpkı hayat gibi, hayatı da sonunda ölmek için yaşıyoruz dedi..O son an için… Hiç beklemediğim bir anda yine verdi cevabı, oysa ben sormayı unutmuştum yoganın bizim  hayatımızla bağlantısı ne , her pozu yapıyor olmamız bizim hayatımızda nasıl bir denge sağlayacak diye…

Muhabbetin bir yerinde gergin olduğumda o  enerjiyi atmak için birey yapmam lazım dedi. Yazıyorum o zaman dedi. Kadınsal mevzuların gerginliğinden bahsediyorduk ve ben gerildiğimde içimden bir tazmanya canavarı çıktığından sözetmiştim.

Gelelim bu sabaha;

Birkaç gündür ablamlarla aramızda bir tarhana  muhabbeti var. Teyzem yapmış, ablamlar da el atmış falan, sürekli resimler  geliyor tarhana mayalanırken, serilirken  falan…

Ki sadece son iki senedir hayal ettiğim gibi doya doya ev kuşu olduğuma göre, evde anne usulü tatlar yapmaya başladım.Bir kısmı Karatay  hocanın  beyaz sağlıksızdır uyarısına takılıp çokça örselenmişse de (hayır Karatay usulü veya diyeti ile beslenmiyoruz ama yine de sağlıklı olmak adına dikkat ediyoruz ) hamur işi türevleri rafa kalkmıştı.

Ve tarhana yapıyor olmak bence -bana göre- ev kadınlığının en zirvesiydi… Dolmaları, dondurulmuş gıda saklamayı, domates konserveleri yapmayı öğrenmiştim.

Ama tarhana zirveydi ve gözümü korkutuyordu. Nerde yapan biri görsem mukakkak sormuşumdur zor mu? çok uğraştırıyor mu? nasıl yapıyorsunuz? diye

Tarhanaya da bayıldığımdan değil aslında da , biz çocukken hastalanınca annem tavuk suyu çorba yapardı sıcacık..Günümüzde tavuklar telef olunca ( ve ben kendilerinden 2 kez zehirlenince) bizim eve pek girmez oldu. Haliyle tahtını da tarhanaya bıraktı. Bizim evin hem hastalık hem acil durum çorbası oldu.

 

Sabah yazışmalardan sonra yine bir, acaba becerebilir miyim? modunda mutfağa girdim. Önce evdeki 3 şeftaliden (1 küçük nutella kavanozu çıkıyor) reçel yaptım. Zaten ilk denemesini iki gün önce yapmıştım,olmuştu.

Bu arada dün de bir arkadaş bana analı kızlı yemeğinin resmini göndermişti. Ne yapayım bunu dedim. Analı oğullu yersiniz işte demiş. Ya ben daha tarhana yapamıyorum nerde kaldı yöresel, hele ki içinde minik minik içli köfte gibi şeylerin olduğu yemek…

Bu sırada beynimin bir tarafında  tarhana, diğer tarafında analı oğullu  tarifleri,malzemeleri  falan dört dönüyor.

Gün içinde annem aradı  bir de, ona gittik, güya beni al diye çağırdı vazgeçti gelmekten,denize gireriz dedi, oğlumun bacakları pişik olmuş tuzlu su yaktı. bir yandan o mızırdanır, diğer taraftan annem şunu eve götür diye elime bi koli tutuşturdu, ve galiba gerildim ben.

Eve gelip önce oğlanın duşu, kremlenmesi doyurulması faslının ardından kendimi odaya kapatıp hadi dedim bi yoga yaptım,sonra duş sonra tarhana malzemeleri için pazar… Pazara geç kalmışım  biber bulamadım (ayrıca 5 günlük mayalama kısımı da gözümde büyüdü)   oturdum analı oğullu yaptım akşam saat 9’da benimki tembel işi oldu tabii, içli köfte kısmını beceremezsem diye top köftelerim vardı buzlukta onları kullandım. Minik bulgur köftelerini  yaptım ama, bir de nohut haşlamıştım onu da ekledim.

Bunları yaparken sohbetimiz geldi aklıma yaratıcı enerji diye… Aha dedim benim yaratıcı enerjim mutfağa aktı.

Derhal enerjimi toplayıp bilgisayarın başına geçtim. Buraya akıtıyorum 🙂

Biraz fazla dağıttım sanırım analı oğullu tahmin ettiğim gibi olmadı. yazı desen…onu da okuyunca siz yorumlarsınız;)

Reklamlar

One response to “Yaratıcı Enerji ve Tarhana

  1. Geri bildirim: Yaratılış hikayesi | kelimeperisi·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s