Anda kalmak?

Az önce annemin oğlum için aldığı muhabbet kuşunun kafesini temizleyeyim derken kuşu kaçırdım… Sabah kuş hava alsın biraz diye balkona çıkarmıştım,az önce de altını temizledikten sonra kafesi yavaşça masanın üstünden alt tablasına doğru kaydırırken bir anda o azıcık boşluktan çıktı,önce balkonun mermerine kondu, oradan da karşımda duran ağaçlar ve uçsuz bucaksız yeşilliğe kanat çırptı.

2015-10-10-06-41-08-1

 

 

O uçarken ben ferahladım sonuçta özgürdü artık ama yine de içimde bir yer acıdı. Küçücüktü dayanır mıydı ki bi başına?

Son zamanlarda balkondaki klimanın arkasındaki boşluğa bir tane minik bir kuş gelip ara ara saklanıyor,o aradan da balkonun köşesine pisletiyordu. Bende sürekli çıkmayan kuş pisliklerine sinir olup duruyordum. Sonra acaba yuva mı yaptı diye endişelendim. Baktım yuva gibi oluşum göremedim. sonra dedim ki yapsa ne olur? Koskoca balkonda minicik sığınan bir kuş için yer mi yok? O gün bu gündür ellemiyorum. Sanırım her gece gelip konaklıyor, sabahları bıraktığı izlerden anlıyorum gelip gittiğini…

Herşey yerinde güzel , olması gerektiği yerde..herhangi bir yere bağlanmadan…kendi özelinde, kendi özgürlüğünde…

Sevdiklerimizle de ilişkilerimiz öyle olmalı sanki.

Oğlum 11 gündür babasının yanında. Onu bıraktığım ilk hafta zaten arkadaşlarımın arasındaydım, o yüzden ayrılık sürecim çok zorlamadı. Sadece bir kere -iki gün sonra- teyzemde akşam televizyon seyrederken babasının gönderdiği fotoğrafları görünce gözyaşlarım fışkırdı… tuvalete kaçıp ağladım. Bu dönemlerde iyi arkadaşların kıymeti daha çok anlaşılıyor. Onlara yazdım hemen perişanım diye.. anında  yetişip kollarıma girip kaldırdılar ayağa o iyi diye… sanırım en güzel yanımız bu bizim, karşımızdakinin iyi olduğuna emin olmadan bırakmamak… Sayelerinde en fazla yarım saat sonra toparlamıştım…sonra yine ara ara özlem vurdu tabii de ilki kadar fena değildi…

Bir kere telefon ekranına yapışıp  öptüm mesela:) sanırım bunu en son çocukken sevdiğimiz sanatçıların resimlerine falan yapıyorduk..Meğer insan özleyince herşey mübah oluyormuş.

Yine de güvende ve mutlu olduğunu biliyorum. Yine benimle ama babasını çok özledi. Bana bağlı veya bağımlı olmasını istemiyorum. Şu an orda mutlu, beni özlüyor ama babasını da çok özledi. Doya doya vakit geçirsin istiyorum, baba-oğul olmanın tadını çıkarsınlar.

Dışardan nasıl görünüyor bilmiyorum  ama etrafımdakilerle konuştuğumda güçlü bir kadın  olduğumu söylüyorlar. Öyle miyim? Sanmam…  Çok da önemli değil. Önceliğim de değil.

Özgür bırakmak zor ama bir adım geri çekilip izlemek güzel. Sadece kendi içindeki fırtınalarla savaşmak yerine dinlemeye çalışıyorsun. Durulmak lazım.

Hiç mi sinirlenmiyorum? feci köpürüyorum bazen.. yani .. ne zaman konussam ya tablet bilgisayarda oyun oynuyor, ya film seyrediyor. muhtemelen arada dedesinin bağına gidip toprakla oynuyor, yada bi usta büyüğünün yanında ahşap oymacılığına soyunuyor. Ki bu son  iki maddeden memnunum . Ama  bunları her gün yapmadığını var sayarsak çok boş zamanı kalıyor.

İşte böyle eleştirip didikleyip sinirlenmeye başladığım zamanlarda dur diyorum kendime. DUR! bu onun yolcuğulu…Mutlu ve güvende… bırak keyif alsın, iyi olsun…Ve bunu söylemek o kadar ZOR ki…

Bir çocuğu kendine bağımlı kılmamaya çalışmak…Çocuk iyi de sen kendi içinde dolanan o bağımlılık iplerini kesip atmak zor asıl…O kısım en zoru…

Ben buna kendimce şöyle bir çözüm buldum. Önce bakış açımı değiştirdim. Ah yavrum vah yavrum,gitti gül gibi oğlummm elalem nasıl bakıyor acıtasyonundan çıkacaksın bir kere. bir çocuğu doğru düzgün büyüttüysen seni özlüyorsa gidip babasına beni anneme götür özledim der. en azından benim oğlum der.  Ayrıca biz her ne kadar kötü ayrılmış olursak olalım oğluna iyi bakar babası. Bakış açılarımız farklı sadece. O maddesel  doyurur ben ruhunu doyururum çocuğumun. Dolayısı ile belki de biz bu yüzden bir araya gelmisizdir zamanında. Zamanı geldiğinde,ipler koptuğunda sonuç üzücü değil sevindirici olur. Çünkü çocuk her iki kanaldan ayrı ayrı olsa da çok daha faydalı bir şekilde beslenir.

