ufak ufak hatırlatmalarım …

Dün çok güzel bir yazıya başlamıştım bölündüm, istikrar sağlayamadım, uyumlanamadım…Taslaklarda kaldı…  Konu hala kafamda da yazma kısmına konsantre olamadım. O yüzden bugün şimdi, şu anda aklımdakilerin hepsini,  şu son bir iki günde öğrendiklerimi, fark ettiklerimi untmadan buraya link link yazıyorum. Fırsat ve zaman bulursam öğrendiklerimden de kendi çıkarımlarımı ya buraya ya başka bir yazıda kendimce kendime açıklarım..

  1.  Yine bir dolunay… siyah ay’dı yeni ay’dı dolunay’dı  derken hala o şu  gezende bu şu gezegende kısmını anlamasam da juno ve yiğit pengueni okumak bana iyi geliyor. o yazılarını buraya aktarıyorum ki, ilerde sayfalarında aramaktansa kendi sayfamda bulayım. ( yine de not düşmekte fayda var, dolunayda şöyle olur, şu burçlar böyle etkilenir yazıları herkes için geçerli değil, benim içinde… ama bazen iyi şeyler duymak iyi hissettiriyor… o yüzden okuyun, bakın, dikkate alın ama inancınıza katıp katmamak sizin bileceğiniz şey. Bazen bazı şeyleri okumadan yaşadığımda ve sonra okuduğumda aaa bundanmış demek ki diyebiliyorum. Dolayısı ile okumak bi nevi ön izleme penceresi gibi oluyor bana. Ama yine de okuduğumu sindirebilmek için önce yaşamam gerektiğinden (ki bu da bir inanç kalıbı sanrım, kırmak lazım) o zaman yaşadığım için yazılanı daha rahat algılayabiliyorum. Ama bu yazıda görüldüğü gibi yine de körlemesine gitmemek adına buraya kopyalıyorum ki sıkıştığımda koşa koşa dönüp bakayım:))) ( bu da bir güvende olmalıyım kalıbı sanırım)

Juno’nun dolunay yazısı için buna….ve burç yorumları için de buna tıklayabilirsiniz…

Yiğit Penguen için buraya...(Yiğit’in yazı tarzı daha farklı şekilde anlatıyor olsa da özünde Juno ve Mor Alev‘in yazılarıyla ve benim hissettiklerimle örtüşüyor. Gerçi sanırım ben yalnızlıktan keyif alma seviyesini geçtim.  Ben zaten yalnızlığı seviyorum,  hatta öyle ki yalnız ve sakin kalabilmek adına an kovalıyorum  ve geçirdiğim zamanlara göre epeyce de eteğimdeki taşları döktüm, daha var mı bilmiyorum ama yaşadıkça öğreniyorum.

Bazen cidden zor oluyor, bazen laf daha ağzımda çıkarken görüyor ve ucundan yakalayıp fark ediyorum. Bazen sadece bil‘iyorum..ya da bilmiyorum… kim bilir,belki de sadece bana öyle geliyordur…

 

Bilginin doğruluğunun benim için tek kıstası kalp…Kalbime geldiğinde cuk diye oturuyorsa, tamamlanmış hissettiriyorsa, içimde şüphe bırakmıyorsa…kulağa deli saçması gibi gelse de , o bilginin doğru olduğunu destekleyen herhangi bilimsel bir dataya ulaşamıyor olsam bile benim için “doğru” oluyor.  Ama dedim ya bu benim için böyle, her insan sayısı kadar farklı yol varmış. Bu benim yolum, benim doğrum…

Bir de kapı tarifim var çok sevdiğim.. Düşün ki karşında bir kapı var (bunu daha önce yazmıştım ama nerde bilmiyorum) kimi o kapıyı görmeden geçiyor, kimi aa burda kapı varmış deyip bakıp geçiyor, kimi kapıyı biliyor öncesinde araştırıyor okuyor öğreniyor ve geçerken farkındalıkla geçiyor kimi de geçtikten sonra aaa burda kapı varmış neymiş ki acaba deyip (ki bu bendeniz oluyor) sonrasında öğreniyor.

Sanırım kapı biraz korkutucu göründüğü için geçerken bilinçaltı o kapıyı açmıyor. Bir kere geçtikten sonra ise o kadar da korkunç değilmiş deyip bir sonrakiler belki de fark ederek geçiyorsun.

