Kalp açma

Yeni   dediğin şey öyle hızla geliyor ki ne olduğunu nasıl olduğunu anlamıyorsun bile…,daha bir kaç saat önce yazdığım yazıyı tam yayına almıştım, kapıdan çıkmak üzereydim ki telefonum çaldı. Birkaç gün sonra gelecek diye düşündüğüm kargom gelmiş meğer. çıkıyordum, ben sizin ofiste alırım artık dememe kalmadan çocuk demez mi abla kapıdayım zaten , zili duymadın sanırım diye…

Kargonun bugün gelme ihtimali yoktu çünkü   3 gün önce falan vermiştim siparişi ve sitesinde kargoya verilme suresi için 6 gün yazıyordu.Güzel oldu tabii..A-ha dedim “yeni” geldi. Bu kadar hızlı beklemiyordum açıkçası…

Yeni’ye bir gülümsüyorsun aslında ama iç sıkıntısı başka birşey. Ufacık bir şey bir anda kanındaki molekülleri ya da adı her neyse onları hızlandırmaya başlayıp bir anda volkan haline dönüştürebiliyor…

Ama diğer yandan ani reflekslerle hareket etmemek adına sakin kalman lazım. Zaten öğrenmeye çalıştığın şey bu değil mi? yargılamamak, sakin kalmak, güvenmek ve en sonunda akışa bırakmak.

Bazen oluyor bazen olmuyor. Yeter diyorsun, körlemesine yürümek çok zor geliyor aslında.

Geçenlerde depremlerden kadar bıktım ki kendimi google’a deprem ne zaman biter diye sorarken buldum:)) Sonra başladım gülmeye tabii. google ne bilsin , deprem uzmanları bile birşey söyleyemiyor.  Sallantıların içinde bitecek mi bitmeyecek mi’yi bilmeden geçmeye, yaşamaya çalışıyoruz.  Hayat da böyle ne olacağını bilmiyorsun ama yaşıyorsun.

İçinden bir yerden “bir” olduğunu bilsen de…Alman gerektiğini almadan hayatın yakandan düşmeyeceğini bilsen de…Belki de bunların çoğunu önceden kendin seçerek gelmiş olsan da… öğreneceklerinin yanına kar kalsa da canının değerini farkedeceğin acıtan an’ların olacak.

Sabah yaktığım kağıtlarda yazdığım ama buraya aktarmadığım  yazılarım vardı. Bir anda yeter dedim, bu kadar! dedim. Defterlerin içinde yazdığım kalbime dair ne varsa hepsini yırttım , telefonu da temizledim falan…

Çünkü böyle yapınca sen zannediyorsun ki sen bitti deyince bitiyor. oh diyorsun bitti geçti… Gününe devam ediyorsun.Ruhun hafifliyor falan. hatta bir ileri seviyede kalkıp canını sıkan herşeyle bağlarını kestiğini hayal ediyorsun.

Evet bu bağ kesme, enerji kesme sistemi işe yarar. ama ancak hayatın seninle işi bittiyse… hiçbir  şey tek taraflı değil. Kestikçe daha çok dolanıyorum ben…

Sonra eve dönüyorsun aklınca koparttın ya her şeyi yaktın yıktın geçti ya hani… hah işte, tam orada biraz yoga yapayım bari deyip bilgisayarın karşısına geçiyorsun ve bammm…

****

Elif’in videosunu bekliyordum, kaç gün önce söylemişti ama kaç kere baktım yoktu…dedim herhalde yüklerken sıkıntı oldu. Olabilir çünkü….

Videoyu izledim , oturdum ağladım…Çünkü şubat tatilinde bir arkadaşım beni bir filmdeki oyuncuya benzetmişti. Neymiş filmin konusu demiştim. Hayatına aldığı  insanları tamir ediyor demişti. Muhabbet üstüne epey konuşup gülmüştük. Eve geri döndüğümde bahsettiği filmi izledim. Çok kendime yakın bulduğumdan emin depğilim. Ama o konudan aklımda “tamirci” kelimesi kalmıştı.

Aradan bir hafta sonra konuyla çok alakasız ve habersiz olarak  Elif sayfasında bunu paylaşmıştı

2017-02-20-15-52-33-1

ve ben bu yazıdaki “tamirci”yi okuyunca şok oldum.

Hani donup kalırsın ya birkaç saniye …öyle işte… Elif’le yüz yüze sadece yazın tanışmıştım. onun dışında sadece internetten görüyordum ne yapıyor ne ediyor.videoların izliyordum , burdan yazıp başınızı şişiriyordum falan. Ama  bunu bilebilmesine ihtimal yoktu ve o dönem öyle şeyler üst üste gelmişti ve ben , bunları Elif’e anlatmalıyım dediğim bir sürü -bana göre-tuhaf şeyler oluyordu (bir başka blog yazısında yazıcam bunu, defterde duruyor hala)  artık dayanamadım bu resmi görünce aradım. Koştur koştur bir ağız dolusu, bir yürek dolusu ne varsa bir çırpıda anlattım nefes almadan:))  Sanki bir daha fırsat bulmazmışım gibi…

Hem sakin, hem heyecanla (nasıl oluyorsa artık) dinledi. Güldük, oluyor öyle şeyler dedi. Bütün olduğunda her şey senden sana dönüyor işte..dedi. Öyle yerlerden öyle şeyler geliyor ki şaşırıyorsun dedi.

Bir noktada hala normal olduğumu teyit etti:)))

Ve bugün ben her şeyi yakıp geçmişken videodan dedi ki  “yıkıp atmak yok etmek yerine tamir edebilmek için ne yapmak gerekir ona bi bak, belki de farklı  bir iletişim için kalbini açmaya ihtiyacın vardır ” dedi. üstelik bunu da   geçenlerde izlediği ve benim çoook önce fragmanını görüp hem meraklanıp hem de hayatta seyretmem çok korkunç görüyor dediğim uzay yolcuları filmine istinaden söyledi. Filmi henüz izlemedim ama görünen o ki en kısa sürede izlemem gerekiyor. Üstelik de filmdekilerin gittikleri yer Bakti sistemiymiş. Ve bakti kalp yogası demekmiş…

 

Hangi mesajı nereden aldığın mı, nasıl okuduğun  mu, nasıl hissettirdiği mi gerçekliğin oluyor bilmiyorum. Sen ne hissediyorsan , neye inanıyorsan aslında gerçekliğin oymuş.

Bu yüzden belki de ilk emir “oku” dur. Ama okumak için farketmek gerekiyor. Ve cidden  çok acaip şeyler oluyor…

Durdum bekliyorum. Kürekleri kayığa çektim.Akıntı nereye götürürse artık…

Reklamlar

4 responses to “Kalp açma

  1. Buyaaaammm ✨❤✨ kozmik tamircileriz biz… Neyi, nasıl tamir edeceğimizi bilmeden üstelik… Sadece anı gelince okursak öğreniyoruz… Ha bir de bilmekle, bilmemeyi bir tutan deliklerden olabilsek! 😊❤✨😘

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s