Hayatın yönü

Dünya nasıl bir yer biliyor musun?

Bilmiyorsun di mi aslında …Dünya koskoca ve içinde kocaman kocaman başka başka yaşamlar var. Sevinçler, acılar, savaşlar, kutlamalar, doğumlar, ölümler herşey ama herşey içiçe…

Hepsi göreceli aslında… Ne kadar bakarsan, ne kadarını içselleştirirsen o kadarını ,belki de daha fazlasıyla yaşıyorsun.Bilerek ya da bilmeyerek…bildiğinin bile farkında olmayarak belki de…

Hayat baktığın pencereden ibaret aslında biliyor musun? Düşlediğin, hayal kurduğun kadar yaşıyorsun.

Elif bir videosunda demişti ki, beynimiz 3 tür düşünce üretir: biri olumlu,biri olumsuz, diğeri yıkıcı…Ve biz bunların içinden iyiye, olumluya odaklanmak için daha fazla çabalamak zorundayız. Çünkü doğası gereği 2 tanesi zaten kötü.

İkiye karşı tek, çoğa karşı az…Az ama öz, öz ama güzel…

Yolu zor, karışık ama ulaştığında keyifli,huzurlu…

İyi de nasıl mı diyorsunuz?

Bu kısımdan sonrası benim okuduklarımdan, duyduklarımdan, gördüklerimden, sohbetlerimden, farklı farklı kaynaklardan hatırladıklarımdan yani alış-veriş’lerimden ibaret.Umarım anladıklarımı doğru ifade edebilirim.

Bir: Kelimeler sihirlidir… Gücü çok fazladır. Seçtiğin, kullandığın ve ağzından çıkardığın kelimeye dikkat et. (yazdığına demedim bak, o direkt beyinden klavyeye akıyor:)))

Sürekli oyum yok, buyum yok diye sızlanırsan  olmuyor. Neyi söylersen o gerçekleşiyor. Ağzından çıkan evrende söz oluyor. İyi  yada kötü olması sorun değil, dile gelmesi önemli.

Eskiler dermiş ya hani boğaz 9 düğümdür diye. Söz birinden çıkıyorsa bir diğeri filtreden geçirsin maksat.

Ben bu blogun adını kelimeperisi olarak almıştım, bilerek değil, aklıma gelen isimleri sistem bana vermedi bende aklıma gelenleri deniyordum, şansıma bu çıktı. Çok mu iddialı olur ki falan demiştim sonra amaaan  iki gırgır yapacağız iddialı olsa ne olur dedim seçtim.

Ama bak ortaya döke saça yazan bolca harf, kelime belki anlam hataları yapan, tüm bunlara rağmen bir kısmını kova kova kendinden, bir kısmını sevdiklerinden bolca buraya taşıyan bir peri çıktı:) Kanatları henüz yok belki ama kim bilir yakında o da çıkar. Belli mi olur.

Kendimi, kalbimi ortaya koyduğum kadar sevdiklerimi de anlatıyorum. Onları gerçi biraz daha koruma kalkanlı anlatıyorum ama olsun anlatıyorum.Bu bile senin için olmasa bile, benim için önemli;) Kimbilir belki senin için de önemlidir. Belki sende de benden bir parça vardır. Belki o parça yüzünden buradasındır. O zaman hoşgeldin.

Farkında olmadan, otomatik olarak yaptığımız şeylerden biri de beddua, lanetleme  falan. Gazeteyi açıyorsun  ya da interneti. Nerden haber alıyorsan artık.Belki de komşunda kahve içiyorsun ve sana o an bilmem kimin bilmem kimle yaptığı haksızlığın haberi geliyor. Haksızca ölen birilerinin haberi, yanan çocuklar, ölen işçiler…yüreğini kökünden burkup, acıtan bir haber…

İlk ne yapıyoruz?  Allah kahretsin, belasını versin …Ağzımız biraz daha küfüre yatkınsa okkalı bir küfür savuruyoruz. Belki o konumdaki yakınımıza bakıyoruz, sevdiğimiz biri aklımıza geliyor. En sonunda üzüntümüzün yanında “ohh iyi ki o konumda değiliz” ölen, yanan, kaybolan..vs benim yakınım değil adlı şükran duygusuyla günü kapatıyoruz.

