Baykuş

Aaaa baykuş… erk hayvanım..

Gerçi erk hayvanlarında baykuş var mı bilmiyorum, hiç araştırmadım.

Erk hayvanı , şamanizm’de size yol gösteren bir hayvan  (okuduklarımdan anladığım kadarıyla) Eski zamanlarda insan doğadan bu kadar kopmamışken  doğayla ve hayvanlarla içsel olarak iletişim kurabiliyordu (muş).  Zamanla bu bağlantıyı kopardıkça bu iletişim de kesilmiş. Yol göstericiler bir yerlerde bir şekilde hep var olmuşsa da biz onları fark etmeyi unutmuşuz.

İnsanlar sanırım kendilerine ait olanı görmeyi reddetiklerinden ya da -mor alevin  deyimiyle- kendi güçlerinden korktuklarından hep başkalarının rehberliğinde yol almak istemişler, ya da fikir almak, ya da danışmak.. Biz de öyle yapmıyor muyuz bu gün, bir şey olduğunda koşa koşa en yakınına sormuyor musun ne yapayım diye?

Onun gibi bir şey… Eski zamanlarda da (ya da belki hâlâ) bu rehberliği size bazı hayvanlar verirmiş. Kimisinin bir tane erk hayvanı kimisinin ihtiyacına göre zaman zaman değişen farklı hayvanları olurmuş.

Şamanizm hikayesi için bildiğim isim Nilgün Arıt  var. Ben tanışmadım henüz kendisiyle (gerçi tanışmak için ille de yüz yüze olmanın gerekmediği bir dönemdeyiz bence, bire bir tanımasam da bildiğim çok isim var ve hiç kendimden ayrı gibi hissetmiyorum bazen), kitaplarını da okumadım. Maya şamanlığını anlatıyor. “Maya” olduğu için ilgimi çekmişti. Tanışan, sohbetini dinleyen arkadaşlarım sevgiyle bahsettiklerine göre ve yazılarından anladığım kadarıyla çok keyifli bir anlatıcı…

Erk hayvanını ben galiba ilk Elif’ten duydum. O da anlatır böyle şeyleri aslında, daha bir sürü şey anlatır tabii de bendeki meraklı bünye “ya benimki ne acaba” diye kımıl kımıl kımıldanıyordu o anlatırken . Ki o dönemde erk hayvanlarıyla ilgili bir sürü yazı , video falan da düşüyor önüme ama ben anlamıyorum tabii ki… Bu da bir “hah şimdi anladım” yazısı değil zaten ama “belki olabilir” yazısı:))

Hasan Sonsuz Çeliktaş ‘ta o dönem erk hayvanlarından bahsediyor. Bir sürü isim anlatıyor ama kimse sizin adınıza “bu, senin için şu’dur” diyemiyor, zaten diyemez de. Dememeli de… Senin için doğru olanı sen bulmak zorundasın. (acı ama gerçek)

Neyse az önce, oğlumu okula bıraktım eve geldim, Ders mi çalışsam yazı mı yazsam derken önce bi kahve yapayım dedim . Kettle’da kireç birikmiş, limon tuzu koydum kaynattım, bu sırada kahvaltı bulaşıklarını da bir yandan makineye yerleştirirken bir anda aklıma sabaha karşı rüyamda baykuş gördüğümü hatırladım.

Uykumun arasında – ya sabah hatırlamayı unutursam diye- ,  “baykuş, baykuş” diye sayıkladım ki uyanınca hatırlayayım.  İşe yaradı ama sadece baykuşu hatırlıyorum, gerisi yok:) 

Aaa dedim “baykuş” ve bir andan gözümün önünden baykuş hatıraları gelmeye başladı…

Ben çocukken, biz pembe evde otururken (binanın rengi pembeydi o yüzden öyle kaldı adı) camın önünde minik mermer baykuş  biblosu dururdu. Gri renkliydi sanırım…

Sonra, babam çok güzel baykuş ıslığı çalardı. Yazlıktaydık, bazı akşamlar iki elini iç içe alıp başparmaklarının birleştiği yerden üfler ve değişik bir ıslık çalardı. Baykuş sesi derdi. Çalarken de alttaki parmaklarını açıp kapardı. Babamın ıslığına cevap verirdi baykuş varsa etrafta.  Ama hiç canlı baykuş görmedim.

