Sıcak sıcak…

Günaydın,

Sıcak sıcak yazmam  lazım. Erteleyince kalıyor hep çünkü.

Artık oğlan sabahçı olduğu için bizim evin düzeni komple değişti. uyuma saatleri, uyanma saatleri,yemek zamanı falan. Sabahçılık sandığım kadar kötü değilmiş aksine  sevdik biz.Cancan da sevdi. Bir tek sabah erkek kalkmak zor geliyor ama sokağa çıkıp o taze havayı içimize çektiğimizde ikimizde bir oh diyoruz Çocuk eve gelince elli kere anne sabahçı olmak ne güzel bir sürü vaktim kaldı dedi. Üstelik de en geç 9:30 da uyumuş oluyor (ki itiraf edeyim en çok erken nasıl yatacak diye korkuyordum)

Dolayısıyla günü erkenden yakalayınca bana da bir sürü vakit kaldı hem sabah hem akşam.

Tabii benim de  bunu sonuna kadar sömürmem lazım.İliğini kemiğini kurutana kadar değerlendirmem lazım:)  (Cılkını çıkararak sevme böyle birşey)

Oğlanı okula bırakıp arkadaşımın bebeğini sevdikten sonra  camı pencereyi kapamak için  koşa koşa eve gelip (bunun hikayesini dün yazdım ama elektrikler yoktu, kalem kağıda yazdım üşenmezsem bugün bloga da aktarırım)   kahvaltı hazırladım. Tam yemeğe başlayacakken face’te Elif’in  yeni yüklediği yoga videosunu gördüm. Bir anda kalbim güm güm atmaya başladı. Acayip heyecanlandım. Kaptım bilgisayarı kahvaltı ederken bir yandan seyrettim bir yandan yedim. Arada yemeği bırakıp mutfaktaki yolluğun üstünde de bir iki hareketi denemeye kalktım:) sonra yine kahvaltıya devam. Tabii kahvaltıdan bir şey anlamadım ama olsun keyifle hazırlamıştım, öyle de yemişimdir sadece tadını çok hissetmedim.

Kahvaltı bitince ,her güzel şeyi sona saklama isteğinde olduğu gibi, yogayı en sona bırakıp ortalığı jet hızıyla toplayıp yoga matını serdim salona…

Dur ama burada birşey söylemem lazım. Olay yoga değil, yani yoga yapmak  tamam çok güzel ama yani Elif’in anlattıklarını dinlemek bile her seferinde bir başka bilginin kilidini açıyor gibi.

Sadece Elif, Ayşe, Mehmet değil aslında birçok insan sana seni anlatabiliyor.Yani en bu ara kilitlenmiş gibi Elif’i, Elif’in anlattıklarını hissettirdiklerini anlatıyor olabilirim ama bunun çok daha önceleri de var. Mehtap’ım var mesela, Ekim’im var. Hepsinin apayrı kolları var.  Bir keresinde Mehtap “ne yapıyorsun, ne yapmak istiyorsun şimdi” demişti bana bundan birkaç sene önce.. Hiç birşey demiştim. Hiç birşey yapmak istemiyorum sadece durmak istiyorum demiştim. O da bana “tamam öyle olsun, demek ki buna ihtiyacın var.Bazen olur öyle insan dinlenmek ister”demişti ( O an belki de duymak istediğim tek cümle buydu belki de)…

Bazen öyle küpeler asılır ki kulağınıza, deldirmenize bile gerek kalmaz. yerleri hazırdır. Belki  hep ordaydı,ama zamanı şimdiydi dersin. O zaman anlarsın aslında o sözün bugün ne anlama geldiğini.

