Yıldızların altında

Yıldızların altında uyumak istiyorum dedi kız, oturduğu salıncaktan gökyüzüne bakarak

– Peki dedi iç sesi, ama sen çadırda yatmayı sevmezsin ki ?

– Çadır demedim ki, yıldızların altında dedim. Çimenlerin üstü…bir yastık belki kafamın altına, bir de battaniye üstüme, hatta belki ince bir örtü altıma o da böceklerle çok haşır neşir olmayayım diye. Ama çadır değil! Küçücük havasız bir bez parçasının içine hapsolmak yıldızların altında uyumak değil.

Küçükken bir kere gittiği kampta bir geceliğine çadır deneyimi yaşamıştı, hiç benlik değildi diye düşündü.

Bütün kısıtlamalardan sıkılmıştı artık, özgürleşmişti bir kere, çadır bile kısıtlanmış hissettiriyordu kendini.

Yıldızların altında yatmak için bir bez parçasında güvende olmayı istemiyordu.

Toprak örtüsü olsun, yıldızlar gece lambası, ağaçlar başucu bekçileri olsundu.

 

En son yıldızların altında uyuma girişimini hatırladı.

Yağan yağmur ve su geçiren uyku tulumuyla yaşadığı anı, ilk başta çok mutsuz hissettirmiş olsa da yıllar sonra gülümseten bir hatıra olmuştu aslında

Ödünç almışlardı uyku tulumlarını oda arkadaşlarından. Gölün kenarında, sadece çalışanların  kullandığı, ahşap dinlenme evinin terasında yatmaya karar vermişlerdi o akşam. Yan yana serilen uyku tulumlarının içinde ilk birkaç dakikalık sohbetin ardından ufak ufak atıştırmaya  başlayan yağmur damlalarına aldırış etmemişlerdi.

Önce 1-2 damla nasıl olsa, yağar geçer dediler, sonra uyku tulumunun içindeyiz bir şey olmaz  diye dşündüler ama ne zaman ki uyku tulumlarının su geçirdiğini fark ettiler, içinden çıktıkları gibi çamurlaşmaya başlayan toprak yoldan kaldıkları binaya doğru saçlarından sular akarak gecenin bir yarısı koşmaya başladılar.

Belli bir saatten sonra binaya giriş çıkış yasaktı o yüzden usulca arka kapıdan girdiler içeri.

Oda arkadaşları onların yokluğundan odaya başka arkadaşlarını davet ettikleri için o an için kalacakları bir odaları da yoktu, lobideki koltuklardan başka…

Mutsuz ve sırılsıklam ve uykusu gelmiş bir halde kanepelerden birine attı kız kendini.

Yıldızların altında uyuyamamıştı, tahta zeminde uyumak da keyifli değildi gerçi de yağmur nereden çıkmıştı? Üstüne üstlük bir de ıslanmıştı. Yatağını özlüyordu. Ve yatağı bu gecelik epey uzak bir ihtimaldi.

Bunları düşüne düşüne uykuya daldı, sonra birden  uykusunun arasında bir çift kol tarafından kucaklandığını ve taşındığını hissetti. Kendi mutsuz mutsuz söylenirken, arkadaşı kendi oda arkadaşının boş bıraktığı yatağın üstündeki tüm eşyaları yatağın altına tıkmış, yatağı açmış sonra da gelip kızı kucağında yatağa taşımıştı.

Yıldızların altında uyuyamışlardı belki ama  en azından birbirlerinin kollarında uyumuşlardı…

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s