Bilinçaltı dedikleri şey çok acayip bir şey ama uzmanı değilim o kadar detaylı anlatamam..Çok enteresan yöntemleri var ulaşmak için..Ne işe yarar ne yaramaz bilmiyorum. Müdahale edilmeli mi, onu da bilmiyorum, benim bildiğim tek şey saf niyet…Saflığını, şeffaflığını koruyabildiğin müddetçe,  buna çalıştığın ve fark edebildiğin sürece…kendi özünü korumaya çalıştığında bilinç de, bilinçaltı da,üstü de sağı da solu da herşey ama herşey senin için akmaya,korumaya kollamaya sunmaya başlıyor.

İşaretleri görüyorsun, göremezsen, gözüne gözüne sokuyor. Anlayana, sen fark edene kadar öyle..bırakmıyor yani seni aslında.. sen vazgeçmedikçe…

Mesela dün gözümü açar açmaz Zeynep Sevil Alan Güven’in bir kanserle ilgili bir paylaşımının altında şu yazıyı gördüm. (bu ara da bu saydığım isimlerin hepsini ben facebooktan takip ediyorum.( Nereden buluyorsun diye soruyorsanız ki, çoğuna Hasan Sonsuz Çeliktaş vesile olmuştur,. -her ismine ayrı link bağladım, bakmak isterseniz diye-…)

Zeynep Sevil’in yazısı bakış açımı değiştirdi, daha önce okuduklarım kanserin insanın bir şeyleri içine atmasından kaynaklandığını söylüyor gibiydi (hayır kanser değilim ama bir arkadaşımı kaybettim ve bunun için moral desteği dışında bir şey yapamamış olmak beni zorladı sanırım.)

Bu yazı bende başka bir bakış açısı, başka bir pencere açtı. Üstelik de sadece kanser değil, aile dizimi, reenkarnasyon , reiki..vs daha birçok şeyde… hala hepsi çözülmüş değil yani yüzde yüz budur diyemem ama en azından sorabiliyorum neden olmasın ki?

Ve son olarak link gösterebileceğim blog sayfası bulamadığım için facebook’ta yayınladığı yazılarını kendisinden izin alarak burada paylaşmak istiyorum ki bunlar da benim kodlamalarımı fark etmemi veya ya aa bana da böyle gelmişti sanki dediğim şeylerin (bence)sağlaması olduğu için… Merak ediyorsanız Korkut Keskiner’i facebooktan  takip edebilirsiniz. Google’da çok yönlendirici olabiliyor.

(yazıları için bknz: felsefetasi.com , derki.com )

Neyse gelelim benim buraya not düşmek istediklerime…

04.08.2017

Klima da, vantilatör de, rüzgar da sizi çarpmaz.
Allah da çarpmaz, ama o ayrı bir konu.

Kızım bir kaç aylıktı, kış aylarıydı, Meryem Ana’ya el öptürmeye götürüyorduk.
Şimdi güzel bir kadın, ama o zaman az sayıdaki saçlarını ıslatıp jöle de sürmüştük.
Kanguruda, ve elbette dışarı bakarken, göğsümde rüzgar alıyordu.
Çok sevdiğim ve saydığım kayınvalidem arkadan koşarak battaniye getirdi.
Örtmesine izin vermediğimde, ve ” vücut sıcaklığımız aynı, ben üşümüyorsam, o da üşümüyor” dediğimde, gözleriyle beni öldürmek istedi.
Ama bugün bana hak veriyor.

Finlandiya soğuğunda çıplak ayakla yağmurda koşan bebekler, bizimkilerden daha sağlıklı.
Keza, Erzurum, ya da Van’dakiler de öyleler.
Ve bütün Akdeniz kıyısında, yazın çocukları güneş de çarpmıyor.
Eğer çocuklar bebekken, onların soğuğa ya da sıcağa adaptasyon kabiliyetlerini yarım porsiyon aydın bilgilerinizle çalmazsanız, sizinkiler de öyle olurlar.

Sonra zihinsel yüklemeler gelir.
Eğer anneniz ve aileniz size öyle öğretmezse, taşa da bassanız ya da otursanız da, terli su da içseniz, çok soğuk içip, ya da çok acı da yeseniz, güneşte, ya da soğukta çok da kalsanız, sırtınıza mendil konmasa da, sağlık durumunuz değişmez.
İskandinavya ve Kuzey Afrika’da, ve dünyanın her yerinde, uç deneyimlerdeki bütün çocuklar, ve aslında erişkinler de, sağlıklı.
Sorun önceden yüklenmiş zihin kodları.

“Şu dokunur, bu etkiler, diğeri zarar verir” gibi kodlar, zihninizdeki işletim sistemini programlıyor. 
Ve kodlanmış sonuçları da, kendisini doğrulayan kehanetler gibi, gerçekleşiyor.
Ama hepsi sadece aptal işletim sistemi kodları. 
Ve çok yanlış bir programlama.

