Bi düş lazım şimdi bana bir kürek bir kayık…

Neye ihtiyacım olduğunu buldum!  Yeni düşlere ihtiyacım  var benim…

Yeni masallara, yeni düşlere, yeni kurgulara…Olmak istediğim yeni yerlere…

Ama elimdeki düş bitti… Bitmiş yani… Olumsuz anlamda değil ama…Kendi hayalimi gerçekleştirdiğim andayım. O zamandayım uzun süredir…

Kendi dağımın en zirvesinde… En tepede… Neden olduğunu bilmediğim bir şekilde ait  olduğum yerde…Bunu da algıladığım bir zaman gelecek elbet..Neden burdayım?’ı

Ama şu an burdayım. Hala sıkılmadım, bıkmadım, bezmedim. Hala hergün yeni bir şey öğreniyorum.

İnsanlar kariyer yapmak için tırmanırken ben karvizit insanı olmak istemiyorum demiştim çoook eskiden. Evet olmadım.

Bir kartvizitte yazan ünvandan çok daha fazlası olabildiğimi biliyorum. Bir kaç tane harfin yanyana gelip senin/benim ne olduğumu söylemesine ihtiyaç duymadım. Orada yazan müdür, yönetici,işçi..ıvır zıvır tabirinin göğsümü kaldırmasına ihtiyacım hiç olmadı.

Daha da fenası ne iş yapıyorsun dediklerinde benim hep çekinerek ünvanları söylememdi. Evet kurumsal hayatta yaptığım işleri hep severek yaptım , çok şükür de hep keyifli insanlarla çalıştım. Aramızda hiç birbirinin kuyusunu kazan, üstüne basmaya çalışanlar olmadı. Mutlaka ki tartıştıklarımız olmuştur ama “kötü” veya “bencil”veya “hırslı” hiç olmadı… Denk gelmedik.

Oysa şimdi tüm sıfatlardan, ünvanlardan arındım ya, ne iş yapıyorsun dediklerinde bir saniye durup “hiç” diyebiliyorum. yani gerçekten HİÇ.

Bir şey yapıyor olmanın kıstası ne?

Bir ünvan sahibi olmak mı?…. Değilim

Para kazanıyor olmak mı?… Kazanmıyorum

Şaşalı bir hayat yaşamak mı?…yaşamıyorum.

Büyük harflerle yazılacak kocaman başarılarım olmadı benim. Yani vardır mutlaka toplum için ya da başkaları için başarı sayılanlar..bitirilen okullar,işler ..vs.

Benim demek istediğim bunlar değil. Mesela bana neyi başardın deseler Daniel Steel’in “Zoya” adlı romanını ingilizce okudum, anladım ve çok sevdim diyebilirim. Bu benim başarımdır. Çünkü ingilizceyle aram hiç bir zaman bir ingiliz vari olmadı:) Konuşmam gerektiğinde kendimi rahat hissedersem (kasmazsam) bülbül olabiliyorum ama gel gör ki biri (misal oğlum) ya şurda ne yazıyor bi okusana /söylesene/ çevirsene dedi mi bi afakanlar basıyor ki sormayın…

O yüzden ingilizce bir roman okumak başarıdır benim için. Gerçi başka da okuyamadım o ayrı:)

Veya şu dönemde kendimle kalmış olmam, kendi kendime nefes alıyor olmak da başarı benim için. Başkalarına bağımlı olmadan yaşabildiğimi gördüm. Bunu tek fena yanı bir müddet sonra yanınızda çok yapışık insan istemiyor olmanız. Arada bir mutlaka kendi kendinize kalıp dokunulmamaya ihtiyaç duyuyorsunuz .

Hep ev kadını olmak istemiştim . Yanılmıyorsam taa ortaokul yıllarından beri.. Okumayacağım diye tutturunca annem madem öyle yemek yapmasını öğren dedi turizm otelciliğe verdi. Bizim sınıfın çoğu resepsiyon bölümünü seçince yemek dersi yerine muhasebe dersinde buldum kendimi…

Üniversiteye gitmeyeceğim dedim, bi sınava gir bakalım kazanacak mısın görelim dedi annem. Girdik.

Bütün millet sınav çıkışı soruları yeniden çözüp puan hesaplarken ben taa sonuçların eve gelmesini beklemiştim sonucu görmek için.Nasılsa okumayacağım (!) için.

