Yapboz

img_20170123_124436 Bu yapbozu buraya yeni taşındığımda aldık diye hatırlıyorum. Oğlumla birlikte yaparız diye…Eğlenceli olsun kafamız biraz çalışsın,parça birleştirmeyi öğrenelim, küçük parçalara bakıp büyük resmi görelim diye…

Bir de çabucak bitmesin diye en zorlarını seçiyordum. Çok renkli olursa kolay yapılır diye birbirine yakın renkleri seçtim ki ne nerde belli olmasın daha da zorlasın.

Bir iki  kere çıkarttım bu yapbozu çok dağıldı, daha doğrusu masanın üstünün o kadar uzun süre işgal edilmesine tahammül edemedim topladım kaldırdım.

Okul kapanınca yine çıkardım. Masanın üstüne yaydık. İki günde anca kenarları birleştirdik.

Hatta kenarı kapatacak o son parçayı bulamadım diye uykum falan da kaçmadı. Dün oğlum buldu taktı yerine. Gidip gelip bir parça koymaya çalışıyoruz. 3 günde anca bu hale geldi.

Ev zaten bomba düşmüş gibi. Okul tatil ya…Bir koltuk, kundağa sarılmış uykucu ayıcık ve tavşancığın  evi olmuş ( ki akşam olunca bu ikili kundağıyla birlikte, koltuk yetmezmiş gibi yatağa taşınıyor ninnilerle uyutuluyor,sabah da tekrar yerine getiriliyor) diğer koltukta  örümcek adam maskesi,silahı,kalkanı, kendince konuşan telsizli saati , televizyonun önünde oyuncak araba sergisi…geriye kalan tekli koltukta zaten bilgisayarda müzik veya film seyretmek için..kim kaparsa onun:) aynı zamanda tekli koltuğun dibinde benim içi renk renk iplerle dolu örgü çantam var.

Her yerden birşey fışkırıyor anlayacağınız . Salon bi 15 gün (dayanabilirsem) böyle.

Az önce elimde kahve yapboza bakarken fark ettim ki aynı hayatıma benziyor… Gidip hep en zorunu seçmişim.

Bugünkü kafada olsam muhtemelen daha kolayını daha basit desenlisini seçerdim belki. (acaba?) Neden en zorunun seçmişim ki?

Uğraşmak hoşuma gidiyor sanırım, pek akıl mantık işi değil. Oysa şimdi daha doğrusu epeydir zorlamamayı öğrendim, olmuyorsa bırak gitsin…

Yogada en severek yaptığım şeylerden  biri burgu denen duruş. ( buraya koymak için güvercin pozu vardı, onu aradım Elif’in resimlerinde bulamadım, didik didik ettim bu arada sayfasını :)) affola…) bulursam eklerim

Bırakmayı temsil ediyormuş. Bırakabiliyor muşum ki rahatça yapıyorum sanırım.

Ayrıca bu dersi de öğrenmişim ki o yap boz orada hala, sinirimiz zıplatmadan durabiliyor. Güzel birşey bu…

Canı isteyen gidip bir parça takıyor, ondan sıkılan gelip bir film izliyor, film sarmazsa kitap okuyor,ben kahve içiyorum,örgü örüyorum, oğlum  biraz oyuncaklarıyla takılıyor, biraz playstationa bakıyor. Sıkılınca dışarı atıyoruz kendimizi.

Bu seneki ilk dönemde hafta içleri bende cuma cumartesi günleri anneannede kalıyordu. Öyle anlaşmışlardı anneanneyle…E malum anneanneler torun oldu mu kural mural  tanımıyor gak dese önünde guk dese önünde..sen birşey demeye kalkınca hött  burası anneanne evi  diye önün kesiliyor. Bana da peki deyip izlemek düşüyordu.

Yemekler tepside önüne geliyor, sobada yanan ateş,abur cubur dünyası, geç yatmalar falan..ben olsam  bende kaçardım yalan yok:))

Şubat tatiline girdiğimizden beri evde ya ,oğlumla kahvaltı yapmayı özlemişim…Önceleri sofraya gel diye bağırtan oğlum ayıla bayıla masada yiyelim anne diyor. Üstelik de seninle kahvaltı etmeyi özlemişim diye diye … Ne ala ne ala…

Demek ki neymiş, bırakmak güzelmiş. Bırakmak özgürlükmüş…

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s