Yani, bir sinema salonunda, modern klima sistemleriyle, aksıran birinin saldığı bütün mikroplar hepimize ulaşıyor.
Yüz kişiyiz, ve sadece onumuz o mikroplardan hasta oluyor.
Neden?
Çünkü, seksen kişinin umurunda değil, böyle bir bilgileri yok, anneleri öğretmemiş.
Diğer yirmi kişi, saçılan mikropların farkında.
Bunların onu, haftaya heyecanlı başlangıçlar yapacaklar ve motiveler, mikroplara izin vermiyorlar.
Ama diğer onu var ya, onlar hayattan yorgun, bağışıklıkları bu yüzden düşük, ve hastalanmaya izin veriyorlar, ve oluyorlar.
Yani “hasta olmak için bir mikrop arıyorum” durumu değil, gelen mikroplara zihin durumu nedeniyle izin vermek.

Fransızca eğitim alırken, bir Fransız’ın Türkiye deneyimleriyle ilgili bir makaleyi etüt ediyorduk.
Adam diyor ki, Türkiye’de inanılmaz bir aydın kadrosu ve aralarında çok Francophone da var.
Dünyayı, ve her şeyi takip de ediyorlar.
Ama tehdit ve tehlikelerden bahsedince, anlayamadığım bir şekilde, “bize bir şey olmaz” diyorlar.

Bize bir şey olmaz demek en doğru yaklaşım
Olur deyince olur, ama olmaz deyince de olmaz.
Sadece bedensel sağlık için bile olsa, zihninizi öğretilmiş kalıplardan arındırın.

Soğuk da, sıcak da, rüzgar da, klima da, yedikleriniz ve hatta astroloji de, hayatınızda ve sağlığınızda sizin izin verdiğiniz kadar etkin.
Yarım porsiyon aydınların sınırlarını aşın.

Hiç bir şeyden suçluluk duymayanları, hiç bir şey hasta da edemez.
Ve bu kadar…

Korkut Keskiner

************

06.08.2017

Evet, bilinçli ve disiplinli çalışmalar da çok önemli, ve onlar olmadan olmaz.

Ama bazen ruh, bilinçaltını temizlemek ve yeniliklere hazırlamak için, bedeni uyutur.
Buna direnmeyip, tadını çıkarın.
Bazen abartılı olsa, kısa molalarla 16 saat sürse bile.

Çünkü uyandığınızda, gün gerçekten aydın, ve hayat çok daha net olur.
Işığın parlaklığı artık sizi rahatsız etmez, çünkü içinizdeki ışık aküleri de dolmuştur.

Bana gözlerimden çıkan ışığı soruyorlar, sırrı, zihni aşabilmek için ruhu dinlemek, sadece bu…

Korkut Keskiner

( bu siyah ay döneminde rüyalarım tuhaf bir şeklide coşup sabah gözümü açtığımda “bir şeyler gördüm ama hiç birşey  hatırlayamıyorum,bir şey oluyor ama ne?” hissiyatıma cevaben görmüştüm. Buymuş…)

*******

24.07.2017

Bence yine gerekiyor, eski bir paylaşım…

“Ruhsal yola zihninizi aşmak için girilir.

Melekler, varlıklar, enerjiler, dualar ya da düşünce gücüyle bir şeyleri tezahür ettirmeyi vadeden bütün öğretiler maddidir, ruhsallıkla ilgileri sadece isimlerindedir.

Üstelik, bizi özgür seçim ve kollektif irade yasalarına karşı, ruhsallığa taban tabana zıt eylemlere teşvik ederler…

Ruhsal öğretiler, bolluk ve bereket, ya da hayırlı bir kısmet getirmek için değildirler, tersine, bu “ihtiyaçların” illüzyon olduğunu öğretirler…

Zihninizi aşarsanız, sizi mutsuz eden kalıplardan zaten kurtulursunuz.

Bu kalıplar gidince, sizi mutlu edecek olasılıklara koyduğunuz yapay barajlar da yıkılır…

O zaman evrenin bütün olasılıklarına açık hale gelirsiniz…”

 

Korkut Keskiner

******

Beynimi bloga akıttım sanırım:)  Darısı taslakta tamamlanmayı bekleyen ve defterimde  hali hazırda yazılmış diğer yazılarımı da buraya aktarabilmeye inşallah.

osym-nin-sifre-hatirlatma-butonunun-olmamasi_69637_m

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s