Örüntü ve bir rüyadan sonra…

Après un Rêve (Bir rüyadan sonra demekmiş)

Yazıyı okurken üstteki linki tıklarsanız…Bu parçaya/şarkıya/besteye/ müziğe adına ne derseniz işte…ona bayıldım…

(edit: klasik müzik için “eser” ifadesi kullanılıyormuş. bunu da buraya not edelim)

Ve tabii ki hiç beklemediğim anda geldi…

Bir damlayla bir okyanusa dönüştü, kanatlandı…kelebeğin o incecik bacaklarıyla çiçeğe konması gibi geldi kondu omzuma…ne kadar güzelsin demeye kalmadan yine kanatladı uçtu…Arkasında o kadar nefis bir tat bıraktı ki… yakaladım bu sefer, fark ettim, adını sordum, öğrendim… Bu şarkıymış…

 

Başa dönelim;

İki gün önce burada ilk kez Edremit Kitap Fuarı açıldı. Açılış gecesiymiş. Fuar duyurusunu belediyenin sayfasında okumuştum ki lazımdı buraya, ama annem keman konseri var deyince fuar açılışında olduğunu anlamamıştım. Bi gider bakarız, hem çocuğumun kulağında tınısı kalır hemde değişik bir şey yapmış oluruz’du amacım.

Öyle olmadı…yani oldu da tam olarak bu kadar umursamadığım şekilde olmadı. Mıhlandım kaldım.

Bir kere açılış varmış. Protokolde bayaa bi kodaman kadro (milletvekilleri..vs) gelmişti.

Annemler konseri rahat dinleyelim diye protokolun tam arkasındaki sandalyelere oturmuşlar.Tabii biz son dakika sallana sallana gidince önümüzdeki insanların fotoğraflarının çekilme aşamasına denk geldim. Eyvah dedim, aynı zihniyette olmadıklarımla aynı karede mi olacağım. Ama olmamışım hiçbir yerde resmimi görmedim:))

Beraber görünmek istediklerim sol tarafımdaki tiyatrocu ve yazar grubuydu ki ertesi gün onlarla bire bir başka yerde karşılaştım.

İsmen tanımıyor olsam da oyunlarından ve filmlerinden tanıyordum ama yanlarına gitmeye çekinmiştim. (Sonuçta herkes benim için bi Mehtap Erel değil:)

Neyse açılış başladı politikacılar çıktı, herkes yağlandı ballandı, kimileri protesto edildi ve ben o esnada eyvah burada olmak istemiyorum diyordum içimden. Burada bu  politika ortamında var olmak için orada değildim.

 

Açılış konuşmaları bitip kodaman diye tabir ettiğimiz kesim fuar açılışı için kurdele kesmeye gidince ortalık bize kaldı. Ağız tadıyla konserimizi dinledik.

Bu şarkıyı ilk orda dinledim. Sahnenin arkasında, güneş batmak üzere olduğundan, enfes bir kızıllık yayılmıştı gökyüzüne…hafiften esen bir rüzgarın eşliğinde sahneden çıkıp kulağıma, oradan ruhuma kadar indi..Bir anda başka bir dünyada gibiydim. Hem burda hem başka bir yerde..kafamın içinden geçen melodi yarattığı titreşimlerle başka bir yere atıyor ama bedenen o sandalyede oturup o enfes kızıllığı seyrediyordum.

Müziği dinlerken aklımdan geçen tek şey kürelerin müziğiydi.. Kürelerin müziği Mor Alev’in yazdığı bir yazının başlığıydı ama içeriğinde ne vardı zerrece hatırlamıyordum. Tek kafamdan geçen “Kürelerin Müziği” ydi… Ve müzik evrenseldi…

Sadece dinledim…

O sahnede emeği geçenler #begendigimyerdecalarim projesi ile insanları klasik müzik ile tanıştırmak için böyle bir projeyle yola çıkan keman sanatçısı sevgili Nevzat Kalender ve piyanist  Sinem Petenkaya idi. Ve ikisine da bayıldım…

 

Ertesi gün,  bir gün önce nasıl yüreğine ektiysem o müziği, annem aradı  ve arkadaşları Altınoluk’ta otel işleten arkadaşıma kahve içmeye götürebilir miyim diye sordu. Çünkü işlettikleri mekan dokusu bozulmadan korunan eski bir konaktı. İçinde keyifli bir atmosfere girdiğiniz bir mola yeriydi ve gerçekten de çalmak için beğenilecek bir yerdi.

Neden olmasın ki dedim, buluştuk gittik. Giderken Altın Konak‘ın hemen önünde daha öncesinde yine bir başka konser verdikleri Antandros Derneği vardı. Oraya da bir merhaba dediler. İyi ki de demişler. Ben zaten çok merak ediyordum orayı:) bana da vesile oldu gidip görmüş oldum. Üstelik de oğluma Küçük Prens ve Nutuk’u hediye ettiler daha da mest oldum…

Altın Konağa geçtiğimizde gördük ki zaten daha önce Antandros Derneği için konser vermeye geldiklerinde ayaküstü tanışmışlar. Tanışma esnasında tam biz kahvelerimizi içerken  Erol Bey (Dernek Başkan Yardımcısıymış) derneğe gelen yazar ve tiyatrocu grubunu (ki hepsi  bir gün önce açılışta gördüğüm ama yanlarına gitmeye çekindiğim gruptu) kaptığı gibi yanımıza getirdi. Öylesine, spontane oluşan ama bi o kadar da muhteşem bir başka konser dinledik.

Önceden ayarlansa kesinlikle bu kadar keyifli olmayacağına adım kadar eminim. Bu muhteşem güzellikte bir an’dı benim için. Şahane bir atmosfer, muhteşem müzikler, tanışma şansına eriştiğim insanlar,  evim gibi hissettiğim, hissettirildiğim bir mekan, üstelik de yanımda en kıymetlim oğlum, annem, misafir köpeğimiz Madam…cümbür cemaat…

Hep birlikte tanışır, bir kahve içer kalkarız dediğimiz yerden laf lafı açarcasına müziğin ruhu açtığı, tadına doyum olmayan bir ziyafete dönüşmesiyle akşamüstünü buldu…

Dedim ya hiç beklemiyordum, sabah kahvaltıyı hazırlarken zerrece böyle bir plana dahil olacağım aklıma bile gelmemişken, kahvaltı bulaşıkların tezgaha yığıp güne karıştım.

Ve günün neler getirdiğini keyifle izledim.

Bence bunu adı örüntü…yaptığınız veya bulunduğunuz bir yer asla boşa değil. Farkında  olmasanızda bir yerlerden birşey örülüyor ve eninde sonunda ilmek ilmek dokunmuş bir şekilde tamamlanınca önünüze geliyor. Ve bu enfes bir şey….

 

ah bir not daha; bu belki yaşla alakalıdır bilmiyorum ama küçükken bana çok sevimsiz gelen keman sesine karşı ne ara bu kadar dönüşüp de sevebildiğim hakkında hiçbir fikrim yok. Açıkçası klasik müzik de çok bildiğim veya özellikle dinlediğim bir şey değildi. Gerçekten ama gerçekten en çok nasıl bu kadar keyif aldığıma hayret ettim.

beni en çok yine kendim şaşırttı:)

20170805_134719

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s