Düş…

18 Ağustos 2016’da yazmışım bunu… Eninde sonunda Elif’le yoga yapacağım veya kahve içeceğim demiştim.Bu yazıdan iki gün sonra Elif’le yüz yüze tanışma fırsatım olmuştu. O zaman demiştim ki Zeus’a gelmelisin. Seninle Zeus’un tepesinde durmalıyız…

Nasıl ektiysem yüreğime..Elif geldi…Elif’im… kelebek kanatlım…

Bir kaç gün önce telefonum çaldı. Ben sana gelsem Zeus’a gider miyiz dedi? Dedim ki tabii ki gitmez miyiz…

Meğer buralarda bir programı varmış ilk başta ama beni de es geçmek istememiş, sağolsun. Ki sonradan programı gerçekleşmese bile yine de geldi…

O  kadar köklü  ekmişim tohumu…

İlk önce heyecandan anlamamışım ne zaman geleceğini:) Hemen ertesi sabah gelecek sandım. Ah nasıl bir heyecan…anlatamam…Sonunda birkaç gün rötarlı olsa da sonunda geldi…Lavanta kokularıyla indi ya o otobüsten…Karşıladım ya… Bana geldi…He heyyt…

Sonra baktım tamam,  uzun boyluydu hatırladığım kadarıyla ama bu sefer o kadar uzun gelmedi meğer o mata çıktığında veya bir şeyler anlatmaya başladığında devleşiyormuş, fark ettim. İçindeki o sakin, dingin, kaya gibi ama bir o kadar ele avuca sığmaz kadın çıkıyormuş ortaya…Okyanus gibi…

Ertesi sabah ben kahvaltıyı hazırlarken hadi dedi yogaya… ben  bir an nereye kaçacağımı düşündüm… tamam videodan yaptım, video sayesinde tanıştık falan ama yüz yüze yoga yapmak başka bir şey… Vallahi tırstım… Korktum, gerildim… Gerçi sonradan söyledi yapmak istemeseydin de ben zaten yapacaktım,zorlamazdım ki  dedi. Ve ben  Allah’tan ki bu fırsatı kaçırmayıp hadi demişim kendime…

Ve yoga hiç videolardaki gibi değilmiş. Yani evet seni çok güzel hazırlıyor falan da yüz yüze yoga başka bir şeymiş. Ve evet Elif yoga yaparken devleşiyor ve bunun boyu ile bir alakası yok. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir şekilde seni de o ruh haline sokuyor.

Bir an bir baktım da; bu evde , kendi kendime yoga yapmaya çalışırken laptopu yere koyup yoga videolarına baktığım yerde, tam o yerde, bu kadın ekrandan fırlamış, kanlı canlı 3 boyutlu tam karşımda bana yoga yaptırıyor, anlatıyor, eşlik ediyor. (işte bu bir düş)

Ve ben… videolarında en kendimi zorladığım halde maksimum 50 dak. yoga yapabilen ben yaklaşık 1,5 saat yoga yapmışız… ortalarında bir yerde, yerle  bütünleşeceğim sandım. Video ‘da değil  ki durdurma tuşu olsun… Öldüm, bittim dediğim an bitmiyormuşum onu gördüm.

O eşiği geçmeyi becerebildiğin an yeni bir güç yükleniyormuş bedenine…ve yaklaşık 40 dakikalık daha bir itici güç geliyormuş. Elif bitirmeseydi daha ne kadar devam ederdik bilmiyorum.

Çalışmadığım tek konu kolların gücüydü.Bir tek o videoyu es geçmiştim. Kollar kalbin kanatlarıymış ya, hayır demeyi bilemediğim için kollarımda güçsüzdü. Ve o video benim hiç işime gelmediği daha doğrusu bana çok zor geldiği için hep ötelediğim videoydu.

Ve çok pis patladı elimde… tek bir video , ya nolucak falan dersin ya öyle olmuyor işte…

Ve Elif’in bize geleceğinden habersiz ben bundan birkaç gün önce bir arkadaşıma ya epeydir yoga yapamıyorum, öyle ki birinin kafama vura vura yoga yaptırması lazım demiştim. (işte tam böyle zamanlardayız,ağzından çıkanın, kalbinden geçenin lak diye önüne düştüğü an’lar)

Ve Elif o kolları öyle bir çalıştırdı ki, bir ara bileklerimi buza mı yatırsak diye sordum:) Ama o öldüm bittim eşiğini geçtiğimden çok da fazla hissetmiyordum açıkcası. O kadar güçsüzmüş ki bileklerim ve kollarım… Buza yatırmadı tabii ki ama duvara elimi yaslayıp yapabileceğim burgu hareketini gösterdi, hafifledi…

