Tarçınlı kurabiye

Günaydııınnn,(ben yazıyı yayına alana kadar günaydın /tünaydın, iyi geceler…hangisini isterseniz onu alın siz:P)

Dün akşamki karamsar  ve özlemli ruh halimin aksine bu sabah tuhaf bir şekilde mutlu ve umutlu uyandım.  Hayır arada değişik bir şey olmadı. Sabah uyanıp oğlanı okula götürdüm geldim gerisin geri yattım veee süper rüyalarım geri geldi….  Olağanüstü bir hal yok, olağanüstü bir rüya da yok ama hatırlıyorum ya acayip iyi hissettim kendimi…

Defterime yazdım…

Sonra, oğlanın okuluyla bugün huzurevine gideceğimiz için  onlara kurabiye yaptım attım fırına…

“Huzurevi için ben ne yapayım” deyince öğretmenimiz “kurabiye” dedi. Ben (içimden tabii) eyvah  dedim. Nedense aklıma kalıpla kesilen kurabiyeler geldi. Hiç yaptığım bir şey değildi. Tabii ki mutfak acil durum kişisini aradım:) Abla dedim yetiş, kurabiye tarifi lazım. O da  dakika bir gol bir, un kurabiyesi yap demez mi:))) En kolayı oymuş, ona göre… Ben onu denemiştim bir kere bütün kurabiye kendini salıp tepsiye yayılmış halde çıkmıştı fırından. Hayatta denemem hele ki böyle son dakika da:)

Başka tarifler attı whatsapp’tan- demiş miydim şahane  yemekler yapar diye– içlerinden tarçınlı kurabiye gözüme fena değil gibi geldi. Daha tarifi okurken zaten gözümün önünde canlanıyorsa, tadını damağımda hissediyorsam olur bence (Allahım utandırma, fırında pişiyor şu an)

Ablam  ben hamuru  kalıpla kesip tekrar tekrar uğraşmayı sevmiyorum, o yüzden bunu pek yapmıyorum” dedi ama bana zor gelmedi. Çabucak oldu. Üstelik ben içine tarçına yakışır diye zencefil de ilave ettim. Hamurun çiğ halinin lezzeti gayet güzeldi. Umarım pişince de öyle olur.Ve umarım ben bu yazıyı yazarken kurabiyeleri yakmam:))

 

Tarif isteyenler için (canınız çektiyse)

 125 gr. margarin

1/2  çay bardağı pudra şekeri 

1 çay bardağı süt,

1 yemek kaşığı tarçın (ben birazcık daha fazla koydum bir de zencefil ekledim)

3 su bardağı un

vanilya, kabartma tozu

Hamuru yoğurup 0,5 cm kalınlığında aç, kalıpla (kalıp bulamazsan cay bardağıyla, ona da üşenirsen elinde top top yap ) şekil ver  at fırına.

170 derecede 20-30 dakika pişir pişince üstün pudra şekeri serp (ben muhtemelen pudra şekeri ile tarçını karıştırıp serpeceğim)

 

Gelelim asıl meseleye ; hayat sizi de bir şeyi bırakmaya niyetlendiğinizde onunla sınıyor mu?

Un, şeker, hamur işini hayatımdan çıkarmaya karar verdim. Karar vermedim denemeye karar verdim, bir süreliğine en azından. Tam detoks gibi değil, zaten benim detoks , diyet  , spor…vs kavramları (dayatılan ya da adı konan kavramlara) alerjim var. Uzaktan kedinin ciğere baktığı gibi bakıp sadece izlemekle yetiniyorum. 

Çünkü beni o gruba sokarsan sistemi bozarım. Grup olayları benlik değil. Ben her ne yapacaksam kendi motivasyonumu kendim  kurmam falan lazım hadi bilemedin bir iki kişi daha o kadar.

Çıban gibi bir şey oluyorum galiba bu durumda, ama, demem o ki ben doğal bir şeylerle beslenmeye karar veriyorum ertesi gün mutfakta kurabiye yoğurmak durumunda kalıyorum.

Şimdi ben  bu kurabiyenin tadına nasıl bakıcam? Tamam, şekerini ölçmek için çiğken bir parça yedim ama pişmişi de güzel olacak mı acaba?  Bir de ona bakmak lazım değil mi?

Hayat sen beni hep sınamak zorunda mısın?  Herşeyi tam vazgeçtim dediğim anda gözüme gözüme sokmak veya beni o durumların ortasında bırakmaktan keyif mi alıyorsun? Manyak mısın yoksa çok mu eğlenceli görünüyor oradan  bu durum?