Bunların hepsini yapıyoruz. Çünkü hepsi insani, kalbi vicdanı olan herkes birebir olmasa da benzer duygu geçişleri yaşıyor muhakkak.

Kullandığımız kelime kısmına bi bak. İçinden acı, öfke, nefret fışkırıyor…Belasını versin, kahretsin…Ne kadar ağır sözler aslında. Hani her yerde birçok insanın söylediği çekim yasası var ya.. Neyi düşünürsen onu çekersin diye…Düşündüğünü söze döktüğünde onu mühürlüyorsun!

Savaşa hayır diyorsun ama hayat sana sadece savaş sözcüğünü geri veriyor, Hasta olmak istemiyorum diyorsun hoop bi bakıyorsun hastalık altın tepside önüne konmuş. Mutsuz olmak istemiyorum diyorsun aaa bi bakıyorsun mutsuzluk kuyusunun dibindesin.

Arkadaş manyak mısın niye hep dediğimin tersini yapıyorsun ya? Murphy  kanunu mudur nedir?

Belki de öyledir kimbilir.

Bakış açısını ve kelimelerini değiştirdiğinde yönün de değişiyor emin ol. Bunu ufak ufak becerebildiğinde sende dönüşüyorsun.Daha güzel bir hale geliyorsun. Daha dikkatli oluyorsun, daha çok fark ediyorsun, daha iyi koku alıyorsun mesela, daha iyi tat alıyorsun, daha az ama belki daha öz konuşuyorsun.

Çok değer verdiğim bir büyüğümden dinlemiştim bir sohbette, eskiden gaz lambalarının kullanıldığı dönemlerde lambayı söndür denmezmiş, uyut denirmiş. Lambayı uyut…

Ne kadar ince, hassas bir çizgi…Bir de bize bak, belalar havada uçuşuyor…

Kelime kısmında seçim senin ama farkına varmak nasıl bir şey dersen Tüten anlatıyor onu. Birebir çalışmasına katılmadım ama instagram hesabından çok güzel anlatıyor.  (@tuten veya Tuten Yolukar olarak arayıp bulabilirsiniz)

Bunu da deli anneden duymustum galiba ilk. Duyduğun veya sana ulaşan her bilgi aslında seninle ilgiliymiş. O da okuduğu kitaplardan öğrenmiş, paylaşmıştı bende ondan öğrendim.

İlk başta hadi ordan demiştim, ne alaka? …sonra sonra çözüldü ama. O ilk soruyu sorduğun an hayat sana cevap vermeye başlıyor . Hele ki benim gibi -garantici demeyeyim de, emin olmak istiyorsan- verdiği cevabı farklı kaynaklardan teyit ettiriyor.  Birinden duyduğun bilgiyi alakasız bir kitapta geçen bir cümleyle yakalıyorsun. Seyrettiğin bir filmin içinde belki, minnacık iki saniyelik bir sözle…Görmeyi, fark etmeyi öğrendiğin an bilgi sana akıyor.

Matriks filminde vardı ya hani, yukarıdan aşağıya yeşil yeşil harfler, rakamlar kodlar iniyordu, içinde şifreler gizli…İşte o şifreler bir anda gözüne düz yazı gibi gelebiliyor.

matrix

Ramtha’nin kitabını okumaya başlamadan önce (ki tavsiye ederim çok şahanedir) youtube’taki bir videosunda söyle demişti. Öğrenci hazır olduğunda öğretmen gelir.

Bu da beni çok sarsan bir sözdü.

Ramtha’nın kitabını merak edip diğer kitaplarla birlikte sipariş verdiğimde bir tane  kitabında -alt tarafı  10 liralık bir şeydi- cimriliğim tutmuş, aman bir sürü kitap aldım zaten onu da bir sonraki sefere alırım demiştim. Meğer o kadar kitap, o almayı ertelediğim “eşruhlar”adlı kitabın hatırına gelmiş bana. Bir kısmı hala okunmayı bekliyor.