Ve daha önceden yapmayı beceremediğim ne varsa hepsini yaptık. Ayağımın yerden kesilebileceğini bile düşünemezken baş duruşu  yaptık, karga pozunda bile biraz durdum (düşeceğim korkusundan sadece birazcık durdum, ama durdum sonuçta) Karga duruşuna nasıl sevindiysem üst üste kaç kere denedim bilmiyorum:) En sonunda yeter dedi de ara verdim. Ama hala rüya mıydı acaba diye deniyorum, değilmiş:)))

Hiç denemediğim köprü pozu bile olmak üzereydi, kollarını düz yap derken neyi kast ettiğini anlasaydım:))) Sonra gösterdi de anladım.

Muhteşem bi antrenör… Hiç çaktırmadan usul usul yaptırıyor…Size yemin ederim bana başta, bak bunları bunları yapacağız falan dese havada karada “aaa evde ekmek yok bir bakkala gideyim” der kaçardım:))) Bana bunları yaptırabilmek -bana rağmen- mucizevi bir şey… (en azından benim için böyle)

İlk gün yoganın sonunda ben o mattan -hiç anlamadığım bir şekilde- hüngür şakır ağlayarak kalktım…ve hayır o gözyaşlarının ağrıyla sızıyla iç alakası yoktu.

Bir yandan ağlıyorum bir yandan Elif bana sarılıyor ve ben niye ağladığımı bilmiyorum dediğimde bu mattan ağlamadan kalkan var mı ki sanıyorsun sen dedi:) ve ben daha çok ağladım:))

Hangi bam telime veya kuyruk acıma veya yarama bastıysam o gün yogada:, ertesi sabah ne olur  ne olmaz diye koca havlu peçeteyi de yanıma aldım ama bu sefer gülerek çıktım o mattan. Üstelik verdiği ev ödevleri de cabası:)

Ertesi gün Zeus’a ilk önce gün doğumuna gitmeye karar verdik. Sonra, o akşamüstü gün batımının güzelliğini görünce vazgeçip güneş Zeus’la batırmaya karar verdik.

O kadar sihirli bir geziydi ki o Zeus Altarı…Yerlerde kalp taşları, Elif meditasyon yaparken dibinde oturduğu ağacın dallarında öten cırcır böceklerinin sadece o esnada ötmesi, o sırada yanımızdan geçenlerin konuşmalarında geçen sözcükler(ki videoya çekmiştim, sonrasında izlerken fark ettik), kollarını açmış kadın duruşundaki ağaç, Zeus altarının hemen alt tarafına atılmış çöpleri poşet poşet toplayıp çöpe atınca karşıdan gelen üstünde şimşek (Zeus’un şimgesi de şimşek ) desenli tshirt giymiş kır saçlı  hafif sakallı amcanın dikkatimiz çekmesi…

Ben aaa adamın üstünde şimşek var Elif diye heyecan yapınca Zeus bize teşekkür ediyor dedi:) Etmesi yetmedi bir de eşiyle bizi kapıya kadar yolculadı.

Köyde hayatımın dondurmasını yedim. Adatepe köyüne çıkarsanız mutlaka  dondurmalarından yiyin. Ben  külah dondurma sevmem normalde ama oğlumla Elif o kadar imrendirdi ki… iyi ki de imrendirmişler…Lavantalı, zencefilli, kavunlu favorilerim oldu…Tadları kadar renkleri de sihirliydi..

Bütün bu detayları geçtikten sonra asıl demek istediğim aslında şuydu. Elif bana düş’üne sahip çık dedi. Ben düş’ümün ne olduğu bilmiyorum, düş’üm mü var ki dedikçe Elif öyle bi konuştu ki pencere açmak değildi yaptığı, direkt çatının yerini değiştirdi…

Bir dolu ödev verdi, konuştu, anlattı, sorularımı cevapladı, şifalandık, üstelik de zaman o kadar yavaş aktı ki bir dolu şey sığdırdık güne… Telaşsız, sakince…

Sonra  bir baktım, ben zaten düş’üme sahip çıkmışım…. O kadar içten niyet etmişim ki düş’üm zaten gerçek olmuş…  20170813_095523

Darısı bundan sonra bulacağım,öğreneceğim ve gerçekleştireceğim düş’lere…

 

Reklamlar

2 responses to “Düş…

  1. Buyaaammm ✨❤✨ daha nice buluşmalar olsun, kesişen düşlerimizde… 🌌⚡🐉👭💐

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s