Justtfm‘de Ekim yine sabah anonslarına başladı (yoga’yı anlatıyordumgüya di mi:)  saat 11:00-12:00 arası istek parça alıyor. Dün yine ne istiyorsunuz diye sordu. Bende “böyle sorunca açık büfe önünde gibi hissediyorum kendimi aklıma bir şey gelmiyor ” yazmıştım.  Ve daha ben bu cümleyi yazıp gönder tuşuna basmadan  radyodan Garou- Gitan sarkısını çalmaya başladı. İnanamadım. Garou’nun kim olduğunu Ekim sayesinde öğrendiğim gibi bu şarkıyı da çok severdim,unutmuşum epeydir (Notre Dame müzikalinin orjinal versiyonunda oynayan Notre Dame’ın kamburu, aynı zamanda Kanadalı şarkıcı (galiba Kanadalı’ydı), ayrıca o müzikalin en güzel ekibi o fransız ekip bence , neyse)

Bir melek var, müzik meleği…Adı Sandalfon(muş) der ki : üzüldüğünüz veya neşeli olduğunuz veya ihtiyaç duyduğunuzda beni çağırın bırakın müziğimin notları sarsın sizi…

Ekim bana Sandalfon’u çağrıştırıyor. Dinlemeye başladığınızda aklınızdan geçen şarkılar bir anda radyodan çıkıyor. Hatta bazen daha güzelleri geliyor.

Birşeyleri yapman,okuman,görmen,dinlemen hatta ve hatta beslenmen gerekiyorsa bir şeyler veya birileri öyle vesile oluyor ki, o her neyse, sana tepsi içinde ikram ediyor hayat… Ama bunu için önce kalbini açman lazım.

Kalbini açman için önce bir kalbin olduğunu kabul etmen ve fark etmen lazım. Elif videonun bir yerinde bir pozdan çıkarken ( 34-35 dak.)  “burada, tam bu anda kalbimin atışlarını bu güm güm sesini duyuyorsan yap, bu seni canlı tutar” dedi. (bir de 24. dak. seyredin ama,orası da şahane çünkü;) Ve o  ekranın diğer tarafında o heyecanı bu tarafa aktarırken ben kendimde hiçbir kalp atışı hissetmemiştim.Bir an kalbime ne oldu dedim.Benim o an hissettiğim şey sadece sırtımdan süzülen ter ile vücudumdan çıkar ışıklarla buhar karışımı birşeydi:)))

Ama sonra kalbimin güm güm attığı anlar geldi gözümün önüne…Videoyu telefonda gördüğüm an, sevdiğim şarkıyı duyduğum an , sevdiğim yazarın yeni bir yazısını okuduğum an,telefondan beklediğim bir mesaj belki…bunlar ve daha birçoklarında benim kalbim güm güm atıyorsa heyecandan,sevinçten…demek ki bir yerlerde kalbim var :)))

Ve bu son videosuna eşlik ederken tabii ki yine üff’ledim bazı hareketlerde nasıl çıkıcam ben bundan dedim, ay bu çok rahatmış bundan çıkmasak olmaz mı diye de söylendim:) hatta bir ara, kolunu diğer kolunun atından geçirip ,diğer kolunu tavana açtığın (ve tabii ki adını hatırlamadığım) bir hareket ver. Yaptım ama bu sefer kesin kilitlenicem burada, çıkamayacağım bu pozisyondan yani orası belli diye düşündüm:)) Bir dahakine yanımda biri olsun da öyle yoga yapayım, yoksa yoga yaparken, evde pozdan çıkamadığı için kendisinden haber alınamıyor diye 3. sayfaya çıkıcam:)))) ( ay kahkaha attım yazarken)

neyse ben yine çok sevdim, çok eğlendim, çok da yoruldum. Bir ara aşağı bakan köpek duruşunda (feci güzel bir şey bu, beynin aşağı akıyor sanki)  bir an yazmam lazım benim dediğimi hatırlıyorum. Yoga biter bitmez geldim buraya akıtıyorum içimi…

Yani size desem ki yapın, yapın ,yapın.. vaktiniz veya ilgi alanınız veya zamanınız değilse yapmayacaksınız. Ama bilin ki güzel birşey…

Ay vakit bitti…duş yapmam lazım kahve içmem lazım ve çocuğu almaya gitmem lazım ve bunun için sadece 20 dak. var.Telefondaki bik bik mesajları saymıyorum bile.

Neyse kaçtım ben.. Keyifli günleriniz olsun…

img_20160921_083039

                     Kendinden ibaret olmak ne büyük zenginlik…                                                                                    Kendini keşfetmek için kesişiyorsa yollarımız illa ki şifa’dandır… (M.Elif İşcan)

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s