Sınır

Ne acaip di mi?  Bir çocuk doğuruyorsun ama doyasıya sadece sevme hakkını kullanamıyorsun. yani seviyorsun tabii ki ama illa ki kural koyman, yol göstermen , belli kenarları şekillendirmen gerekiyor. Az önce oğlumu uyurken öptüm geldim.  Her zamanki gibi yatana kadar  anne gel, anne biraz yanımda dur, nedense yatağa girdiğinde hep açılan bir çene,  anne adaya gitsen yanına ne alırdın (napıcaksam adada?) , Allah olsan ne yapardın türünde bir sürü ilginç sorular karşısında en son “1-2 -3 tıp, ağzını kırp:)” kilit sözünden sonra  konuşmamam ve uykuya dalma faslına geçildi. Başucundaki lambayı kapatmaya gittiğimde  gördüm masumiyetini…

Küçücük  hala…Her ne kadar geçen gün “anne, elimi tutma artık o küçükkendi” deyip beni şoka soksa da:)

Bas bas bağırtıyor olsa da gelip kolunun altına girdi mi ya da anne bir dur aç kollarını deyip sarıldı mı sinir minir kalmıyor.Kukla ediyorlar mı bizi bilmiyorum Eskiler daha otoriterlermiş. Annem bana sen istikrarlı değilsin diyor. Valla değilim. Bir şeye sinirlenip otomatik çıkan bağırtılarımı veya cezalarımı veya ilk refleks olarak çıkan hayır’larımı fark edince çark edip düzeltme yoluna gidiyorum.

Bugün aklınca çok sevgili youtuber arkadaşların yaptığı eşek şakalarından birine  özenmiş. Almış kırmızı guaj (yağlı) boyayı bir güzel ellerini,yüzünü, boynunu, bir de mutfaktan aldığı en büyük boy bıçağın iki yüzünü (aklınca kan efekti veriyor) boyamı yere yatıp bıçağı da yanına koymuş.

Mutfağa bir girince ilk önce bi güldüm tabii (seslerden bir halt karıştırdığı belliydi de) sonra ayağa kalkınca sürdüğü boyanın yağlı boya olduğunu fark edince  ve o boyaların mutfak halısı boyunca sanki koyun kesmişçesine izlerini görünce sakin kalmak pek mümkün olmadı. Halı kırmızı, lavabo kırmızı, duşa girdi duş kırmızı…üstelik de çıkmıyor çocuğun üstünden…

Kese falan işe yaramadı en son kabak lifi ile çitiledim kendisini de anca çıkardık boyaları üstünden.

Sonra da eline verdiğim deterjanlı bezle epey bir müddet halıdaki lekeleri sildirdim.

Ama ne söylendi var yaaa. neymiş efendim ne biçim eşek şakasıymış bu,olan yine kendisine olmuşmuş,çıkmıyormuş, kolları ağrıyormuş….vs

Tabii halıyı sildirmeden önce yine klasik alasız bir ceza  olarak tablet play station yasak falan diye bağırıyordum.

Sonra kendi yaptı kendi temizlesin diye halıyı sildirince diğer cezaları iptal ettim sonuçta konuyla bi alakaları yoktu. Davranışının karşılığını gördü. tablet cezası kalktı ama fikri aldığı  youtube”a erişim engeli koydum.

youtube’da iptal edilen bir uygulama değil ki, anca ebeveyn kilidi ile…

Böyle  bağırıp çağırdığım zamanlarda da tek kişilik diktatör yöentimindeymişiz gibi geliyor. ben ne dersem o olacak diye… Neyse ki karşımdakinin de hem söz, hem büyüme, hemde en kocamanından sevilme hakkı olduğunu çabucak hatırlıyorum da geri adım atıyorum.

 

Bu da beni tutarsız yapıyor. Neyse daha çok dengede kalmaya çalışıp daha sakin bir orta yol bulucam inşallah…

Burdan bir geri atıp bunun bir büyük çerçevesinde aynı durumu ilişkiler de  görüyorum.  sevdiğin kişiyi sevebilmek için bin tane kural çıkarmış toplum. şöyle yapma, böyle deme, zırt pırt arama, çok yüz verme…bilmem ne…

Sürekli bir kendini garantide,savunmada tutma hali…Belki kırılmamak için, belki yüz verip astarını istemesinler diye bilmiyorum. herkes kendi sınırını bilse ve sınırsızca doyasıya sevme  hakkımızı kullansak ve bu mesela aa ama bu evde yemekleri hep sen yapıyorsun niye şimdi benden istiyorsun haline dönmese mesela?

Sevme, bir şeyi severek yapma hakkın eline yapışıp mecburiyete dönmese  ne güzel olur.

Bugün sabah yürüyüşünde bir teyze ile sohbet ettim 30 küsür yıllık evlilermiş, eşi aramasın diye telefonu evde bıraktım çıktım dedi:)  Sofrası hazır kendi çayını kendi koysun dedi.

Hasta olduğunda ben kalıyordum hastanede refakatçi ama bana birşey olsa ben sana bakmam diyormuş.

ee dedim koca bir ömür geçirdin teyzecim dedim. Asıl şimdi lazım değil miydi hayat arkadaşı? çocuklar önemli tabii de n’oldu senin hayat  dedim. Geçti kızım dedi.

Nasıl tatlıydı ama..Kadınlarda her daim sıfırdan başlama gücü var ya, gördüm onu gözünde. O müthiş bir şey.

Kadın bekler bekler  bekler…sonra hiç beklemediğin anda  fena çarpar.

O tatlı teyzeden duydum bugün: ” eşeğin canı acıdı mı atı geçermiş”

Acıtmamak lazım…

 

Reklamlar

4 responses to “Sınır

  1. Ne kadar samimi bir yazı olmuş teşekkürler paylaşımınız için 🙂 çocuklarımı yetiştirirken bazen ben de benzer zorluklar yaşadım ama istikrar konusunda ben de eşim de biraz daha sadığız sanırım kararlarımıza. Çocuklarımız ‘en sevdiğimiz’ olduğu için onların canının her acımasında yaralarını sararsak ayakları üstünde durmakta zorlanırlar. Hiç birimiz mükemmel değiliz ve her verdiğimiz ödül ya da ceza yerinde değil ama bir şekilde otorite sağlamlığını korumak için onların arkasında durmamız gerek. Ya da ödül ve cezanın verilmeden önce derin bir nefes alınıp iyi düşünülmesi gerek. Annem bana hep, ” sinirden çıldırma noktasına geldiğin an o odayı 20 saniyeliğine terk et” der. Bu kısacık zaman insanın sakinleşmesine ve daha sağlıklı karar almasına sebep olabiliyor ve ben de elimden geldiğince böyle davranmaya çalışıyorum. Belki siz de deneyebilirsiniz.. sevgiyle kalın

    • Ne guzel bir yorum bu:) cok tesekkurler. Evet o 20 sn.hayat kurtariyor da 20 saniyeyi hatirlamak mesele:) bir de benimki pesimden geliyor,o zaman nereye gitsen ise yaramiyor anca sariliyoruz birbirimize o zaman sakinlesiyoruz:) ogrenicez… iyi ki varlar, sevgiler

  2. Geri bildirim: İstikrarsızlık | kelimeperisi·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s