Yazlıkta çok baykuş olduğu söylenirdi, ama gece çıkarlarmış ya ben hiç denk gelmedim.Karşı sokağımızdaki boş evlerden birinde ölüsünü bulmuştu annemler bir gün.  Yolunu şaşırıp eve girince çıkamamış sanırım, ne kadar büyük kanatları var diye anlatıyorlardı.

Elif, erk hayvanlarını anlattıkça ben, Zeus sevdamdan dolayı kartal olduğunu veya bir kurbağa olduğunu düşünüyordum. Kartal kaybolan ruhların yolunu bulmasına yardımcı olurmuş ve yükseklere çağırırmış. Bende buraya yerleşmeme ve Zeus’a olan tutkum dolayısı ile kartal olabileceğini düşünmüştüm.Daha sonra öğrenmiştim ki Zeus’un hayvanı da kartalmış.

Kurbağayı da düşünme sebebim şuydu; Bir kere Elif’le ve oğlumla burada bir nehir kenarına indiğimizde taşın üstünde duran bir kurbağa gördük. Oğlumun elinde bir sürü siğil vardı. bir tane de bende var. Onunkiler geçti, benimkini bekliyoruz.  En sevdiğim, güvendiğim, aklına kalbine inandığım örnek aldığım kadının, arkadaşımın resmi bir ara kurbağaydı. Kırmızı gözlü pörtlek bir kurbağa:) (galiba ilk kurbağa sembolü orada başladı bende) ne zaman beni arasa ya da ondan bi mail gelse hep o kurbağa bakardı telefonumdan. Hatta bir kere, bilim çocuk dergisinden çıkan kurbağa çeşitlerini oğlumun odasındaki duvara asmıştık da onların içinde bu kırmızı gözlü kurbağayı görünce çocuğum bile “aaa mettap” demişti çok gülmüştük anlatınca.

Kurbağalar ayrıca suyu çok severler ve kuraklık olduğunda vraklamalarıyla suyu çağırırlarmış ya, bende ağlamayı çok seviyorum gözyaşlarının akmasıyla şifalandığımı arındığımı falan düşünüyorum. Ruhumu rahatlatıyor ağlamak.

Bu ve bunlar gibi sebeplerle kendime bu iki hayvanı yakıştırmışım demek ki…

Az önce de benim evimde baykuş figürümün olması lazım diye  düşündüm, tamam evde öyle kurbağa veya kartal sembolüm yok ama neden bilmem bi baykuş biblosu fena olmazdı sanki. Evimde baykuşa dair ne var diye bakınırken (bu sırada Baykuş’un ne olduğuna bakmak için Sırlar Bohçası kitabına da bakmam lazım. Meltem Güner kesin yazmıştır)  kütüphanede oğlumun sene sonu karneleri için öğretmenlerinin benden yapmamı rica ettiği keçeden çok basit bir baykuş figürü olduğunu gördüm. Hem de mor. Hem de kendim yapmışım. Varmış yani… Ağız kısmına poşet zımbalayıp içine karne ile birlikte eti puf koymuştu öğretmenleri karneleri dağıtılırken.

Vakti yok diye de sınıf mevcudu kadar baykuşu ben kesip yapıştırmıştım.

Şaka gibi di mi… Ama değil…Kahce içtiğim fincana baktım, sonra aklıma geldi geldi kaltım dolaba baktım ,annemin hediye ettiği baykuş desenli bir fincanım var.

Ve az önce (yine gidip kontrol ettim) geçtiğimiz yaz annemin arkadaşı Meral ablanın bana hediye ettiği ve benim anahtarlığıma taktığım minik örgü figürü de baykuş (klavyede niye kalp ifadesi yok acaba?)

 

Uff evimde zaten bir sürü baykuş varmış da benim haberim yokmuş. Ama çocukluğumdaki o minik mermer baykuş en çok gözümün önüne gelen resim şu an. Minik, gri, soğuk, sarı gözlü, ürkütücü ama çok güzel…

 

Üstelik mor alev‘de okuyucularına bilge baykuşlar diye seslenir ve ben bunu okuduğumda hoşuma giderdi.  Hani baykuş hep uğursuz hayvan diye bilinir ya, sanırım onun  uğursuz yerine aslında bilge olması beni mutlu kılan.

Ben bir gideyim de şu baykuş olayını bir araştırayım ..Merak ettim…

 

Screenshot_20180316-105236_01

 

bu da  burada dursun: erk hayvanlarının anlamı..

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.