Dünden kalan bir nefes

Bu yazıyı dün yazmıştım aslında… elektrikler gidince eski usul kalem kağıtta yazdım. Bu da böyle bir ruh hali olsun, burada dursun…

*******

20.09.2016

Yazmam lazım, dökülmem lazım…

Kapımın önünde inşaat var. Ve ben 8 yılını şantiye ortamında geçirmiş biri olarak nefes alamıyorum,geriliyor,sinirleniyor ve panikliyorum.

Tam burnumun dibi,balkonumun önü…

Olayın inşaatla-firmayla-ustayla falan bir alakası yok. Olay tamamen benim balkona çıkış özgürlüğümün kesilmesi ve dağlarımı göremeyecek olmanın verdiği sinir,stres durumu.

Stresle başa çıkamıyorum. Şu yazıyı yazabilmek için bile bu satıra kadar 3 kere kalem değiştirdim. Kalemle uzun uzun yazı yazmayalı da çok olmuş. Kalemi sıktıkça ellerim ağrıyor.

Baştan başlayıp adım adım anlatayım. Dün okullar açıldı ve benim oğlum bu sene 3. sınıf olduğu için bu sene sabahçı. 7:30 itibarı ile dersi başlıyor. Nasıl kalkar, nasıl gider derken ilk gece beni hiç uyku tutmadı. Çok şükür ilk gün çok güzel uyandı gitti okuluna.

Ve ben eve gelip -sonbahara girdik ya, kurtlandım-sonbahar temiziliğine giriştim.Yazlık kilimler kalktı,ortalık silindi süpürüldü, halılar yayıldı, çamaşırlar yıkandı asıldı bitti…tam kendime kahve yapmak için mutfağa gittim kiiiii…. balkonun önünde kepçe,hafriyat kamyonu,araçlar…vs

Düşün ki kahveni alıp balkonda bir nefes almayı düşlediğin an (ki tek derdimiz bu olsun tabii de) evine doğru yükselen toz bulutları ile göz göze geliyorsun.

Evin bütün camlarını ve balkon kapılarını kapayıp  kendimi içeride tuttum bütün gün. Ne zaman ki akşamüstü paydos ettiler , önce balkondaki çamur deryasını yıkadım ondan sonra çıkıp oturdum.

Adamların da suçu yok, işlerini yapıyorlar. Bu inşaatın -en iyi ihtimalle- en az 6 ay süreceğini düşünürsen  offff ki off  (kazma ve toz kısmı henüz ilk aşama, sonrasında yükselen katlarda adamlarla burun buruna olma kısmı gelecek)

Yahu ben evde birşey bozulsa dahi eve tamirci çağırmamak adına her haltı kendim yapmaya uğraşırken, burnumun dibinde, gözümün önünde birilerinin olmasından  dolayı gerildim

Ne olursa, nereye olursa kaçasım geldi, kaçamadım. Eve girip kapıları kapatmakta buldum çözüm sandığım şeyi.

Özgürlüğüm gitti. Ama ben dağımla , gökyüzümle,toprağımla aramda hiç kimseyi istemiyorum ki. Daralıp baktığımda göremeyeceksem, kokladığımda kokusunu almayacaksam toprağın,  farketmeyeceksem eteklerine inen bulutları dağlarımın ne yapayım 4 duvarı , balkonu.

Ben oğlak kadınıyım, bir ayağım toprakta, başım gökyüzünde, elimin altında su, kalbimde aşk olmalı benim…

En lüks ev, en güzel mahalle, en marka birşey değil, en sade, en güvenli, en keyifli, en nefesimi kesen olmalı bende…

Ben bunun için varolmalıyım aslında, renk renk, çeşit çeşit…

Pes eden bir yapım hiç olmadı ki benim.Sanırım bu da boynuzlarımdaki inadımdan  kaynaklanıyor. Öldürmeyen güçlendirir mi bilemem ama gücümün bir yanı inattan geliyor orası kesin:)

Bugün inşaatın 2. günü…Kamyonların sesini duyunca yine kapıyı bacayı kapadım.Önce sütlaç yaptım, baktım ki olmuyor (sütlaç değil ben) yogayı denedim. Ama bana lazım olan hareket değil dinginlikti bu sefer,  yogayı kapadım  nefes videosuna geçtim.

Bir süre sonra nefes egzersizinin ortasında bir aydınlanma geldi. Bu ne deyip gözümü açtım, meğer  güneş çıkmış eve sızmaya çalışıyor. Kocaman bir gülümseme geldi kondu yüzüme, gevşedim, sevindim, şükrettim…devam ettim.

Bittiğinde güneş geri gitmiş, yerini kocaman kocaman damlaları ile sağanak yağmura bırakmıştı. Yağmur tozu bastırır ya hemen açtım kapılarımı… Kahvemi yaptım, aldım dizlerime bir örtü çıktım balkona…

Eninde sonunda orta yolu bulmak zorundayız. Ortak bir dünyada -farklı vizyonlarda  da olsak- yaşıyorsak mutlaka bir yol olmalı…

Ben yine kahvemi içip , kitabımı okuyup, müziğimi açmalıyım o balkonda, onlar da kendi işlerini yapmalı.

Bunu farkedince daha da güzelini yaptım, kaptım oğlanın kalemini silgisini yaydım kendim balkondaki masaya bu satırları yazıyorum. Boncuğu da aldım yanıma..

20160920_112024

Kaos’un ortasında dinginliği yakalamak böyle birşey galiba, fıttırmadan durabildim en azından.

Kurtarıcı dediğin şey bazen bir şarkı, bazen bir video, bazen bir satır, bazen bir nefes…ama çokça sen / ben…

En güzeli de o galiba… bir de ortak yol…

 

Not.. yazıyı 4 faklı kalemle anca bitirdim. Biri turuncu, biri mavi, biri mor, en sonuncusu kurşunkalem:))

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s