O yüzden özgürlük güzeldir..Sadece çocuk için değil hepimiz için güzeldir. Aslında çok zordur seçim yapmak. Birilerinin bizim adımıza karar vermesi ve ona tabii olmak çok kolaydır. Düşünsene bir karar vermek için bile bir  çok şeyi düşünmek zorundasın aslında.. Karar vereceğin şeyi istiyor musun mesela gerçekten? Sevdiğin için mi ihtiyacın olduğu  için mi istiyorsun? niye ihtiyacın var? ne eksikliğin var ki ihtiyaç duyuyorsun?  ufff  bu ve bunun gibi cevaplaman gereken bir sürü şey.

Oysa sana hiç sorulmadan sipariş verilen ve önüne getirilen yemeği yiyip güzelmiş veya kötüymüş demek çok daha kolay… Gözün yan masadaki tabağa kayıp ay acaba ondan mı isteseydim diyene kadar:)

Seçim yapmak kadar yapmamak da bir seçim aslında. düşünmemek gibi… Düşüncenin hızını durduramıyorsun ama akıp geçmesine izin verebilirsin. yada yavaşlatma egzersizleri yapabilirsin.

Bir süre önce bazı vedalar güzeldir diye bir yazı yazıp dökmüştüm içimi. Tüten instagramdan “ben niye olduğunu biliyorum ama söylemem kendin bulacaksın nedenini” demişti. Söylememişti de…

Bugün buldum. Son zamanlarda hiç geçmişe gitmiyorum, O ufak vedalardan sonra çoğu şey kapandı. Hayal de kurmuyorum. Acaba kitap okumayı  bıraktığım için mi hayal dünyam durdu diye düşünüyordum ama hayır sanırım hayale ihtiyacım kalmadı.Anda kalmayı bir şekilde öğrendim. Artık gerçekten bu yazıyı yazıyı yazıyorsam gerçekten yazıyı yazıyorum, kafam ruhum  başka yerde değil.. ya da ne bileyim yürüyorsam gerçekten yürüyorum.

Birisiyle görüşmek istemiyorsam gerçekten istemiyorum. Aramak istemiyorsam aramıyorum…

Tuhaf bir şekilde kendimden memnumun. Hayatımda bir dağın en tepe zirvesinde oturup manzarayı seyrediyor gibiyim ve bu çok keyifli…

Mesela zaman zaman yalnız hissediyorum evet ama bu acınacak bir durum değil, yani sabah kalkıp evde kimse için kahvaltı hazırlamıyorum, canım istemezse kendime de hazırlamıyorum, yemek yapmıyorum. Buzdolabında muhtemelen sadece salatalık domates peynir ve mevye var… Ki benim için gayet yeterli. Yemek aramıyorum, canım da  istemiyor…

Tüm bağları  koparmak iyi hissettiriyor bana… Bağ ne derseniz hani enerjisel olarak insanların birbirine farkında olmadan taktığı, bağladığı düğümlediği ipler, kancalar...

Mesela burada bir yer var . Tam Altınoluk’la Küçükkuyu arasında. Belki sadece 1o  adımlık bir mesafedir…Altınoluk  Edremit Belediyesi’ne bağlı ama Küçükkuyu Çanakkale Belediyesi’ne. Bunu twitterdaki belediyelerin yazışmalarından öğrenmiştim.Ve bir gün Küçükkuyu’ya giderken Altınoluk’un bitiş tabelası ile  Küçükkuyu  başlangıç tabelası arasındaki o minicik alanla kim ilgileniyor diye düşünmüştüm. Şimdi oranın kimsesiz / sahipsiz olması bana inanılmaz keyifli geliyor. Oradan her geçtiğimde sadece bir kaç saniye için bile olsa uçuyormuşum hissine kapılıyorum. O kadar saf ve özgür bir alan gibi geliyor bana. Şu 10 adımlık yerde bile böyle hissediyorsam tüm dünyanın sınırları kalksa ne kadar muhteşem olurdu di mi? yanındaki insanı yargılamadan kabul etsen mesela, saygı duyabilsen… herkes kendi alanında dilediğini yapsa ve keşisim noktalarında sadece insani saygı ve hoşgörü kuralları geçerli olabilse…

hmm hayal kuramıyordum di mi:)) Olsun bu güzeldi… Hem hayal değil ki temenni bu…

 

Reklamlar

4 responses to “Anda kalmak?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s