Derdi ne bilmiyorum ama bence bu durumla başedebilmenin yolu esnemek, ki ben acayip katıyım. Dün akşam oğlanla ödev yüzünden bağırışırken fark ettim ki ben  cidden zor biri olabiliyorum. Annemin anneliğini eleştiriyordum ya ben ondan daha zor bir anneyim mesela. O olsaydı, yapmadıysa bırak gitsin derdi. Tamam bende ödevi tastiklemiyorum ve yapmaya zorlamıyorum, karışmıyor ve nadiren kontrol ediyorum ki sorumluluğunu alsın diye. 

İşte dün akşam o nadir akşamlardan biriydi. Yatmaya gidecek ödevini bitirdi, ama son dakikaya bıraktı diye ben söyleniyordum. (son dakikaya bırakınca ben söyleniyorum evet,  ama bakınız bende son dakika daha önce hiç yapmadığım bir kurabiyeyi pişirip gezmeye götürebiliyorum, buyrun size rol model:(

Neyse çocuğumun  3 saat cebelleştiği ödeve baktım ve baammm: örneği okumadan  alttakileri kendince cevaplamış.. Haliyle yanlış olmuş, doğrusunu anlatana kadar (ki anlattırmıyor, anlıyorum o kadar uğraştığı şeyin hepsini sil baştan yapmak istemiyor, zaten ödevi de istemiyor, öğretmeni kızacak diye yapıyor, şimdi bir de yanlış oldu hepsini silmesi gerekecek diye hem üzgün, hem sinirli… haklı… üstelik de tam yatma saatine 10 dak. var. yeniden başlasa hayatta bitmez, zaten annesi geç yatırmaz (yatırmam evet, uyku ödevden daha önemli!) yarın okulda öğretmenine ne söyleyecek…

O anda aklından geçenlerin, gözünden akan yaşların hepsinin sebebi bunlar, biliyorum. Ve bunların hiç biri de neyi nerde yanlış yaptım acaba? değil. Doğrusu nasıl olur ki değil. Nasıl olmuş bu? değil. 

Gerildikçe gerildik haliyle, ben anlatmaya çalıştıkça o dinlemedi, yatma saati gelmişti bir de o yüzden bağırıştık.. Off yanii…

Ağlaya ağlaya uyumaya gitti,bende salonda  sakinleşince yanına gittim öğretmenine yaptım ama yanlış yapmışım yeniden düzeltip getireceğini söyleyebileceğini söyledim. O yine öğretmenim şöyle derse böyle derse dedi. O zaman biz konuşuruz dedim kapadım konuyu…Öğretmenini zaten çok seviyorum ve araya girmiyorum, ve gerçi yapmaz ama olur da yaptığı ama yanlış olduğu bir şey için azarlanırsa o zaman müdahale ederim.  Oradaki müdahalem de haksızlık yaptığını düşündüğüm için  (ay her halta müdahele etmem lazım ya) olur. (Annem bizi; ben çocuklarımı sokakta bulmadım kodlamasıyla büyüttü:)  Sonuçta çocuk durumu açıklayıp kendini ifade etmeye çalışıyor.

Böyle anlarda arada sakin kalabilen bir tampon lazım bana, aklına, tarafsızlığına güvendiğim, bana kendimi kötü hissettirmeyecek ama doğru olanı da uygun bir şeklide söylemekten vazgeçmeyecek biri.. Annem, garibim bazen şahit oluyor da, onun uygun dil kısmı eksik:))   bana bir şey söylüyor ve ben o an zaten sinirden tütüyorum bir de o alıyor nasibini:((  ya da oğlan hatalı ben zaten cırlıyorum bir de o söyleniyor. Bu sefer de ben zaten söyleniyorum sen niye giriyorsun araya oluyor.

Demem o ki bana beni sakinleştirecek biri,  birşey  veya bir yöntem lazım. Bekar anne olmak – her şeye rağmen anlaşamadığın bir adamla çocuk büyütmekten bin kat daha kolay olsa da (şükür) –  hiç de öyle dışarıdan göründüğü veya yazıldığı kadar kolay değil. Keyifli evet ama zor ve bazen sadece daha zor… 

İşte öyle…. Böyle kriz anları hep var ve büyüdükçe de hep olacak. Kabul etmek lazım. Sadece çocuklarda değil ki bizde de… Neleri büyütüp kırıyoruz, kırılıyoruz, kolaya kaçmak istiyoruz, zor geliyor….neler neler

 

Esnemeyi hatırlamak niyetiyle…

IMG_20180314_125352
Bu arada pişti, gayet de hafif ve lezzetli oldu. Ve sadece 1 tane yedim, tadına bakmak için:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.