Puanlar açıklanınca yapılacak 18 tercihin 16sını farklı şehirlere yazmıştım. Sadece kendi yazdığım listede puanı yüksek diye ilk iki sırada İstanbul vardi. Unutmuyorum, ilki İstanbul Üniversitesi  turizm rehberliği ve 2. tercih Marmara Üniv. Turizm Otelcilik.

Ve ben gidip gözünü çıkarıp Marmara’yı kazanmışım. O bölümün yerinin taa Beyazıt’ta olduğun öğrenince yine gitmem ben oraya dedim. Ne işim var Avrupa yakasında!

Şansıma o seneki otelciler pilot olarak Göztepe kampüsünde ders görecekmiş. Eve 15 dak. okul olunca  kuzu kuzu gittik tabii:))

Annem ne adaklar adamıştı üniversiteye gireyim diye:)) Girmesine girdim de çıkması epey bir sürdü:)) biraz daha sıksam tıptan çıkarmışım. 2 senelik okul + hazırlık + 3 sene türkçeden çakma ile 6 senede zor bela attım kendimi dışarı… Diplomayı da muhtelemen bir işyerine vermek için istediklerinde gidip almıştım. Eğitimle aram o kadar iyi yani:))

Ama gel gör ki hayattaki öğrenciliğim gayet başarılı. Bu konuda mütevazi olmak istemiyorum. Hele ki tarhana yapmayı becerdiğim şu günlerde… hiç tevazu gösteremeyeceğim. Yaptım çünkü..yani yaptım..Başardım.

Bu da benim başarım mesela… Kendime belki gereksiz yere koyduğum çıtalardan biri. Ki Tarhana cidden yüksek bir çıtaydı…Ev yoğurdu,dolma,reçel,mantı (mantıyı sevmedim çok uzun sürüyor yapımı), konserve… ne bileyim evin düzeni, pratik temizlik yöntemleri, doğal ürünler, doğaya uyumlu beslenme biçimleri… bunları denedim,öğrendim,keşfettim mesela..bunlar benim başarılarım. Hep istediğim şeyler…ve dahası bunlara ulaştım.

Doya doya kitap okuyabildim mesela şu dönemde..bir sürü yeni şey öğrendim. Kendimi anladım, etrafı anlamaya çalıştım. Güneşimin, toprağımın, tadını çıkardım. Denizden kalp taşları topladım. Zirvedeydim yani…

Ailem yanımda, oğlumun keyiflerine -zaman zaman delirmelerine- eşlik ettim. Eskiye göre daha az öfke patlamalarına denk geldim kendimde. Daha sakinleştim. Gerçi hala gerilince  (dönemine ve sebebine bağlı olarak) daha zor sakinleştiğim anlarım da var. O kadar müthiş değilim yani:))

Ama çoğunda sınırlarımı belirledim, muhtemelen sınır ihlali yapıldığında kızıyorum.Yapmayın, yapmasınlar:)))

Başkalarını kırmamak adına evet demek yerine hayır demeyi de öğrendim mesela. Ki bu ennn büyük derslerimden biriydi.

Güzel insanlar hep vardı hayatımda ama daha çoklarıyla tanıştım. Hesapsız, çıkarsız, altyazısız… avucumun içine ışık bırakanlar oldu, hadi tanışalım artık diyenler,avucunun içini açıp kalbimi koyup öptüğüm,  hiç sebepsiz karşıma çıkıp derdini ,yüreğini eteğime dökenler… kimine ben iyi geldim kimi bana… bir şekilde birbirimizin hayatlarına değdik…değiyoruz da…

Yazı nerden başladı nerelere geldi yine…böyle gelmesi gerekmiş demek..

Büyük büyük başarılarımız olmasın belki ama küçük küçük gülücüklerimiz,kıpır kıpır çarpan yüreklerimiz olsun bence…

Ve benim artık yeni düşler bulmam lazım. Ne istediğimi ,ne yapmak veya ne olmak istediğimi… evet zirvedeyim ama daha tırmanacak çok dağ, görülecek çok manzara ve öğrenilecek çok bilgi var…

 

 

Sezen Aksu’nun dediği gibi  “bir lodos lazım şimdi bana, bir kürek bi kayık…

(içimden geçen şarkının sadece üstte yazdığım kısmıydı halbuki, meğer istanbul şarkısıymış:)  yazıya da uymadı ama idare edin;)

 20160815_195209

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

2 responses to “Bi düş lazım şimdi bana bir kürek bir kayık…

  1. Düş o zaman düşün peşine… Ohhh ne güzel zenginlik, hem zirvede hem de yeni düşler peşinde olmak ✨🐉🌳🎉 çok çok tatlısın!!! ❤

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s