O son kitabı eklemeden veremediğim  siparişim -her seferinde beni bilgilerini güncelle kısmına geri fırlatıyordu,tam 6 kere denedim- ne zaman ki ben olmuyor sabah bakarım deyip kapadım sayfayı ve youtube’a geçtim. O dönem de Hasan Sonsuz Çeliktaş’ın videolarına denk gelmiştim izliyordum ve bu video denk geldi önüme.

Anladım ki almam gereken kitap o “eşruhlar”…Ertesi gün o kitabı sipariş listeme ekleyince anında siparişlerim onaylandı ve kitaplarıma ulaştım. Haa gerçi kitabı okuyunca bendeki duygu asla” eş ruhumla karşılaşmak istemiyorum”duygusu olmuştu ama işte…:))

Ama Hasan’ın bu videosu çok güzeldir vakit bulduğunuzda izleyin muhakkak. Belki bir pencere açar. Mesela ben aynaya bakıp yeniden muhabbet kuşu gibi konuşmayı öğrendim.

Aaaa!  Belki de ben, o yüzden bazı insanlarla ilk kez karşılaştığımda bile hiç dur sus dinlemeden konuşuyorumdur. O kadar kendimden gördüğümden…

Hmm  ne anlatıyordum… bize ulaşan bilgiler…o zaman niye bu haberler bize ulaşıyor? Dürüst olayım o kısmı çözemedim henüz ama şu var bilgi/haber/olay her neyse sana ulaşıyorsa ve ulaşması hakkında yapabileceğin bir şey yoksa bile duyduğunda veya verdiğin tepkiyi kontrol edebilirsin. Hiçbir acıyı içselleştirmeyin derdi bir büyüğüm

(Adını buraya yazamıyorum çünkü ne zaman yazsam ekrana birşey oluyor, elim bir tuşa falan basıyor sanırım son yazdığım cümleleri siliyor. Demek ki adının burda geçmemesi gerekiyor’a yordum bende, o yüzden yazmıyorum.)

İçselleştirdiğinizde, kendinizi o acıyla bir hissettiğinizde o  size yaşatılıyor çünkü. Belki de bir şekilde kınıyoruzdur farkında olmadan.O yüzden kınamayın, kınadığınız yaşamadan ölmezmişsiniz öyle derler.

Hissettiğimiz duyguların hepsi insani, hepsi normal, hepsi bizim için ama seçim sanşımız var. Farkında olup rota değiştirebiliyoruz.

Bir yerde, korku duygusuyla heyecan duygusunun aynı olduğunu okumuş ve -her zamanki gibi- hadi canım tepkisi vermiştim.

Geçenlerde gece yarısı gördüğüm bir kabus üstüne uykumdan yüreğim ağzımda ve korkudan kilitlenmiş halde uyandım. O an rüya olduğunu fark etsen bile gecenin bir yarısı nerde, kimle, nasıl, ne kadar güvende olduğunun falan  zerrece bir önemi olmuyor.

Çölün ortasında bir başınasın ve hava zifiri karanlık ve sadece yıldızların ışıkları var gibi…

Kafanı yukarı kaldırıp yıldızları fark ettiğinde inanılmaz bir şekilde aydınlatıyorlar yolunu…

Korkudan uyandığım an nedense aklıma korku ile heyecan duygusunda vücudun aynı tepkileri verdiğini anlatan  yazı geldi . Adrenalin duygusu, kalbin hızını arttırması,göz bebeklerinin büyümesi…vs. ve hemen o korku duygusunun yerine beni heyecanladırıp mutlu eden bir anıyı hatırlamaya çalıştım. Tabii o an ilk başta panik giysisini çıkarıp el yordamıyla başka bir şey giymek kolay değil.

