İnsan İnsan

Dün akşam bilgisayarda fi dizisinin  sezon finalini seyrediyordum. 11. bölümde içim sıkıldı.  Karmaşık ilişkiler beni yoruyor. Film güzel aslında, kurgu süper. Daha ötesi çoğu insanın, hepimizin aslında gerçek hallerini anlatıyor. Çıkmazları, zayıflıkları, gücü eline geçirince yapabildikleri, fırsatı varken yapmadıkları …vs.

İnsan net olmaya başlayınca karşısındakilerin karmaşıklığını daha çok farkediyor sanırım. Saflığın kirletilmesi, incindiğin için netlikten uzaklaşıp buğuya kapılması bana üzgün hissettirdi. Ama finaldeki Muhyiddin Abdal ‘in insan insan şarkısı beni benden aldı.

Fazıl Say bestelemiş. Şarkının içindeki davul sesleri güm güm kalbimden fırladı sanki. Dünden beri beynime kazırcasına dönüp dönüp dinliyorum.

Beğenir misiniz bilemem, ben çok sevdim. İnsanın kalbinin ortasına işliyor.

 

Şarkının dışında dün gün dönümüydü. Aynı zamanda  21 Haziran Dünya yoga günüymüş. Akşamı Kadir Gecesi…

Özetle bence çok acayip bir gün oldu.

Oğlum zaten bir gece önce anneannesinde kalmıştı. Sabah kalkınca madem yoga günü dedim, Elif’in sabah yogasını yaptım. Sonra gün aktı zaten. Akşam olunca fi’yi izledim.

Şarkıya vuruldum.Saate baktım 23:30 ‘du ah dedim gece bitmeden bir de dua okuyayım. Ama bir gözüm saatte. 12 olmadan okumak da istiyorum . Önce “saate şartlanıyorsun dikkat et, gerek yok zamanla kısıtlama kendini” dedim kendime. Biraz sonra baktım saat çok da ilerlememiş. Bak dedim kısıtlamayınca zaman yavaş akıyor.

Meğer saatin pili bitmiş:)))  Değiştirdim. Gerçek saat 22:30 civarıymış. Kısıtlamayayım derken epeyce de  bir geri çekmişim zamanı:))

 

Film bitince her daim okuduğum dua kitabımı aldım bildiklerimi okudum, bilmediklerime bir göz attım. Geçen sefer okuyup da Türkçesini  bulamadığım Kenzül Arş duasının açıklaması kitapta varmış meğer. O zaman bana denk gelmemiş, şimdi  buldum okudum.

Enteresan bir geceydi zaten. Sabaha çıkmayacakmış gibi hissediyor insan. Sonra saçmalama diyorsun, uzaklaştırıyorsun düşünceleri kafandan.

Hani derler ya insan öleceğini hisseder diye. Tuhaf bir his ama ölümle alakası yok . Belki de biz o tuhaf duygudan korktuğumuz için ölümle bağdaştırıyoruz.

Bilmediğimiz için ölümü korkunç birşey sanıyoruz.

Bu sabah erken saatte ablamlar geleceği içi oğlumu gece annemlerde bıraktım. Sabah ablamları karşılamaya gideceğimden çocuğu uykusunda evde tek bırakmak istemedim. Malum bulunduğum bölge bu ara bolca depremden sallanıyor.

Ablamları karşılayıp eve geri döndükten hemen sonra 4.9’la güzelce sallandık. İnsanın aklına ister istemez ya oğlum evde tek olsaydı, ve 10 dak. sonra gelseydik diye bir düşünce bulutu üşüşüyor. Hemen kovaladım. Dedim ki yok bir şey.  Herkes güvende, hepimiz iyiyiz.

Annemlere gidip alsam mı dedim bir an, yataktan çıktım sonra durdum yaratanın koruyuculuğu geldi aklıma. Neyi benden çok seversen alırım demişti ya, bıraktım…

Teslim ettim, okudum bir Ayetel Kürsi (zaten bildiğim tek dua) yattım yatağa…sonra sızmışım zaten…

Uykumun arasında oğlumun sesini duydum acaba o mu dedim. Açtım gözümü , pencereye gittim annemle birlikte gelmişler, apartmanın girişinden sesini duymuşum. tuhaf di mi insan kendi evladının sesini o sokakta sen uykunun kollarındayken tanıyor ve algılıyor ve uyanıyorsun. Çok acaip bir bağ bu…

Böyle acaip acaip haller durumlar işte… Ama güzel…İnsan nasıl genişleyebileceğini hayret içinde öğreniyor, görüyor…

 

2017-06-21-15-04-10-1

Juno’nun ( http://www.junoastrology.com ) 24 Haziran 2017 Yengeç Dolunayı yazısından bir bölüm…

 

Kendi kalbimize demirlenmek niyetiyle…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s