Aslında giymek değil o anı fark etmek zor olan. Farkına varınca zaten çözülüyor…

Oldu mu bilmiyorum ama en azından elimden geleni yaptım. Bir sonraki kabusta anlayacağız olmuş mu olmamış mı? Belki böyle şeyler de yapa yapa oluyordur.

 

Bu kadar karmaşa da nasıl sağlam kalıcaz diye soruyorsanız  ben kendimce diyebilirim ki kötü şeyleri kendinizden uzak tutun. Haberleri izlemeyin, yapabileceğiniz, değiştirebileceğiniz, elinizden gelen birşey yoksa yani ortada alıp vereceğiniz birşey yoksa sadece şahit olup o şiddeti kendinize çevirmeyin.  Bu 3  maymunu oynayın anlamına gelmiyor. Tabii ki haberdar olacağız,öğreneceğiz bileceğiz ama kendimizi de dengede tutacağız.

O kısım en zoru  belki de.. Orda kendin için birşey yapman gerekiyor. Kendini mutlu edeceğin birşey, yapmaktan keyif alacağın, kulaklarında kendi kahkahanı duyacağın, gülümsemenin tebessümden sırıtışa doğru yüzüne yayıldığı bir hal belki de… (Mehtap Erel’in yeni kitabı “Yatır” çıktı bu arada, al oku azıcık eğlen;)

Belki de oturup içini dışa akıtmak için zırıl zırıl ağladığın ama sonunda bulutların dağılıp güneşin doğduğu bir gözyaşı partisidir sana iyi gelecek olan…

Alis’in harikalar diyarına inmek için yanlışlıkla düştüğü kovuğun içine düşüp hayal aleminde gezintiye çıkması gibi seni alıp götürecek sayfalarda kaybedecek bir kitap…

Kimbilir belki de renklerine vurulup aldığın ama ne öreceğini bilmediğin 2 top örgü ve şişleri…

Sıcacık bir  çorba, sıcak çikolata  veya keyifli bir sohbette içtiğin bir kahve…

Belki yoga…(bende çok işe yaradı), belki müzik…

Bak mesela ipek sabun yapıyor, şahane bir şey bu..Mesleği değil ama severek yaptı, kendi için sadece kendisi. Aslında çok kocaman birşey yaptı kendi için. (darısı bana:)

Belki hepsi belki hiçbiri senin için..Belki bambaşka bir şey…

O senin kendi keşfin..tıpkı bunun da benim kendi keşfim olduğu gibi…Bize ait,bizim için…

Ama bil ki tıkandığın noktada sana yardımcı  olacak bir sürü bilgi var. Yeter ki iste, yeter ki hatırla…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

4 responses to “Hayatın yönü

  1. Bu ara bir aydinlanmadir gidiyor cok seviniyorum. Yalniz hissetmiyorum artik. Bilgelik bulasiyor ve senin kabin dolunca da tasiyor.. bir sonrakine yagiyor senden tasan. Hatta 3, 7, 100 kisi. Zincir gibi. Halkalar ekleniyor.
    Butun bu yazdiklarin ve hissettigin daha fazlasi icin tebrik ederim. Yavas yavas arayan bulacak bu yaziyi burada. Anahtari alip girecek kapidan.
    Hazir degilse anlamayacak ve biz ne yaparsak yapalim bir adim attiramayiz insanlara.
    O yuzden “anlasilmak icin” yazmiyorum. Anlatiyorum dogrudan. Dili bilen okuyor.
    Birer birer isiga ucan pervaneleriz. cok baska bir alemdeyiz. Varabilenlere selam.
    Isigi goremeyen ama sicakligi hissetmeye baslamis olanlar icin mutluyum.
    Cok sevgiler Peri.

  2. Şa-ha-ne yazmışsın Buya’cığım :)Yüreğine sağlık…!!Hani ,aynı pencereden bakan iki kişinin biri güneşi görürken,diğeri çamuru görüyormuş ya,o misal sanırım bu işler :)Aydınlanma mertebesine ulaşanların çoğalması umudu ile… :)Sevgiler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s